
“Necdet Abi Şu Gelen Ali Rıza Demircan Hoca Değil mi?”
Ali Rıza Demircan hocayla ilginç karşılaşma.
Bugün hava parçalı bulutlu ama yağış görünmüyor. Oğlan da uzun yoldan gelmiş yol yorgunu. Çayı demledim güzel bir kahvaltı sonrası kendimi sokaklara bıraktım. Herkes benim gibi dalgın mı yürüyor ne, hadi ben emekliyim de bunlar niye böyle derken 56’ları bitirmiş her türlü esnafın bulunduğu Mecidiye çarşısına gelmişim, bari Hamidiye Medresesi çay ocağında çay içeyim dedim. Büyük Camii, Saathane meydanı derken boş bulduğum yere oturdum. Tek başına çayın tadı da olmaz ki, Yalçın’ı aradım ‘tadım yok’ dedi, Ahmet’i aradım ’hemen geliyorum abi’ dedi ama 45 dakika bekletti.
Nihayet..
Nasılsın dan başlamış, hayatın anlamı hakkında konuşuyorduk ki Ahmet başını sağ tarafa seğirterek
“Necdet abi şu gelen Ali Rıza Demircan hoca değil mi?” diye sordu.
TV’lerden tanırım hocayı. Araştırmacı yazar, ‘İslama Göre Cinsel Hayat’ adlı eseri pek tutuldu, pek çok dergide, gazetede yazılar yazdı, televizyon programları yaptı.
Baktım ‘Benziyor, burada ne işi olsun ki diyebildim.’ 30-40 kişinin yanından geçip yanımızda bittiler.
Oturduğum yer duvara bitişik minderli sabit kanepeydi, Ahmet’le aramızda sehpa var. Ahmet tabureye oturmuş ben yüksekte kalmıştım. Dedim “Ahmet’im rahatsız oldum, ben yüksekte, sen aşağıda olmuyor böyle?’ deyince Ahmet bir tabure kapıp geldi, kanepe de böylece boşalmış oldu.
Ali Rıza Demircan hoca ile damadı da önceden davet etmişiz gibi kanepeye doğru yöneldiler. Tabi ayağa kalktık ‘hoş geldiniz hocam!’ deyince gülümsedi.
Olay tamamen spontane gelişti…
40 yıllık tanış gibi sohbete başladık. Rizeliymiş, Samsun’a torunlarını ziyarete gelmiş. Malatyalı olduğumuzu öğrenince yüzündeki gülümseme daha bir belirginleşti.
“Ah Malatya!” diye başladı. Malatya denince akla kim gelir? Tabiki Sait Çekmegil abi.
“M.Sait Çekmegil’e Allah rahmet eylesin” dedi.
Sait abi yukarıda bahsettiğim kitabın ismini sağda solda eleştirirmiş, bu da Ali Rıza hocanın kulağına gitmiş. Fikir Kulübü Sohbetinde karşılaşmışlar. Sıra kendine gelince demiş ki:
“Sait Beyefendi Kardeşim! (Kibarlığa bakar mısınız?) Sizin kitabımın ismini eleştirdiğinizi duydum. Neden eleştirdiniz? Bana neden söylemiyorsunuz? Söyleyin ki varsa bir yanlış düzelteyim. Ben de sizin ‘İnsanlık Anlayışı’ kitabınızın ismini beğenmedim, böyle kitap ismi mi olur?” deyip gülüşmüşler.
Rahmetli Esat Keşşafoğlu abiden bahsederken 40 kitabını nasıl sattığını gülerek anlattı.
Erhan Hoşhanlı’nın evinde 1 hafta kalmış, hasta olmuş kendi deyimiyle (gülerek) zehirlenmiş…
1984 yılında Malatya Belediye Konferans Salonunda verdiği seminerden bahsetti.
Sayın Mehmet Okuyan’dan bahsederken fikirler uyuşmasa da her yıl selamlaştıklarını, fikir düşünce sahibi insanlara hürmetini, muhabbetini anlattı.
Kalkacağız, hepimiz çay parası için elimizi cebimize attık o ilginç konuşma tarzıyla ellerimizi cebimizden çıkartarak cebinden 200 tl çıkardı çaycıya “kaç çay, ne kadar kardeşim” dedi. Çaycı da “10 çay 50 tl.” dedi. İnanamadı, biliriz ki Samsunda her yerde çay 25 tl…
Demircan Hoca “ya ne kadar ucuzmuş, herkesin çayını da benden al bari” diyerek gülümsedi.
İleri yaşına rağmen gayet dinç ve cömert Sayın Ali Rıza Demircan beyefendiye sağlık ve afiyetler diliyorum.
Necdet İlimen
MİRATHABER.COM
Yazımın paylaşılmasına memnun oldum. Hayatta kimi hadiselerin hoşluğu cihana bedeldir. Değerli hocayla bu şekilde tanışmak kim bilir aynı havayı solumak, aynı şeyleri düşünmek, her daim bir arada olmak gibi bir çekim gücünün ifadesi olabilir. Bu güzelliği halk edene hamd olsun. Hocaya selam ve sevgiler dilerim.