islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3723
EURO
53,9859
ALTIN
6.129,72
BIST
13.687,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

ÖFKEYİ YÖNETME ERDEMİ

ÖFKEYİ YÖNETME ERDEMİ
19/07/2026 11:12
A+
A-

ÖFKEYİ YÖNETME ERDEMİ

Neden bu kadar öfkeliyiz? Neden problem etmeye değmeyecek şeylere tepkimiz ölçüsüz öfke oluyor? Gündelik hayatımızın içinde gerekli gereksiz, haklı haksız birçok durumda hemen parlamaya hazır kişilerin öfkesine maruz kalıyoruz. Çatışmalı iletişimden başka bir dil bilmeyen, kaba, tahammülsüz insanların kavgaya davetine kapılabiliyoruz. Neden? Akdenizli olduğumuz için mi duygularımızı abartılı dışa vuruyoruz ya da münakaşa eder gibi yüksek sesle konuşmayı olağan karşılıyoruz? Geçmişten gelen kültürel kodlarımız mıdır bizi öfkeli yapan?  

Toplumsal öfkeyi açıklamak için pek çok neden sıralanabilir. Ben öfkenin bireysel yönü ve öfke yönetimi üzerinde durmak istiyorum.

Öfke nedir?  Türk Dil Kurumu, “öfke” kelimesini engellenme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap olarak tanımlıyor. Tanımdan da anlaşılacağı gibi bir tehdit algısına gösterilen tepkidir öfke. Tehdit algısı ise mizaç ve karaktere göre farklılık gösterir. Kimine önemsiz görünen bir durum bir başkasını çileden çıkarabilir.   

Psikologlar ise öfkeyi bireyin beklentilerinin karşılanmaması, adaletsizlik algısı, fiziksel veya duygusal tehdit durumunda yaşanan içsel gerilim olarak tanımlıyorlar. Tıpkı sevinç, üzüntü veya korku gibi doğal, normal bir his, bir uyarı sistemi olarak görüyorlar.  Onlara göre tüm duygular iç dünyamızın habercileri oldukları için iyi kötü diye sınıflandırılmamalı, duyguların söylemek istedikleri dikkate alınmalıdır.  Öfke duygusunu da yok saymak, bastırmak yerine duyguyu kabul edip kontrollü bir şekilde dışa vurmak gerekir. Aksi takdirde kontrol edilemeyen, inkâr ya da bastırma ile yok sayılan bu tür duygular, kişinin hem kendisi hem de çevresi için zararlı olma potansiyeli taşımaktadır.

Atalar, öfke gelince göz kızarır; öfke gidince yüz kızarır demişler. Öfkede akıl olmaz, öfkeliyken sağlıklı düşünemeyiz, istemediğimiz sözler birden ağzımızdan dökülüverir. Öfkeyi nasıl karşılayalım ki gittikten sonra yüzümüzü kızartmasın? Elbette öfke gelince kendimize hâkim olmak kolay değil, durup biraz beklemek, derin nefes alıp sakinleşebilmek, öfkemizin sonuçlarına katlanabilmek… Öfkeyle baş etmek ne kadar zor olsa da irademizi ve aklımızı kullanarak bilinçli bir farkındalıkla kendimize hâkim olmayı alışkanlık haline getirebiliriz.

Öfke yönetimiyle ilgili Aristoteles’in tavsiyesi, davranışlarımızda ölçüyü bulmak konusunda bize bir fikir verebilir. Onun öfkeyi “doğru insanlara, doğru dereceyle, doğru zamanda, doğru amaçla ve doğru biçimde” yönlendirmek gerekir sözü bir erdem olarak öfkenin kontrolünün formülünü verir. Bu yaklaşım, öfkeyi aşırılık (öfke patlaması) ve eksiklik (tepkisizlik) arasında bir orta yol (denge) olarak ele alır. 

Öfkenin yıkıcı olmaması için, Aristoteles’in yönlendirdiği şekilde duygumuzu sorularımızla bir yoklayalım:

 Öfkemi yönelttiğim kişi gerçekten doğru insan mı? Genelde başka şeylere kızmışızdır, dişimizi geçirebileceğimiz kişilere öfkemizi aktarırız. Bazen de en yakınlarımıza öfkemizi boşaltırız. Dolayısıyla ilişkimiz yıpranır, haksızlık etmiş oluruz.

 Öfkemin derecesi ne kadar; orantılı mı, abartılı mı? Çoğu kere ufacık şeylere lüzumundan fazla tepki veririz. Haklı veya haksız gereğinden fazla ve kontrolsüz şekilde sinirleniyorsak hem kendimizi hem de öfkelendiğimiz kişiyi boşuna yoruyoruz demektir. Öfkemizin etkisi azalır. Aşırı ve kontrolsüz tepki, haklı olduğumuz tarafları da görünmez hale getirebilir. 

 Öfkemi doğru zamanda mı belli ediyorum? Duygularımızı ifade ederken hem bizim hem de karşımızdaki kişinin uygun olduğu zamana denk getirmek işe yarar.  Karşımızdaki kişi bizi dinleyemeyecek kadar öfkeli ya da biz, doğru dürüst konuşamayacak kadar stresli haldeysek, doğru zamanda değilizdir; uygun zamanı kollamak gerekir.

Doğru bir amaç için mi öfkeleniyorum? Doğru amaç ne olabilir? Ahlâkî bir değeri savunmak, bir sorunu çözmek veya bir yanlışı düzeltmek ve bir durumu iyileştirmek için öfkelenmek haklı bir sebep olabilir.

Öfkede doğru biçim ve üslup nasıl olmalı? Suçlayıcı, yargılayıcı ve alaycı bir dil yerine “ben dili” tercih edilmeli. Saygı sınırlarını aşmak, saldırganlık, ölçüyü kaçırmak durumu daha da kötüleştirebilir.

Aristoteles, öfke gibi duyguların doğası gereği ne iyi ne de kötü olduğuna inanır. Önemli olan bu duyguların etik akılla yönetilmesidir.

Psikologların öfke kontrolüyle ilgili pratikler ise 4 D kuralıyla sembolize ediliyor: Dur-Düşün-Duyguna bak-DavranÖfke anında tepki vermeden durup 4 saniye nefes alınır, öfkenin nedeni düşünülür; ne hissedildiğine bakılır; ondan sonra harekete geçilir, uygun tepki gösterilir.

Felsefe ve psikolojinin duygu, düşünce ve davranışlarımızı yönlendirmede etkisi ne kadar güçlü olsa da inanan biri için, inanç kadar güçlü etkiye sahip değildir. İnsanlar arasında huzur ve barışın sağlanmasını hedefleyen İslam dininin emir ve yasakları öfkede dengeyi bulmak konusunda ölçü getirmiştir. Şahsi meselelerde öfkeyi yenmek, kamuyla ilgili meselelerde toplum düzeninin bozulmasına ve kötülüklerin yayılmasına sebep olacak durumlarda gevşeklik göstermemek gerekmektedir. 

İslamiyet’te akıl gücünün öfkeden üstün olması ve öfkenin akıl sayesinde dizginlenebilmesi kabiliyetine “hilm” deniyor. Öfkeyi kontrol altına alabilmek, sabır ve affedicilik gibi erdemlerle desteklemek teşvik edilirken, haksızlıklara, zulme ve inanca yönelik saldırılar karşısında duyulan öfke tasvip ediliyor.

Âl-i İmrân Suresinin 134. ayetinde takva sahiplerinin özellikleri sayılırken şöyle buyurulmaktadır:

“Onlar, bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah, iyilik edenleri sever.”

Ayetin mesajı, özellikle tahammülsüzlük, aşırı kontrol isteği, kibir eğilimleri taşıyan kişilere güçlü bir ayar verir, inançlı biriyse eğer.  Hataları affeden, öfkesini salıvermeyen ve her durumda infak edenleri, iyilik edenleri Allah sever. Psikiyatrist Mustafa Merter, ayetin başındaki infak etme davranışını, affedemeyen ve bundan dolayı mutsuz olanlara tavsiye etmektedir. Uzun süre affedemeden öfkeyi içeride taşımak, ne büyük yük ve eziyettir. Şifalanmak için infakta bulunmak, denemeye değer bence.

Öfke kişinin geçmişte yaşadığı olumsuz deneyimlerin, travmaların ve bilinçdışı çatışmaların birikimi sonucunda ortaya çıkmışsa kronik bir hal almış olabilir. Bu kişilerin içlerinde patlamaya hazır bir volkan vardır. Bir uzmandan yardım almaları gerekir.  Bu öfke sağlıklı biçimde ifade edilmediğinde farklı psikosomatik rahatsızlıklarla kendini belli edebilir.

