islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,3672
EURO
55,2356
ALTIN
6.653,51
BIST
12.150,67
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
19°C
İstanbul
19°C
Yağmurlu
Çarşamba Yağmurlu
20°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
14°C
Cumartesi Yağmurlu
14°C

MODERN SİYASETİN AHLAK KRİZİ: KUTSALDAN KOPAN İKTİDAR İNSANLIĞI DEĞERLER BUNALIMINA SÜRÜKLÜYOR

MODERN SİYASETİN AHLAK KRİZİ: KUTSALDAN KOPAN İKTİDAR İNSANLIĞI DEĞERLER BUNALIMINA SÜRÜKLÜYOR

MODERN SİYASETİN AHLAK KRİZİ: KUTSALDAN KOPAN İKTİDAR İNSANLIĞI DEĞERLER BUNALIMINA SÜRÜKLÜYOR

Modern düşüncenin hayatı kompartımanlara ayıran parçacı zihniyet yapısı; devletten bireye, dinden bilime, siyasetten ahlaka kadar insan hayatını kuşatan tüm kurumları ait olduğu bütüncül bağlamdan kopararak küresel ölçekte derin bir anlam ve meşruiyet krizine yol açıyor. Yapılan kapsamlı fikri ve sosyolojik analizler, özellikle siyaset ile ilahi referanslara dayalı ahlak arasındaki bağın koparılmasının, günümüz toplumlarında kronikleşen siyasal, hukuki, iktisadi ve içtimai bunalımların temel kaynağı olduğunu ortaya koyuyor. Modern tasavvurun değer yüklü kavramları asli mecrasından saptırması, en başta dinin buyurgan ve kuşatıcı gücünü hedef alarak toplumsal çözülmeyi ve yabancılaşmayı hızlandırıyor.

Seküler Siyasetin Doğuşu: Başarı İçin Her Şey Mübah

Geleneksel ve ilahi referanslardan koparılan seküler siyaset kuramı, iktidarın yegâne gayesini “başarı, güç ve muvaffakiyet” olarak tanımlıyor. Siyasi hedeflere ve iktidarın bekasına ulaşmak adına başvurulan her türlü usul ve aracın ahlaka aykırı olmasında hiçbir beis görmeyen bu yaklaşım, dünya siyaset sahnesinde günden güne kurumsallaşıyor. Din ve kutsalın denetiminden tamamen çıkarılan bu pragmatik anlayış, yöneticilerin dizginlenemez iktidar hırsını körüklerken; dinden bağımsızlaştırılmış ahlak kavramı ise her siyasetçinin kendi şahsi ve iktidar odaklı çıkarlarına göre tanımladığı görece, keyfi bir araca dönüşüyor. Devletin, yönetme erkinin ve siyasetçinin adeta ilahlaştırıldığı bu düzende, insan “ahsen-i takvim” sıfatından ve fıtri mertebesinden koparılarak sadece sistemin ve gücün bir nesnesi haline getiriliyor.

İki Farklı “Önce Ahlak” Anlayışındaki Mahiyet Farkı

Yapılan analizlerde, seküler-laik çevrelerin dilden düşürmediği “ahlak” söylemi ile Müslüman şahsiyetin “Önce Ahlak” ilkesi arasındaki esasa dair mahiyet farkına dikkat çekiliyor. Seküler-sekülerist sistemlerde ahlak; bireysel tercihlere indirgenen, somut icraatlardan yalıtılan ve çoğu zaman idari adaletsizliklerin, liyakatsizliklerin, rüşvetin ile toplumsal yozlaşmanın üzerini örten konjonktürel bir söylem olarak kullanılıyor. Meyhaneden kumarhaneye kadar her türlü yozlaşmaya ruhsat veren ve ilahi hükümleri yok sayan siyasi yapılar, sıra kamuoyuna beyanat vermeye geldiğinde ahlak meşruiyetine sığınmaktan çekinmiyor.

Buna karşın İslami ilkeler ışığında yükselen ahlak tasavvuru; kaynağını doğrudan Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’ten alan, iman eşiği aşıldıktan sonra amelle bütünleşen ve hayatın tüm alanlarını kuşatan sarsılmaz bir hakikat olarak konumlanıyor. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyruğu hatırlatılarak; siyasetin ve yönetme erkinin de bu nebevi ve ilahi ilkelerden bağımsız düşünülemeyeceği, aksi halde adaletin imkânsızlaşacağı vurgulanıyor.

Ahlaktan Yoksun Siyaset Toplumsal İfsada Yol Açıyor

 İslami Ahlak üzerine yapılan değerlendirmelerde, ilahi ve fıtri ölçütlerden soyutlanmış bir siyaset mekanizmasının insanlığa huzur, emniyet, şeffaflık ve adalet sunamayacağı açıkça ifade ediliyor. Sürekli ahlak söylemi üretip amelde yalan, aldatma, haksız kazanç, kamu malını gasp ve toplumsal ifsat üreten siyaset tarzının meşruiyet zeminini tamamen kaybettiği belirtiliyor. Yöneticilerin halka ve yaratıcıya karşı dürüst olma sorumluluğunu yitirdiği bu sekülerleşmiş düzende, insan merkezli adil yönetim anlayışının yerini gücü, serveti ve dar bir zümrenin iktidarını koruyan yapılar alıyor.

Yakup Döğer

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.