
Bugün eğitim meselesini sadece akademik başarı, sınav sistemi ve diploma üzerinden değerlendirmek büyük bir eksikliktir; çünkü okul yalnızca bilgi aktarılan bir kurum değil, aynı zamanda insanın karakterinin şekillendiği, öfkesini nasıl yöneteceğini, sınırlarını nasıl koruyacağını, başkasının hakkına nasıl saygı duyacağını öğrendiği bir terbiye merkezidir. Türkiye’de son dönemde okullarda yaşanan cinayet ve yaralama olayları, meselenin sadece bireysel taşkınlıklar olmadığını, aksine daha derin bir ahlâkî ve eğitimsel boşluğun sonucu olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bir öğrencinin öğretmenine ya da arkadaşına saldırabilecek noktaya gelmesi, yalnızca bir “disiplin sorunu” değil, insanın iç dünyasında sınırların çözüldüğünü, öfkenin kontrol edilemediğini ve hayatın değerinin yeterince öğretilmediğini gösterir.
İslâmî ahlâk tam da bu noktada hayati bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkar. Çünkü İslâmî ahlâk, insana sadece neyi bilmesi gerektiğini değil, nasıl bir insan olması gerektiğini öğretir. Çocuğa “başarılı ol” demekten önce “doğru ol”, “sabret”, “öfkeni yut”, “cana kıyma”, “emanete ihanet etme”, “hakkı gözet” bilincini kazandırır. Psikolojik açıdan bu, bireyin dürtülerini kontrol etmesini sağlar; sosyolojik açıdan ise toplumun içten çözülmesini engeller. Ahlâkın olmadığı yerde bilgi, insanı daha tehlikeli hale getirebilir; çünkü sınır bilmeyen bir zihin, gücünü yanlış yerde kullanabilir. Bugün okullarda yaşanan şiddet olayları, işte bu sınır kaybının en acı göstergelerinden biridir.
Eğitim sistemi, ahlâkî temelden uzaklaştığında öğrenci sadece bilgi sahibi olur ama karakter sahibi olmayabilir. Bu da gençliği yönsüz, öfkeli ve kırılgan hale getirir. Ailede yeterince terbiye almayan, okulda ahlâkî bir rehberlik görmeyen, toplumda doğru rol modellerle karşılaşmayan bir genç, zamanla kendi duygularının esiri haline gelebilir. Bu durum yalnızca bireysel değil, toplumsal bir tehdittir; çünkü bugünün öğrencisi yarının öğretmeni, yöneticisi, ebeveyni ve toplum taşıyıcısıdır. Nesiller ahlâkî bir zeminle yetişmezse, ileride sadece kendine değil, içinde bulunduğu topluma da zarar verme potansiyeli taşır.
Bu nedenle çözüm sadece güvenlik önlemlerini artırmak, disiplin cezalarını ağırlaştırmak ya da olayları münferit görmek değildir. Asıl çözüm, eğitimi yeniden ahlâk merkezli bir yapıya kavuşturmaktır. Okullar, sadece ders anlatılan yerler değil; saygının, merhametin, edebin, sorumluluğun ve İslami bilincin yaşatıldığı mekânlar haline getirilmelidir. Öğretmenler yalnızca bilgi aktaran değil, aynı zamanda şahsiyet inşa eden rehberler olarak desteklenmeli; aileler çocuklarının sadece başarısıyla değil, ahlâkıyla da ilgilenmelidir. Çünkü okul güvenliğinin en güçlü teminatı kamera sistemleri değil, öğrencinin iç dünyasında oluşan ahlâkî frendir.
Bugün yaşanan her şiddet olayı, aslında bize çok daha derin bir gerçeği hatırlatmaktadır: Toplumlar dış tehditlerle değil, içten çözülmeyle zayıflar. Bu çözülmenin en belirgin işareti ise ahlâkın geri plana itilmesidir. Eğitimden ahlâk çıkarıldığında geriye sadece bilgi kalır; o bilgi ise yönsüz kaldığında insanı yüceltmek yerine zarar verebilecek bir güce dönüşebilir. Okulların ilim yuvası olmasının yanında aynı zamanda edep, merhamet ve sorumluluk kazandıran mekânlar haline gelmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aksi halde her yeni olay, toplumda biraz daha korku, güvensizlik ve tedirginlik üretmeye devam edecektir.
Bu nedenle ülkemizin en acil ihtiyacı, eğitimi yeniden İslâmî ahlâk ile buluşturmak ve çocuklarımızı sadece başarılı değil, aynı zamanda vicdan sahibi bireyler olarak yetiştirmektir. Gençliğe sınır koymayan bir özgürlük anlayışı değil, sorumluluk yükleyen bir bilinç verilmelidir. Çünkü gerçek güvenlik, dışarıdan kurulan sistemlerle değil; insanın içinde kurulan ahlâk ile sağlanır. Eğer biz çocuklarımızın kalbine merhameti, aklına hikmeti ve hayatına ahlâkı yerleştirebilirsek, bugün bizi endişelendiren tablolar yerini huzura bırakacaktır; aksi halde okulda başlayan bu sarsıntı, yarın toplumun tamamını etkileyen daha büyük bir krize dönüşecektir. Bugün okullarda yaşanan olaylar aslında toplumsal bir çürüme belirtisidir.
İsrail, Lübnan’da 45 Günde Binlerce Can Aldı Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İsrail’in…
Türkiye rüzgarda üretim gücünü artırarak sanayi üssü hakkında son gelişmeler. Türkiye, rüzgar enerjisi üretim gücünü…
Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler Batı Şeriada Filistinlilerin araçlarını kundakladı hakkında son gelişmeler. Filistin topraklarını gasbeden…
Giresun ve Ordudaki kadın çalışanlar en çok fındık ihracatına katkı sağladı hakkında son gelişmeler. Giresun…
Vandaki kalp merkezi, kalp rahatsızlığı yaşayan hastalara umut sunuyor. Modern teknoloji ve uzman kadrosu ile…
Japonya'da eski Başbakan Kişida, Ankaradaki NATO Zirvesi'nde Takaiçi'nin davet edilmesini talep etti. Bu durum, uluslararası…