Nepotizme Karşı Tek Çare Ehliyet ve Liyakattır

Yıldırım: Akraba Kayırmacılığı Çağlardan Beri İnsanlığın En Büyük Sorunu

Malatya’da, partilileriyle bir araya gelen AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, Nepotizm (Akraba Kayırmacılığı) ile ilgili olarak şunları söyledi: “Burada ‘efendim senden daha fazla var, benden daha az var’ gibi bir kavga da işi daha vahim hale getirebilir. O yüzden Nepotizm çağlardan beri insanlığın en büyük sorunlarından biridir. Burada mücadelede de ortak bir anlayış partilerin birbirlerini suçlamaları değil, ortak bir anlayışla bu ve buna benzer işlere meydan vermemektir.”

Nepotizme Karşı Tek Çare Ehliyet ve Liyakattır

Adam kayırma, iltimas, ayrıcalık anlamlarına gelen nepotizm, eğitim, vasıf, ahlâk ve liyakat durumlarına bakılmaksızın idarecilerin, eş, dost ve akrabalarının devlet işlerine alınmalarının yaygın olarak yapıldığı bir idare biçimidir. Bazı Üçüncü Dünya ülkelerinde nepotizm, bürokraside aşağıdan yukarıya doğru olarak hemen her kademede mevcuttur. Önemli mevkilere na-ehil (ehil olmayan) kişilerin getirilmesi hâlinde, bu kişiler, çoğu zaman ehliyetli ve vasıflı insanları çevresinde barındırma imkânı vermez. Bu da iktisadî, siyasî ve sosyal gelişmenin önünde önemli bir engel teşkil etmektedir. Adam kayırmacılığı, adalet anlayışı ile bağdaşmayan sapkın bir davranış biçimidir.

Adam kayırmanın bir unsuru olan iltimas da, yargı-eğitim-istihdam-siyaset-terfi ve vazife dağıtımı gibi değişik alanlarda bazı torpilli-imtiyazlı kişileri daha fazla koruma, diğerlerini (dürüst ve ehil olanları) ise görmezlikten gelme veya ihmal etme anlamında gelen ve bu haliyle sosyal adâleti tahrip eden bir yaklaşımdır. Uygun olmayan işler için iltimas (aracılık), sosyal nizamı bozabileceği gibi vatandaşların yönetime karşı güvenini de sarsabilir. Onun için nepotizme sıfır tolerans tanıyarak onunla mücadele etmek, her hukuk devletinin başlıca görevidir.

Ne var ki Sayın Yıldırım’ın da dolaylı da olsa ifade ettiği üzere bugün T.C. Devletinin herhangi bir kurumun/beldenin başına gelmiş/seçilmiş bir yönetici, hangi partiden olursa olsun genelde kendi yakınlarını daha çok kayırmaktadır. Bunu nasıl mı öğrenebiliriz? Aslında çok kolay. Bugün iktidara yakın basını takip edersiniz özellikle CHP’li belediye başkanlarının yakın akrabalarını nasıl belediyede iş verdiklerini okuyabilirsiniz. Hükümete muhalif olan basın ise AK Partili belediye başkanlarının veya kurum amirlerinin en yakınlarına ne gibi idarî görevler verdiklerini öğrenebilirsiniz. Demek ki nepotizm, sadece belirli bir partiye, cemaate, gruba has bir sorun olmaktan çıkmıştır Türkiye’de.

Daha doğrusu. Nepotizm, memleketimizde bu kadar yaygın olarak uygulandığına ve kimse de kendi bünyesinde buna karşı bir çare üretmediğine göre bu kayırmacılık sorununa daha derinlerde aramak lazım. Bu bağlamda şu atasözümüzü hatırladım: Tencere dibin kara seninki benden kara. Kim, kime şikâyet edecek? Hemen kimsenin şikâyet etme hakkı yok ki? Çünkü o da gizli veya açık nepotizm uyguluyor. Hatta bazıları bunu övünerek gururla anlatabiliyor. Bakın bir yönetici ne diyor: “Elbette evladımı danışman olarak belediyeye alacağım. Ondan daha yeteneklisini bulamadım.” Şimdi bu idareciye “Kardeşim, yapma etme, evladının dışında da yetenekli hatta ondan daha liyakatli adaylar vardı. Neden böyle yaptın?” deseniz o da bize “Ne yani? Sayın Cumhurbaşkanımız damadını bakan yapabiliyor da ben mi kendi evladımı belediyemde is bulamayacağım?” derse biz ona nasıl cevap verirdik.

Demek ki “balık baştan kokar” atasözü burada da geçerlidir. Nepotizmle mücadelede başarılı olamıyorsak merkezî anlamda bununla ilgili örnek bir açılımın olmaması ile yakından ilgilidir. Merkezî yönetim, nepotizme kendine göre bir makuliyet yüklerse, yerel yönetimlerin de herhalde bu tarz adam kayırmacılıktan uzak durmaları düşünülemez ve beklenilemez. Yöneticilerimize, siyaset tarihine bir göz atmalarını ve bu bağlamda gelmiş geçmiş (başarılı) devlet adamlarının idarecilik yöntemlerini bir incelemelerini tavsiye edeceğim.

Adaleti ile meşhur olmuş olan Halife Hz. Ömer’in idare anlayışını bir tetkik edin. Bununla birlikte bir de bir hilm ve hayâ abidesi olan ve/fakat iyi niyetli olarak en yakın akrabalarını en önemli idarî mevkilere getirmiş olan Halife Hz. Osman’ın akıbetinden bir ders çıkartın. İyi bir Müslüman olmanın yanında iyi bir yönetici olabilmek için, tarih ve tarihî şahsiyetler bize önemli ipuçları vermektedir. Nepotizmin siyasî ve sosyal âfetlerini yaşamak istemiyorsak başta devletin zirvesinde olmak üzere bütün resmî kurumlarda liyakati ve ehliyeti esas alan bir idarî anlayışın hâkim olması elzemdir. Yoksa geleceğimiz hiç de aydın olmayacak. Öyle bir uyarıda bulunuyor en son peygamberimiz (sav):

“İş (kadro), ehil olmayana verildi mi artık kıyameti bekleyiniz!” (Buhârî, İlim: 2).

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir