
Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi (Rassemblement National-RN), iktidara gelmesi hâlinde kamusal alanda başörtüsü takılmasını yasaklamayı ve yasağa uymayan kadınlara para cezası uygulamayı planlıyor. Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Jean-Philippe Tanguy, 30 Ağustos Pazar günü BFMTV’de katıldığı programda, partisinin 2027 yılında iktidara gelmesi durumunda başörtüsüne yönelik yaptırım uygulayacağını açıkladı.

Tanguy, “İslamcı ideolojiyle mücadele edeceğiz ve başörtüsü takılmasını cezalandıracağız. Başörtüsü yasaklandığında buna rağmen takan kadınlar para cezası alacak” ifadelerini kullandı. Tanguy ayrıca başörtülü kadınların sayısındaki artışı “kontrolden çıkmış” bir durum olarak niteledi. Uygulanması planlanan para cezasının miktarı ise açıklanmadı.
Tanguy, başörtüsü yasağına uymayan kadınlara verilecek cezayı, emniyet kemeri takmayan sürücülere kesilen trafik cezasıyla kıyasladı. Başörtüsünün yalnızca bir kıyafet tercihi olmadığını savunan aşırı sağcı milletvekili, Müslüman kadınların dinî inançları gereği kullandıkları örtüyü “Fransa’nın değerlerine aykırı bir ideolojinin simgesi” olarak göstermeye çalıştı.
Ulusal Birlik içerisindeki tartışmaların sona erdiğini belirten Tanguy, kamusal alanda başörtüsü yasağı konusunda parti yönetiminin karar verdiğini söyledi. Böylece daha önce Marine Le Pen’in seçim kampanyalarında gündeme getirdiği yasakçı yaklaşım yeniden Ulusal Birlik’in temel vaatlerinden biri hâline geldi.
Tanguy’nin açıkladığı düzenleme, Fransa’da bugün yürürlükte bulunan bir kanun değil; Ulusal Birlik’in iktidara gelmesi durumunda hayata geçirmeyi vadettiği siyasi bir projedir.
Fransa’da 2004 yılından beri devlet okullarında başörtüsü dâhil dikkat çekici dinî semboller yasaklanıyor. 2010 tarihli kanun ise kamusal alanlarda yüzün tamamen kapatılmasını engelliyor. Ancak yüzü açık bırakan başörtüsünün sokaklar ve diğer genel kamusal alanlarda kullanılmasını yasaklayan kapsamlı bir düzenleme hâlen bulunmuyor. Ulusal Birlik’in planı, mevcut sınırlamaları genişleterek doğrudan başörtüsünü hedef almayı amaçlıyor.
Başörtüsünü “ideoloji” olarak nitelendiren bu yaklaşım, din ve vicdan özgürlüğünü savunma iddiasındaki Fransa’nın çifte standardını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bir kadının ne giyeceğine devletin karar vermesi, özgürlük değil açık bir baskıdır. “Kadınları özgürleştirme” söylemiyle başörtülü kadınlara para cezası vermek ise başlı başına büyük bir çelişkidir.
İslam’da tesettür, Müslüman kadının inancı doğrultusunda yerine getirdiği dinî bir sorumluluktur. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve başörtülerini yakalarının üzerine örtsünler” buyrulmaktadır. (Nûr, 24/31)
Aşırı sağın bu tehdidi yalnızca bir kıyafete değil, Müslümanların inançlarını görünür biçimde yaşama hakkına yönelmiştir. İslam karşıtlığını “laiklik” ve “ideolojiyle mücadele” kavramlarının arkasına gizlemek, yapılan ayrımcılığın mahiyetini değiştirmemektedir. Fransa’nın gerçek sınavı, Müslüman kadınları cezalandırmak değil, din ve vicdan özgürlüğünü herkes için güvence altına almaktır.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube