Neler Oluyor?

Op. Dr. Ünzile Girişgin

Dünya siyasetini, teolojik tarihi, ülkemizdeki yönetim erklerini takip eden stratejist, ilim ve bilim ehli dünya ve yaşadığımız coğrafyanın önemli bir süreçten geçtiğinin farkında. Peki, bu insanlar içine düştüğümüz durumun ciddiyetini anlatmak ister iseler karşılarında muhatap bilinçli bir toplum bulabilirler mi acaba?

Öncelikle salgınla moral ve motivasyonu bozulan insanlarımızın hızla toparlanması lazım. Doğa ile hızla buluşma, bağışıklık sistemini güçlendirme, hepimize iyi gelen sabırlı, çalışkan, sağduyulu bilge insanlarla bir araya gelebilme, faydalı olmaya çabalayan bilge kişileri takip ederek ruh ve beden sağlığımızı hızla düzeltmeliyiz.

Tüm dünya’ da ekonomik sıkıntı ve kaos var iken, siyasi çalkantılar ve sokak olayları tırmandırılmakta, ülkeler arası fitneler hortlatılırken Türkiye’de bundan nasipsiz bırakılmayacaktır.

2021 ve 2026 yılları arasını hem biyolojik hem astrolojik hem siyasi hem de dini boyutları ile güzelce analiz etmek, milletimizi psikolojik yönden güçlü ve sağlıklı tutmak zorundayız.  Beyin ve ruh sağlığı iyi değilse beden hastalıklarla mücadele edemez.

Zengin iyice zengin olurken, yerli esnafımız fakirleşti. Kimse kimseye de borç vermez. Bunu ben bizzat kendim yaşadım; çok iyi biliyorum. Borç verme ya da bir borçlunun borcunu kapama hasletimiz zayıfladı. Evet hemen herkes maddi sıkıntı yaşamaya başladı. Çünkü israf ve bereketsizlik vardı. Özellikle 20 yaş altı gençler rahata çok alışkınlar. Özgürlük özgürlük diye ailelerine başkaldıran gençler kendi ayaklarının üzerinde durabilecek, dedelerinin, ninelerinin verdiği yokluğa sabır ve milli mücadele becerisini gösterebilecekler mi?

İnsanlar salgın yüzünden kaygı bozukluğu yaşamaya, ekonomik kayıpların ve borçların verdiği stres ile güzel düşünme yetilerini kaybettiler. Öfke kontrolleri zayıflamaya, şükretme ve sabretme melekelerini yitirmeye başladılar. Ekonomik sıkıntıları da birlik ve beraberlik içerisinde atlatmamız gerekmektedir.

En kötü netice ne olabilirse o ihtimali bu millete ve gençlerimize anlatabilme mesuliyetimiz var.

En endişe verici olan şey nedir?

Toplumsal ayrışma ve kamplaşma.

Çok büyük bir plan işletiliyor lakin millet olarak acaba fitne oklarının üzerimize üzerimize yaklaştığının yeterince farkında mıyız?

Kendim için örnek vereyim. Hekim, anne, kediler, çiçekler, bebişler, ameliyat ve tıbbi bilgiler içeren Op.Dr. Ünzile Girişgin insan olarak bir bütünü yansıtan instagram sayfasında cinsel bilgi paylaşınca bir bakıyorum 2000-5000 kişi takipten çıkıveriyor. Vatan, millet aşkı paylaşınca bir bakıyoruz 100-200 kişi gidiyor. 19 Mayıs gençlik bayramını gençlerimizi kucaklamak ve teşvik etmek için paylaşmışım 200-300 kişi ayrılıyor. Dedem Fatih Sultan Mehmet Han’ı anıyorum yine aynı hal. Bu köşedeki bir yazımı linkle sundum inanır mısınız aynı gün 3000 kişi ayrıldı.

Bu memlekette hiç kimse, hiçbir şeyden mutlu olmuyor.

Şikayet ve eleştiriden başka ürettiğimiz ne var?

Nihayetinde ben bu ülke insanının mutluluğu, şifası, birliği, dirliği ve göremediği tehlikeli işleri, anlatamadığı ve çare aradığı-hatalar yaptığı en ayıplı ve mahrem konuları bazen çılgınca bazen sessizce bazen yazı ile işlemeye çalışan bir dost, kardeş olduğuma inanıyorum. Bilim derseniz yıllarım uykusuzlukla geçti, hizmet derseniz ayak tabanlarım şişti.

Bu ülkede neler oluyor ve bu millete ne oldu?

Şükretmek, tebrik etmek, bilgili inanlardan istifade etmek yok. Egolar, nefs tavan yapmış. Sosyal medya yazışmalarına bakın İslam ahlak, nezaket, sevgi yaklaşımları kaybolmuş. Herkes benim partim, benim pırtım benim liderim benim ırkım, benim törem, benim din algım derken her konuda da haklı olduğumuzu  farz edip birbirimize saldırıyoruz.

Lütfen rica ediyorum;

Birlik için uzanan elleri sıkıca tutalım, bilgisi ve feraseti ile millete seslenen temiz yürekli cesur insanları yalnız bırakmayalım, duyduğumuz her şeye inanıp öfkelenmeyelim, yerli esnaftan alışveriş yapalım. Çağın en sonuna tanıklık eden İslam mensubu kişiler bu coğrafyayı yönetmenin ne kadar zor olduğunu, dedemiz Abdulhamit Han’ın yaşadıklarını asla unutmayalım. Çakallar, yılanlar, bilimin arkasına sığınıp bizi hasta edenler, dönekler, parayı yönetenler, siyasi çalkantılar planlayanlar salgınla beraber bizi zayıf bulup her yandan tatlı tatlı,  şirin şirin görünüp şifa diye zehir akıtırken bizler ne yapacağız?

Ya Rabbi hepimize akıl ver, feraset ver, Hakkı Hak Batılı Batıl göster ve bizi sahipsiz bırakma.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here