Neşe Nur Akkayalar da özgürdür

Sorun olmaması ve özgürlükler kapsamında değerlendirilmesi gereken başörtüsü meselesi, zaman zaman gündemimizi maalesef işgal ediyor. Maalesef diyorum, çünkü böyle bir gündem ile insanların karşısına çıkmanın demode olduğuna inanıyorum.   

Özgürlük anlayışını herkes kendine göre tanımlayıp, başkalarını düşünmeden bencil bir hayata sürükleniverince, toplumumuzda ki sıkıntılar maalesef bitmiyor, bitemiyor. Herkes bir şeylere sahip çıktığını iddia ediyor ama sıkışınca “Ben özgürüm” diyerek o sahip çıktığı şeylere de ihanet etmekten geri durmuyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi araştırma görevlisi Neşe Nur Akkaya, başörtülü bir akademisyen. Onun,  parkta bir kediyi severken, bir erkek tarafından saldırıya uğraması ve hakaret edilerek başına termos ile vurulması gündeme geldi. Bunlar keşke iddia olsa da demokrasi ve özgürlükleri içine sindirmeye çalışan ülkemizde, göğsümüzü gere gere böyle insanlar bulunmaz diyebilsek. Ama maalesef saldırgan karakolda, Neşe Nur Akkaya’nın iddialarının doğru olduğunu ve yaptıklarını itiraf ederek, acziyet içinde bir düşünceye sahip olduğunu ispatlamış oldu. Hem de ne acziyet…

Üzüldüğümüz taraf şu ki, bu olayda mağdur durumda olan akademisyene ciddi manada sahip çıkan ne bir kadın derneği, ne bir insan hakları derneği ne de istediklerinde halkı gaza getirmeyi iyi bilen siyasiler olmadı. Açık bir kadın saldırıya uğradığında (ki kesinlikle bunu da kabul etmiyoruz) kıyameti koparanlar, büyük bir çifte standart içinde, bulundukları yerden başlarını bile çıkartmadılar.

Bu ülkede, özgürlüğü akıl melekeleri ile değil de başka taraflarıyla anlayanlar bitmedi bitmeyecek. Z kuşağı denilen genç neslimiz bunları pek bilmezler ama bunların akıl hocaları ve sözüm ona özgürlükleri savunan ama gerçekte özgürlükler ile alakası olmayanlar; bir zamanlar Üniversite kapılarının önüne ikna odaları kurarak örtülü kızlarımızın başını açması için zorluyorlardı. Kabul edenler başını açarak veya peruk takarak okullarına girebilirken, açmayanlar ise okul önlerinde polislerin coplarına muhatap oluyorlardı. Bu kadar açık ve net bir şekilde özgürlük alanlarını ihlal eden bu zihniyet bir de tirajıkomik bir şekilde bunu, özgürlükler adına yaptığını iddia ediyordu. Güya mahalle baskısıyla başını örtmek zorunda kalan kızları, kendileri de farklı bir baskıyla başlarını açmaya zorluyorlardı. O dönemde depresyona girip intihar eden kızlarımız bile olmuştu. Son sınıfa gelmiş doktor, mühendis, hemşire olacak kızlarımız okullarını bırakmak zorunda kaldılar.

Hatta bir gün Demirel, Sosyoloji, psikoloji, pedagoji bilimlerini altüst ederek “Başörtüsüyle okumak isteyenler Arabistan’a gitsinler” demişti. Allah ameline göre muamele etsin ne diyelim? Ama diyeceğimiz şey şu ki, artık kılık kıyafet konusunda baskı nereden gelirse gelsin toplumun gerilmesini, kamplaşmasını ve bir kesimin diğer kesimi ötekileştirmesini istemiyoruz.

Kadınlarımız da ister moda olarak, ister dini inançlarından ötürü, isterse de siyasi sembol olarak başını örtsün veya açsın. Bundan kime ne? Pardon soruyu düzelteyim. “Bundan size ne?”

Şimdi sizlere sormak istiyorum. Başörtülüleri modern ve çağdaş olmamakla suçlayanların kendileri, çağdışı ve özgürlük anlayışından yoksun bir şekilde Neşe Nur Akkaya gibi başörtülü kadınlara saldırıyorlar. Şimdi sizce burada, kim örümcek kafalı?

Bendeniz, Neşe Nur Akkaya’ya saldıran Eray Çakın başta olmak üzere siyasi görüşü ne olursa olsun başörtülü bayanlara karşı hazımsızlık içinde olan ruh hastalarına, insanca bir tavsiyede bulunacağım. Her ne kadar pandemi sebebiyle Psikiyatristlerin  kapıları kalabalık olsa da gidip tedavi olsunlar. Bundan sonra da başörtülü insanları toplumda görmeyi hazmedebilmiş bir şekilde hayatlarına devam etsinler.

Güzel ülkemin güzel insanlarına, yüce rabbimizin bu konuda ki ayeti kerimesini hatırlatmak ve herkese inançlarını özgürce yaşayabildiği, kimsenin kimseyi ötekileştirmediği bir hayat yaşamalarını diliyorum. Şöyle buyuruyor Rabbimiz:

“Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar….”(Nur Suresi 31)                  

Selam, saygı ve muhabbetlerimle…

Şaban DOĞAN

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here