islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3944
EURO
54,0556
ALTIN
6.129,44
BIST
13.687,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
29°C
İstanbul
29°C
Açık
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Açık
29°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C

MODERNİST BİR SÖYLEM VE RECM ÖRNEĞİNDE METODOLOJİ SORUNU 

MODERNİST BİR SÖYLEM VE RECM ÖRNEĞİNDE METODOLOJİ SORUNU 
A+
A-

MODERNİST BİR SÖYLEM VE RECM ÖRNEĞİNDE METODOLOJİ SORUNU

Günümüzde kendilerine “modernist Müslüman” diyen veya İslam’ın tarihsel birikimini ve geleneksel mirasını bütünüyle reddeden, buna rağmen itikadi açıdan kendilerini Ehl-i Sünnet çizgisinde gören bir yaklaşım dikkat çekmektedir. Bu kesim, İslam’ın bazı meselelerinin henüz tartışılmamış ve çözüme kavuşmamış olduğu izlenimi vererek, adeta bu konuları ilk kez gündeme getirip çözmeye çalışıyor.

Ancak bu çaba, İslami ilimlerin köklü metodolojisini bir kenara bırakıp, kişisel tercihlere dayalı yeni bir yöntem benimsemektedir. Bu yöntem genellikle iki şekilde işliyor: Ya hadislerin tümünü topyekûn reddederek işe başlanıyor ya da sadece kendi ideolojik kabullerine uygun bulunan hadisler seçilip, diğerleri görmezden gelinerek meselelere delil getiriliyor. Daha da ötesi, delil olarak sunulan ayet ve hadisler, gerçek bağlamlarından koparılarak yoğun bir yoruma (tevil) tabi tutulmakta ve nihayetinde modern anlayışa uydurulmaya çalışılmaktadır.

Buradaki temel motivasyon, samimiyetsizlik veya ihlastan uzak oluşun yanı sıra, İslam’ı modern dünya görüşüne uyarlama veya en azından onunla çatışmadığını ispatlama çabası olarak öne çıkıyor.

Söz konusu tartışmalar genellikle birkaç ana başlıkta toplanıyor: Kölelik-cariyelik, miras paylaşımı, şahitlik, hırsızlık cezası, nüşuz halindeki kadına yönelik tedbir ve recm cezası.

Bu yazıda, recm meselesini, bir makalenin sınırları dâhilinde ele almayı ve mevcut geleneksel perspektifi ana hatlarıyla aktarmayı hedefliyorum.

İslam Cezalarının Amacı ve Recm

Kur’an ve Sünnet’in belirlediği cezalar, toplumsal huzur ve güvenliği sağlamayı, iyiliği (maruf) hâkim kılıp kötülüğü (münker) ortadan kaldırmayı esas alır. İslam, suçu cezalandırmadan önce, suça zemin hazırlayan sosyal ve ahlaki sebepleri bertaraf eden bir toplum inşa etmeyi hedefler. Nihai gaye, cezadan ziyade, suçu önleyici bir toplumsal düzen kurmaktır.

Zina suçu, nesillerin karışmasına, aile içi güvenin yok olmasına, toplumda iffetsizliğin yayılmasına ve toplumsal çatışmalara yol açabilecek ciddi bir cinayettir. İslam, bu denli büyük bir toplumsal tahribata sebep olan bu suçu, caydırıcı bir ceza ile önlemeyi amaçlar.

Ayrıca unutulmamalıdır ki, had cezalarının uygulanabilmesi için adaletli bir İslam devletinin varlığı bir ön şarttır. Darülharp veya isyancıların kontrolündeki bir bölgede bu cezaları uygulamak hem meşruiyet hem de pratik imkân açısından mümkün değildir.

