
Bütün insanlar Hz Adem’in çocuklarıdır. Hz Adem’den bu yana sayıları farklı olsa da müminlerle kâfirler iç içe, yakın veya uzak komşu olarak yaşamışlardır. Peygamberler ilahi yasaları tebliğ etmişler, müminleri adil, barışçı ve merhametli olmaya çağırmışlardır.
Bu sebeple ötekileştirilebilecek olanlar inançları farklı olan kâfirler değil yalnızca zalimlerdir. Rabbimiz Kur’ân’da şöyle buyurur:
“… Allah zalimleri bilir… ve onları sevmez.” (Bakara 246; Al-i İmran 57)
“…Allah zalimleri doğruya erdirmez.” (Tevbe 19)
“… İyice biliniz ki Allah’ın laneti zalimleredir.” (Araf 44;Hûd 18)
“…Düşmanlık yalnızca zalimlere yapılabilir.” (Bakara 193)
Sevilmeyecek, doğruya erdirilmeyecek, lanetlenecek ve düşmanlık yapılabilecekler yalnızca zalimler olduğu için hakları kısıtlanacak şekilde ötekileştirilebilecek olan fertler ve topluluklar da zalim olanlardır.
Adaletin zıddı olan zulüm sözlükte “bir şeyi ona ait olmayan yere koymak / işi yerli yerinde yapmamak” yani yapılması gerekeni yapmamak ve de yapılmaması gerekeni yapmaktır. Bu sözlük anlamlarıyla ilişkili olarak zulüm Kur’ân dilinde insanların saygı gösterilmesi gereken hakları ve özgürlüklerine tecavüz etmekten Allah’a ortak koşmaya ve Yaratanın emirleri yasaklarını çiğnemeye kadar çeşitlenir.
Ancak ötekileştirmeye sebep olan zulüm insan ve toplum haklarına tecavüzdür.
Zalim topluluklar savaş açılarak ötekileştirilir. Bunlar için Kur’ân kaynaklı üç misal verilebilir.
a.) Zalim Kâfirlerle Savaşılır
Müminlere savaş izni ancak zulme uğramaları sebebiyle verilmiştir. (Hac 39) Bize savaş açanlar zalimlerdir. Zalimler ötekiler oldukları için onlarla savaş farz görevimiz olur. Görelim:
“ Ey iman edenler! Size karşı düşmanlık beslemeyen, sizinle iyi geçinmek isteyen toplumlarla barış içinde yaşayın. Fakat size saldıran, yurdunuzu işgal eden ve size savaş açanlara karşı siz de Allah yolunda savaşın! Ancak taşkınlık edip haksız yere saldırmayın! Hiç kuşkusuz Allah, saldırganlık edenleri sevmez.” (Bakara 190)
b.) Zalim Müminlerle de Savaşılır
Mümin olmak, dünyevi amaçlarla zulmedilmeyeceği ve zalim olunmayacağı anlamına gelmez. Irkî, siyasî ve ekonomik sebeplerle veya hakimiyet kurma amacıyla müminlerden bir gurup diğerine saldırarak zalim yani öteki olabilir. Bu durumda onlarla savaşmak da farz görev olur:
“Eğer mü’minlerden iki grup çarpışırlarsa aralarını düzeltin. Biri diğerine tecavüz ederse tecavüz edenle, Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın. Eğer dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve adil davranın. Şüphesiz Allah adil olanları sever.” (Hucürat 9)
c.) Zulmü Engellemek İçin Savaşılır
Kafir toplumlar içindeki guruplardan biri, Müslüman olsun veya olmasın bir diğerini Müslümanlardan yardım istemelerine sebep olacak şekilde zulme uğratırsa ötekileşir, onları engellemek için de savaş açmak görev olur:
“ Size ne oluyor da, Allah yolunda ve ‘Ey Rabb’imiz! Halkı zalim olan şu kasabadan bizi çıkar; bize kendi katından bir veli (koruyucu, sahip) gönder, bize kendi katından bir yardımcı gönder’ diyen zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?” ( Nisa 75)
Pekiştirmek için bir daha vurgulayalım:
Mümin olduğumuz içim bizimle savaşmayacak, bizi yurdumuzda zelil etmeye kalkışmayacak ve aleyhimize düşmanca ittifaklara girmeyecek ve bir de bizden yardım istenilecek şekilde başkalarına zulmetmeyecek topluluklar zalim olarak görülerek kendileriyle savaşılacak şekilde ötekileştirilemezler.
Bizimle barış ittifakları olmasa da onlara karşı adil davranmakla ve iyilik yapmakla öğütlüyüz/yükümlüyüz. (Bak. Mümtehine 8.9; Nisa 75)
Kendileri ile barış akitleri yaptığımız kâfir topluluklara karşı ise sözleşme gereklerini yerine getirmekle mükellefiz. Mağduru olacağımız maddeleri bile Rabbimizin buyruğu gereği uygularız. (Tevbe 4; Enfal 72)
DEVAM EDECEK
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
Aynı zamanda sizin düşmanlarınızı (gizli ve açık) korkutmak ve caydırmak için gerekli güç ve kuvveti oluşturun, buyuruyor rabbimiz.