Buraya kadar anlattıklarımızdan ve araştırmalarımızdan edindiğimiz sonuçları kısaca özetleyelim:

Öfkenin bir duygu olarak kişinin kendini koruması için bir uyarı sistemi olduğundan söz ettik. Öfkenin ne olmadığını da söyleyelim:

“Öfke bir problem çözme aracı değildir, bir öç alma veya intikam aracı değildir, başkalarını suçlama biçimi değildir, öfke şiddet göstermek veya suç işlemek için bir neden de değildir, öfke başkalarını kontrol etme yolu değildir, öfke bir haklı olma yöntemi değildir.” [1]

Gündelik hayatımızda bizi öfkelendiren durumlarda duygularımızı yönetmek için aklımızı ve irademizi kullanarak ne gibi tedbirler alabileceğimize yönelik sorularımıza cevap aradık.  Aristoteles’in öfkeyi yönetmedeki doğrularının öfke anında uygulanması zor olsa da en azından etik açıdan duygumuza bakmayı öğretti. Anladık ki dengeli öfke, duruma orantılı bir tepkiyi göstermekle ilgilidir.

Psikologların öfke yönetimiyle ilgili tavsiyelerini önemsedik, fakat Al-i İmran suresinin 134. ayetinin öfkeyle başımız derde girdiğinde hep hatırlanması gerektiği sonucuna ulaştık.

Dipnotlar

[1] Çiğdem Soykan, “Öfke ve Öfke Yönetimi”, Kriz Dergisi 11/2 (01 Haziran 2003), 22. 

Ayşegül Ünal

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Sibel Yıldırım dedi ki:

    Ayşegül hanım yazınızda yine güzel bir konuya değinmiş siniz günümüz insanlarında öfke kontrolden çıkmış durumda maalesef bu konuyla ilgili peygamber efendimizin bir hadisi şerif i aklıma geldi “Pehlivan, güreşte insanları yenen değildir.Asıl pehlivan, öfke anında kendisine hakim olandır.” Öfkesini yenen, öfke anında sakin kalabilmeyi Rabb’im hepimize nasip etsin.Selamlar

  2. Nermin Yılmaz dedi ki:

    Maşallah Ayşegül hanım ne kadar güzel ifade ettiniz. Elinize yüreğinize sağlık. Allah ilminizi ziyade eylesin. Çok istifade ediyorum. Allah razı olsun.

    1. Arife Çelik dedi ki:

      Son zamanlarda sık duyduğumuz söz “öfke kontrolü”,ama nasıl sağlanmalı … Haksızlık karşısında duyulan öfke,suçu bastırmak için yapılan öfke,sabrın taşmasında duyulan öfke gibi toplumda çok yönlü öfke var.Tüm bu öfkeleri yenmek mümkün olmasa da bunları belirli bir adap çerçevesinde kontrol altına alabiliriz .Bunun içinde saygıyı,sevgiyi unutmadan üslübumuza dikkat ederek yapabilirsek ne mutlu bize…. Çünkü insanoğlunun yaratılışında var haksızlık karşısında tepki vermek.Asıl sorun öfkeye yol açan nedenlerin üstüne gidebilmek bunun içinde vicdanın sesini dinlemek en güzel çözümdür .Allah kimseyi vicdandan yoksun bırakmasın .Kaleminize ,yüreğinize sağlık Ayşegül Hanım.

  3. Nevin Kurtarıcı dedi ki:

    Yüreğine kalemine sağlık öfke toplumun içinde cok sık karşılaştığımız kötü davranış biçimi son zamanlarda çok karşılaşıyoruz. Atalarımızın dinimizin belirttiği gibi olmalıyız ( Öfkeyle kalkan zararla oturur ) sözünden anlaşıldığı gibi. olaylar karşısında sabretmeyi bilmeliyiz. Sabrın sonu selamettir ofkelenince başkasına zarar verdiğimiz gibi kendimizede veriyoruz.

  4. Fatih Mehmet Kara dedi ki:

    Milletçe öfkenin zirvesindeyiz maalesef, bir olumsuzluk halinde haksız isek, haklı olmak için, haklı olduğumuzu biliyorsak daha da çok haklı olmak için bağırmak kişinin üzerine yürümek milletçe vazgeçilmezimiz maalesef, ama sizin de dediğiniz gibi birgün “hilm” sahibi olma ümidiyle inşaAllah saygılarımla

  5. Dr. Ahmet Ünal dedi ki:

    Değerli Ayşegül Hocam, kaleminizin zarafeti ve derinliği bir kez daha kendini göstermiş. Felsefeyi, psikolojiyi ve dinimizin hikmetini aynı potada buluşturarak öfke gibi önemli bir konuyu hem düşündüren hem de gönüllere dokunan bir üslupla ele almışsınız. Bu kıymetli yazınız için sizi gönülden tebrik ediyor, kaleminizin daim olmasını diliyorum.
    Selam ve Dua ile….