
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CNN Türk ekranlarında yaptığı açıklamalarda, Benjamin Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik söylemlerinin arkasında çok katmanlı bir strateji olduğunu ifade etti. Çelik, İsrail’in yürüttüğü politikanın sadece askeri değil, aynı zamanda psikolojik ve siyasi hedefler içerdiğini vurguladı.
Çelik’e göre Netanyahu’nun söylem ve saldırılarında iç içe geçmiş beş temel amaç bulunuyor. Bu planın ilk ayağında, Pakistan’da yürütülen kritik barış görüşmelerini sabote etme hedefi yer alıyor. Netanyahu’nun açıklamalarında Hamas ve İhvan gibi başlıklara vurgu yapmasının, Batı kamuoyunu manipüle etmeye yönelik olduğu belirtiliyor.
İkinci aşamada ise Batı dünyasının hassasiyetlerini kaşıyarak İsrail’i “Batı’nın kalesi” olarak yeniden konumlandırma çabası dikkat çekiyor. Bu söylemle hem destek toplamak hem de yeni bir algı zemini oluşturmak hedefleniyor.
Çelik’in dikkat çektiği üçüncü başlık ise bölgeyi içeriden karıştırma planı. Buna göre İsrail’in, İran ve çevresinde etnik ve mezhebi grupları harekete geçirerek yeni çatışma alanları oluşturmak istediği ifade ediliyor. Ancak bölgedeki Kürtler başta olmak üzere farklı grupların bu plana dahil olmaması, Tel Aviv yönetiminde ciddi bir rahatsızlık oluşturmuş durumda.
Bu bağlamda Netanyahu’nun Türkiye hakkında ortaya attığı iddiaların da bu başarısızlığın bir yansıması olduğu vurgulanıyor.
Dördüncü katmanda ise Türkiye’nin bölgedeki dengeleyici rolü hedef alınıyor. Çelik’e göre Ankara’nın etnik ve mezhebi ayrışmalara karşı duruşu ve bölge ülkelerine yaptığı “bu planların parçası olmayın” çağrısı sahada karşılık buldu. Bu durum, İsrail tarafında yeni bir rahatsızlık oluşturdu.
Netanyahu’nun Türkiye’yi farklı aktörlerle ilişkilendirmeye çalışmasının da bu etkinin kırılmasına yönelik olduğu ifade edildi.
Beşinci ve en kritik başlık ise Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirme çabası. Netanyahu’nun “İran’dan Türkiye’ye füze gönderildiği” iddiasının bu stratejinin bir parçası olduğu belirtiliyor.
Çelik, bu söylemlerin bilinçli bir provokasyon içerdiğini ve bölgesel çatışmayı genişletme amacı taşıdığını dile getirdi.
Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik saldırıların aslında daha geniş bir hedefe işaret ettiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
Cumhurbaşkanımıza saldırmaları, insanlık değerlerini savunan bir ittifakın etkisini kırma çabasıdır. Türkiye, bu ittifakın en güçlü temsilcilerinden biridir.
Bu çerçevede Türkiye’nin sadece siyasi değil; sivil toplumdan sanatçılara kadar geniş bir alanda ortaya koyduğu tepkinin yakından takip edildiği ifade edildi.
İsrail tarafının Türk siyaseti içinde ayrışma oluşturma çabasının da başarısız olduğu belirtildi. Netanyahu’nun bazı Türk siyasetçileri etiketleyerek iç tartışma üretme girişiminin ters teptiği ve Türkiye’de ortak bir duruş oluştuğu vurgulandı.
Çelik, Türkiye’de farklı siyasi görüşlere sahip kesimlerin, devletin ve Cumhurbaşkanı’nın hedef alınmasına karşı ortak refleks gösterdiğini ifade etti.
Açıklamada, yaşanan sürecin yalnızca bölgesel değil küresel bir mücadele olduğunun altı çizildi. Gazze’den başlayarak Lübnan, Batı Şeria, Suriye ve İran’a uzanan geniş bir coğrafyada yaşanan gelişmelerin tek bir stratejinin parçası olduğu ifade edildi.
Çelik, bu sürecin “insanlık değerleri ile kaos politikaları” arasında bir mücadeleye dönüştüğünü belirtti.
Son olarak Çelik, yaşanan tüm gerilime rağmen çözümün diplomasi ve müzakereden geçtiğini vurguladı. Sürecin inişli çıkışlı olabileceğini belirten Çelik, kalıcı barış için görüşmelerin sürdürülmesinin en doğru yol olduğunu ifade etti.
Bölgesel ve küresel barış açısından müzakere kanallarının açık tutulmasının kritik önemde olduğu vurgulandı.
İSLAMİ HABER “MİRAT”