Modern Çağda Recm Tartışmaları

Günümüzün sosyo-kültürel ikliminde, recm cezasının aşırı sert olduğu yönünde eleştiriler yükselmektedir. Hatta bazı çevreler, bu cezanın İslam’da aslında hiç olmadığını ispatlamaya çalışmaktadır. Ancak geleneksel İslami anlayış, hem sahih hadisler hem de tarihsel uygulama örnekleri ışığında, belirli şartlar altında recmin meşru bir ceza olduğunu savunmaktadır.

Bu çalışmada, recm cezasının İslam şeriatında var olduğunu temel delillerle ortaya koyacak ve karşıt görüşte olanların ileri sürdüğü argümanların ne derece zayıf, tutarsız ve manipülatif olduğunu ana hatlarıyla göstermeye çalışacağım. İlk olarak, recm cezasını kabul etmeyenlerin dayandıkları başlıca argümanları şu şekilde sıralayabilirim:

1. “Kur’an’da Recm Cezası Geçmiyor” İddiası

Bu iddiayı savunanlar, recmin Kur’an’da yer almamasını gerekçe göstererek hadislerin dinde bağlayıcı delil (hüccet) olamayacağını öne sürmektedir. Oysa Allah Teâlâ, birçok ayette Peygamber’e (s.a.v.) itaati emretmiş, ona helal ve haram koyma yetkisi vermiş ve onu ümmet için bir örnek (üsve-i hasene) kılmıştır. Zaten sadece recm değil, birçok temel ibadet ve muamelat kuralı –zekatın miktarı ve veriliş şekli, Cuma namazının vakti ve rekat sayısı, cenaze namazının kılınışı ve defin işlemleri gibi– Kur’an’da tafsilatlı olarak açıklanmamış; bu konuların detayları bizzat Peygamber uygulaması (Sünnet) ile öğrenilmiştir.

2. “Recm Sadece Yahudilere Uygulanmıştır” İddiası

Bu iddia, tarihî gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Hadis kaynakları ve güvenilir tarihî rivayetler, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Mâiz bin Mâlik el-Eslemî, Gâmid kabilesinden bir kadın, Cüheyne kabilesinden bir kadın ve bir bedevi ile zina eden evli bir kadın gibi Müslüman bireylere de recm cezasını uyguladığını mütevatir derecesinde aktarmaktadır.

3. “Nûr Sûresi’nin 2. Ayeti ile Recm Cezası Neshedilmiştir” İddiası

Recmin neshedildiği (hükmünün kaldırıldığı) iddiası da dayanaksızdır. Kaynaklara baktığımızda, Nûr Sûresi’nin 2. ayeti indikten sonra dahi Allah Resulü’nün (s.a.v.) recm uyguladığına dair rivayetler bulunmaktadır. Mâiz bin Mâlik ve Gâmidiyeli kadın hadiseleri, Hz. Ömer’in (r.a.) meşhur hutbesi ve İbn Hacer el-Askalânî, Bedreddin el-Aynî gibi birçok otorite âlimin eserleri, bu cezanın neshedilmediğinin açık delilleridir.

4. “Recm, Zayıf ve Âhâd Haberlere Dayanır ve Bir Tâzir Cezasıdır” İddiası

Recm cezasının sadece zayıf (âhâd) haberlere dayandığı ve bir had değil de tâzir cezası olduğu iddiası da isabetli değildir. Recm ile ilgili rivayetler elliden fazla sahabî kanalıyla bize ulaşmıştır. Bu kadar çok kanaldan gelen ve ümmetin uygulamasıyla desteklenen bir hüküm, âhâd kapsamında değerlendirilemez. Bilakis, bu rivayetler mütevatir derecesine ulaşmış kabul edilir ve recmin bir had cezası olduğu konusunda İslam ümmeti tarih boyunca genel bir kabul (icmâ) oluşmuştur.

