islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,3634
EURO
55,2101
ALTIN
6.632,92
BIST
12.150,67
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
19°C
İstanbul
19°C
Yağmurlu
Çarşamba Yağmurlu
21°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
16°C
Cumartesi Yağmurlu
14°C

Netanyahu’nun Ardından Katz da Erdoğan’ı Hedef Aldı: İsrail Neden Türkiye’den Bu Kadar Rahatsız?

Netanyahu’nun Ardından Katz da Erdoğan’ı Hedef Aldı: İsrail Neden Türkiye’den Bu Kadar Rahatsız?
A+
A-

Netanyahu’nun ardından Katz da Erdoğan’ı hedef aldı: İsrail neden Türkiye’den bu kadar rahatsız?

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alarak Türkiye’yi Suriye’de “tehlikeli maceralara” sürüklemekle suçladı. Katz’ın açıklamaları, İsrail’in Ebu Zuhur saldırısının ardından Türkiye’ye yönelik tehdit dilini daha da sertleştirdiğini ortaya koydu.

Katz’dan Erdoğan’a tehdit

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Türkiye’nin Suriye’deki faaliyetlerine ilişkin yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef aldı.

Katz, Erdoğan’ın Türkiye’yi Suriye’de “tehlikeli maceralara” sürüklediğini öne sürerek, İsrail’in güvenliğini tehdit edecek hiçbir aktörün faaliyetlerine izin vermeyeceklerini söyledi.

Katz’ın açıklaması, İsrail’in İdlib‘deki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı‘na düzenlediği saldırının ardından geldi.

İsrail savaş uçakları Ebu Zuhur Havaalanı’na saldırırken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da saldırının Türkiye’ye verilmiş bir mesaj olduğunu söyledi. Netanyahu, Türkiye’ye daha önce “yapmayın” dediklerini ancak mesajın anlaşılmadığını, bunun üzerine daha açık bir mesaj verdiklerini ifade etti.

Böylece İsrail yönetiminin Suriye’deki askeri faaliyetlerinin Türkiye’yi de doğrudan ilgilendiren yeni bir boyuta taşındığı görüldü.

DERİN BAKIŞ: İsrail Neden Türkiye’yi Hedef Tahtasına Koydu?

İsrail’in Türkiye’ye yönelik tehditlerinin arkasındaki gerekçeye baktığımızda karşımıza yine aynı cümle çıkıyor:

“İsrail’in güvenliği tehdit altında.”

Gazze’ye saldırıyorsunuz, “İsrail’in güvenliği tehdit altında” diyorsunuz.

Suriye’yi bombalıyorsunuz, yine “İsrail’in güvenliği tehdit altında” diyorsunuz.

İran’a saldırıyorsunuz, aynı gerekçeyi kullanıyorsunuz.

Şimdi Türkiye‘nin Suriye‘deki varlığından rahatsız olup Ankara’yı tehdit ediyorsunuz ve yine “İsrail’in güvenliği” diyorsunuz.

Artık buna kargalar bile gülüyor!

Çünkü Ortadoğu’da sadece İsrail yaşamıyor.

Suriye’nin güvenliği yok mu? Türkiye’nin güvenliği yok mu? Filistinlilerin güvenliği yok mu? Lübnan’ın güvenliği yok mu?

İsrail’in güvenliği söz konusu olduğunda bütün bölgenin dengelerini dikkate alan anlayış, konu başka ülkelerin egemenliği olduğunda neden aynı hassasiyeti göstermiyor?

Asıl mesele Türkiye’nin Suriye’deki rolü

İsrail‘in Türkiye’den rahatsızlığının temelinde Suriye’de ortaya çıkan yeni denklem bulunuyor.

Esed rejiminin devrilmesinden sonra Suriye’nin yeniden yapılanmasında Türkiye önemli bir aktör haline geldi. Ankara, Suriye’nin istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekliyor.

İsrail ise Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye‘deki askeri kapasiteyi geniş çaplı hava saldırılarıyla hedef aldı. Silah depoları, askeri tesisler ve stratejik noktalar vuruldu.

Şimdi ise Türkiye’nin Suriye‘deki varlığı İsrail açısından yeni bir sorun olarak görülüyor.

Ebu Zuhur saldırısının ardından Netanyahu’nun bunu Türkiye’ye verilmiş bir mesaj olarak açıklaması, meselenin yalnızca Suriye olmadığını gösteriyor.

İsrail aslında Ankara’ya şunu söylüyor:

“Suriye’de ne kadar ileri gidebileceğinizi biz belirleriz.”

Türkiye’nin kabul etmesi gereken bir yaklaşım değildir.