M.Emin CAN

YAZARIMIZ  “M.Emin CAN’IN”  DİĞER  YAZILARINA  ULAŞMAK  İÇİN  BURAYA  TIKLAYINIZ 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Yorumlar
  1. Özcan RUHŞEN dedi ki:

    Maşallah Emeğine sağlık Hocam

    1. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Allah razı olsun değerli hocam

  2. Hasan Kendal dedi ki:

    Çok güzel yazı. Sanal zeka katkısı da gözüküyor. Yazarin kendi ifadeleri daha etkileyici okur diye düşünüyorum.

    1. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Değerli kardeşim imla kurallarını iyi bilmediğim için sanal zekadan istifade ettim teşekkür ederim. Lakin sözler bana ait

    2. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Değerli kardeşim isterseniz bunu yapay zekaya sorun. Tamamen benim yazım Selam ve dua ile

    3. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Değerli kardeşim isterseniz bunu yapay zekaya sorun. Tamamen benim yazım . Bunu test etmek kolay.Selam ve dua ile

  3. Abdullah Emre can dedi ki:

    Bilinçli bir uyanış zekice işlenmiş

    1. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Allah razı olsun hocam teşekkür ederim

  4. Mehmet yahya suçin dedi ki:

    Rabbim ilmînizi arttırsın
    Sesinizi uzaklara ulaştırsın
    Saygılarımla kıymetli hocam

    1. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Allah razı olsun. Saygı bizden aziz hocam

  5. Kenan DOGANÜLKER dedi ki:

    Sagol satın hocan teşekkür ederim aydınlattığın icin

    1. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Allah razı olsun değerli kardeşim

    2. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Allah razı olsun değerli kardeşim bende teşekkür ederim

  6. Sevim varlı dedi ki:

    Emeğinize sağlik değerli hocam

    1. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Sizlerde çok değerlisiniz hocam

  7. Şemsettin özaykan dedi ki:

    Allah razı olsun
    Kalemine sağlık

  8. Sadrettin ATLAY dedi ki:

    Kur’an Bütünlüğü İçinde Recm Tartışmasına Cevap

    1. Kur’an’daki Cezaların Bütünlüğü ve Orantılılık

    Nur Suresi 2. Ayet ve Nisa 25. Ayetin Önemi

    Recm cezasının Kur’an’da yer almaması ve Kur’an’daki ilgili ayetlerde farklı bir ceza öngörülmesi, recm karşıtı argümanların temelini oluşturur.

    Nur Suresi 2. Ayet: Zina eden bekar kadın ve erkeğe yüz (100) değnek cezası emredilir.

    Nisa Suresi 25. Ayet: Evli cariyelerin (köle kadınların) zina etmesi durumunda onlara, hür kadınlara uygulanan cezanın yarısı uygulanır.

    Orantılılık Prensibi

    Nisa 25’teki “cezanın yarısı” prensibi, recm cezasının Kur’an’la çeliştiğini gösteren en güçlü mantıksal delildir:

    1. Eğer evli hür kadın için ceza Recm (Ölüm) olsaydı, ölümün yarısı diye bir uygulama olamazdı. Bir ceza ya ölümdür ya da değildir.
    2. Ölüm cezasının yarısı, canlı kalmak demektir.
    3. Ancak dayak (celde) cezasının yarısı (100 değneğin yarısı olan 50 değnek) uygulanabilir ve bu, İslam hukukundaki orantılılık (tahfif) ilkesine tam olarak uyar. Bu durum, hür ve evli kadın için uygulanan cezanın, cariyelerden daha ağır, fakat uygulanabilir bir dayak cezası olması gerektiğini düşündürür.

    Bu nedenle, Kur’an’ın kendi iç tutarlılığı (mantıksal bütünlüğü) esas alındığında, evli dahi olsa zinanın Kur’an’daki had cezası değnek cezasıdır. Recm, ölüm cezası olduğu için bu orantı ilkesine aykırıdır.
    2. Resul ve Nebi Sıfatları ile Dinin Kaynağı

    Resul ve Nebi Görevleri

    Resul (Elçi) Sıfatı: Peygamber’in Allah’tan aldığı vahyi (Kur’an’ı) tebliğ etme görevidir. Bu tebliğ, dinin ana kaynağıdır ve tartışmasız bağlayıcıdır.
    Nebi (Peygamber) Sıfatı: Peygamber’in tebliğ dışındaki idari, yargısal ve beşeri uygulamalarıdır. Bir Resul’ün, kendisine gelen ayete (Kur’an hükmüne) aykırı bir hükmü dinin kalıcı ve genel bir kuralı (had) olarak koyma yetkisi Kur’an’ın üstünlüğü ilkesiyle çelişir.

    Eğer Kur’an zina için 100 değnek derken, Peygamber bunun aksine evliye recm cezası uygulamışsa, bu uygulama ya:

    1. Kur’an’dan önceki (Yahudi) şeriatına ait geçici bir uygulama,
    2. Bir tâzir (yargıcın takdirine bağlı ceza) uygulaması, ya da
    3. Hükmü mensuh (kaldırılmış) olan bir uygulama olarak ele alınmalıdır.

    Zira Kur’an’ın hükmü, Sünnet’ten (hadislerden) önce gelir ve bir hadis, Kur’an’ın açık bir emrini (hükmünü) neshedemez (kaldıramaz).

    3. Recm Hadislerindeki Çelişkiler ve İspat Sorunu
    Çelişkili Rivayetler

    Recm hadisleri, makalede iddia edildiği gibi mütevatir (yalan üzere birleşmeleri aklen imkânsız olan bir topluluk tarafından nakledilen) derecesine ulaşsa bile, hukuki ve uygulama açısından ciddi çelişkiler barındırır:
    Bazı rivayetlerde recmin Kuran’da olduğu fakat neshedildiği (okunuşunun kaldırıldığı), bazı rivayetlerde ise doğrudan uygulamaya dair çelişkili detaylar yer alır. Örneğin: “Şeyh ve Şeyha zina ettiklerinde onları recmediniz” şeklinde bir ayet olduğu iddiası, Kur’an metninde yer almadığı için hukuken geçersizdir.

    İspat Sorunu (İkrar ve Şahitlik)

    Kur’an, zina suçunun ispatı için 4 adil şahit şartı koyar (Nisa 15; Nur 4). Bu şart, suçu cezalandırmaktan çok, toplumsal ahlakı koruma ve cezayı zorlaştırma amacını taşır.

    Hadis rivayetlerinde ise recm uygulanan Maiz, Gamidiye gibi vakalarda ceza, suçüstü yakalanma ile değil, kişinin gelip kendi kendini itiraf etmesi (ikrar) üzerine uygulanmıştır.
    Hukuki zayıflık: Hadislerin itiraf üzerine odaklanması, makaledeki eleştiriyi destekler: Cezanın zorlu ispat şartı (4 şahit) yerine, tek kişinin ikrarı ile ölüm cezasının uygulanması, Kur’an’ın caydırıcılık amacına aykırı bir kolaylık getirmiştir. Zira İslam hukukunda şüpheden kaçınmak esastır. Hatta hadislerde Peygamber’in, itiraf eden kişiye “Belki sadece öptün?” gibi sorularla ikrardan dönme fırsatı vermesi, bizzat ölüm cezasından kaçınma eğilimini göstermektedir.

    Sonuç: Kur’an’ın hükümleri (100 değnek ve yarı ceza) ile recm hadisleri arasındaki mantıksal, hukuki ve orantısal çelişkiler göz önüne alındığında, Kur’an’ın bütünlüğünü esas alan bir yaklaşımla, zinanın had cezasının recim değil, değnek cezası olduğu sonucu daha güçlüdür. Recm, ya hükmü neshedilmiş (kaldırılmış) bir uygulama ya da Kur’an’daki cezadan önce, dönemsel olarak kullanılan bir Yahudi hukuku uygulamasıdır.