İsrail gerçekten güvenliğini mi savunuyor?

Burada sorulması gereken temel soru budur.

İsrail, Suriye‘deki her gelişmeyi kendi güvenliği açısından tehdit olarak görüyorsa, Suriye’nin kendi güvenliğini kim savunacak?

Üstelik Suriye yönetimi, Ebu Zuhur‘da Türkiye’nin kalıcı bir askeri üs kuracağı yönündeki iddiaları reddetti. Ankara da İsrail’in Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelerini siyasi saiklerle Suriye’yi istikrarsızlaştırma girişimi olarak değerlendiriyor.

Dolayısıyla İsrail’in “Türkiye tehdidi” söylemi, yalnızca askeri bir endişe olarak değil, Suriye’nin geleceği üzerindeki güç mücadelesinin bir parçası olarak da okunmalı.

Netanyahu’nun seçim hesabı

Bir başka önemli boyut ise İsrail iç siyaseti.

İsrail 27 Ekim 2026’da genel seçime gidiyor. Netanyahu‘nun yeniden seçilmesi ise garanti değil.

Gazze savaşının ağır siyasi ve insani sonuçları, Netanyahu hükümetine yönelik uluslararası baskılar ve İsrail kamuoyundaki tartışmalar devam ederken, güvenlik meselesinin seçim siyasetinde yeniden öne çıkarılması Netanyahu açısından önemli olabilir.

Bu nedenle Türkiye’nin yeni bir “tehdit” olarak sunulması sadece dış politika açısından değil, İsrail iç siyaseti açısından da dikkatle değerlendirilmelidir.

Elbette “Netanyahu Türkiye’yi yalnızca seçim kazanmak için hedef alıyor” demek için yeterli veri yoktur. Ancak seçim sürecinde güvenlik ve dış tehdit söyleminin siyasi karşılığının bulunduğu da açıktır.

“Büyük İsrail” tartışması

Meselenin bir diğer boyutu da İsrail‘in bölgesel hayalleridir.

İsrail siyasetindeki bazı aşırı sağ çevrelerin “Eretz Israel” veya “Büyük İsrail” anlayışı doğrultusundaki söylemleri uzun zamandır tartışılıyor.

Gazze‘deki savaş, Batı Şeria‘daki yerleşim politikaları, Suriye topraklarına yönelik saldırılar ve Lübnan’a yönelik askeri operasyonlar birlikte değerlendirildiğinde, İsrail’in bölgesel güvenlik anlayışının yalnızca kendi sınırlarıyla sınırlı olmadığı görülüyor.

Bu nedenle Türkiye’nin Suriye’de güçlenmesi Tel Aviv açısından yalnızca askeri değil, jeopolitik bir mesele haline geliyor.

Türkiye ne Gazze’dir ne Suriye ne de İran

İsrail’in en büyük yanılgısı tam burada devreye giriyor..

Türkiye ne Gazze’dir, ne Suriye‘dir ne de İran.

Türkiye; güçlü bir devlet geleneğine, büyük bir orduya, stratejik bir coğrafyaya ve bölgesel ağırlığa sahip bir ülkedir.

Dolayısıyla İsrail‘in tehdit diliyle Türkiye’yi Suriye’deki politikalarından vazgeçirebileceğini düşünmesi gerçekçi değildir.

Türkiye’nin yapması gereken ise savaş çağrısı yapmak değil; caydırıcılığını artırmak, Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunmak, diplomatik baskıyı güçlendirmek ve İsrail’in bölgesel saldırganlığına karşı daha somut politikalar geliştirmektir.

7 Ekim’den bu yana İsrail’e yönelik sert siyasi söylemlerin artık daha güçlü diplomatik ve bölgesel karşılıklara dönüşmesi gerektiği de açıktır.

Çünkü İsrail’in her saldırısını “güvenlik” gerekçesiyle açıklamasına sessiz kalındığında, bu anlayışın sınırları giderek genişleyebilir.

“İsrail’in güvenliği tehdit altında.”

Artık buna kargalar bile gülüyor!

Çünkü Ortadoğu’da yalnızca İsrail yaşamıyor.

Suriye’nin güvenliği yok mu?

Türkiye’nin güvenliği yok mu?

Lübnan’ın güvenliği yok mu?

Filistinlilerin güvenliği yok mu?

Ortadoğu yalnızca İsrail’in güvenliğinden ibaret değildir.

Türkiye’nin güvenliği, Suriye’nin egemenliği ve Filistin’in özgürlüğü de aynı ölçüde önemlidir.

Ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin kararları Tel Aviv’in tehditleri değil, Ankara’nın kendi iradesi belirlemelidir.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.