islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,1930
EURO
50,5631
ALTIN
7.133,73
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

ÖYKÜNDÜĞÜNÜZ BATI’NIN İŞTE İĞRENÇ HALİ!

ÖYKÜNDÜĞÜNÜZ BATI’NIN İŞTE İĞRENÇ HALİ!
17/02/2026 09:05
A+
A-

ÖYKÜNDÜĞÜNÜZ BATI’NIN İŞTE İĞRENÇ HALİ!

Bu sözüm, Osmanlıyı yıkarak inanç değerlerinden koparılmış, laik-seküler dünya görüşleriyle donatılmış Batılı değerlerin hâkim olduğu bir devlet kuran İttihat ve terakki artığı ve “Selanikli jön Türklerden” olmakla övünen devrim yobazı cumhuriyetin tosuncuklarınadır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında adalet bakanlığı yapan Mahmut Esat Bozkurt, anayasa değişikliği esnasında; “Hristiyanlığı anayasaya yazdırmalıyız. Çünkü İslamlık terakkiye/ilerlemeye manidir. Bu dinle yürünmez mahvoluruz ve bize kimse de ehemmiyet vermez” demişti. 1883’te Fransız düşünür Ernest Renan, Sorbonne’da verdiği bir konferansta “İslam terakkiye manidir” demişti. Bunun üzerine İslam’a karşı kin dolu olan cumhuriyetin bânileri,  Kazım Karabekir“in anılarından okuduğumuz kadarıyla, Fethi Okyar, Mahmut Esad Bozkurt, Tevfik Rüştü gibi dönemin siyasileri meclis kürsüsünden “İslam terakkiye manidir” fikrini savunurken Karabekir onlara şiddetle karşı çıkmış, İslam”ın terakkiye engel teşkil etmeyeceğini delilleriyle anlatmıştı. Ama bu güruh Batılılaşma sevdası uğruna, İslam adına ne varsa hepsini yok edip Batıdan gelecek olan her yeniliğe kucak açtılar.

Bunun için sehpa kurarak Kur’an öğretmede ısrar eden hocaları, başta Rize olmak üzere şapka giymeyerek devrimlere karşı çıkan yüzlerce kişiyi astılar. Harf devrimiyle koca bir milleti bir gecede cahil bıraktılar. Camileri ahır, depo ve gazinoya hatta geneleve çevirdiler, Şeriat hükümlerini ve onu uygulayan Hilafet makamını kaldırdılar. Ezana müdahale ederek 18 sene Türkçe okuttular. Toplum öyle hal aldı ki, cenaze yıkayacak hoca bulunamaz oldu. Bunların hepsi, kendi değerlerine düşman, düşmanın değerlerine hayran olan Olympos’un çocuklarınca kör bir taklit uğruna yapıldı. Batılılaşma taklidi uğruna.

Peşinde zağarlık yaptığınız ve İngiliz sefirlerini, at yerine koşulduğunuz arabayla taşıdığınız Batı, toplum olarak öyle kokuştu ki nereye elinizi atsanız elinizde kalıyor. Medeniyetle teknolojik gelişmeyi karıştırmayın. Teknolojik olarak gelişen Batı, insanî erdemlerle donanmış ahlakî değerlerle yaşamak demek olan medeniyetten fersah fersah uzaktır. Prof. Dr. İbrahim Kalın’ın dediği gibi; “Medenilik, başkasını dönüştürme iddiası değil, birlikte yaşamanın sınırlarını adaletle çizebilme becerisidir. Barbarlık, ilkel olmakla değil, gücü hakikatin yerine koymakla başlar. Medeniyet, teknik ilerleme kadar ahlakî derinlik ister.” Şu günlerde açılarak ortaya saçılan Epstein dosyaları Batı’nın bu medeniyetten yoksun olarak toplumsal kokuşmuşluğunu ortaya koymaktadır.

İşte hayranlık duyduğunuz Batı’nın vitrini biraz aralandığında karşımıza çıkan manzara çok iğrençtir. Batı’nın paçalarından pislikler akmakta. Son günlerde açıklanan Epstein dosyalarında bu lağım akışını tiksintiyle seyrediyoruz. Nedir bu olayın iç yüzü? Bilmeyenler öğrensin, bilenler de bilgilerini tazelesin. Yüzlerce çocuğa ve kadına cinsel istismarda bulunan, küçük yaştaki çocukları dünyanın en güçlü adamlarına peşkeş çeken bir şebekenin adıdır. Milyarder bir finansçı maskesiyle dolaşan Ceffrey Epstein adındaki bu küresel sapık, sadece bir suçlu değil, tepesinde sağ kolu ve kız arkadaşı Ghislaine Maxwell’in bulunduğu MOSSAD bağlantılı küresel bir şantaj piramidinin mimarıdır. Maxwell, sosyete içindeki bağlantılarını kullanarak güven kazanıyor, zor durumdaki genç kızları “masaj terapisti” yalanıyla ağa düşürerek “Lolita Express” uçağı ile gizli kameralarla donatılmış ada ve malikâneye götürüyor, orada tecavüz ve istismar ediliyordu. Peki, amaç neydi? Hedef ABD başkanları, CEO’lar, ilim adamları ve ünlü isimlerin görüntülerini kaydedip şantaj malzemesi oluşturmaktı. Aynen bir zamanlar FETÖ terör örgütünün yaptığı gibi. Kim bilir belki onların da bu kirli Epstein şantaj çetesiyle ilişkisi vardı.

İşte tam bu noktada olay küresel bir şantaj ağına dönüşüyor. Çünkü Epstein’in her odada gizli kameraları vardı. Açıklanan raporlara göre listede tanıdık isimler çok… ABD başkanları Donald Trump ve Bill Clinton, teknoloji devi Bill Gates, İngiltere eski prensi Andrew, Danimarka kralı Frederik ve İsveç prensesi Sofia’nın adları da geçiyor. Hepsinin yolu, ya o adadan ya da “Lolita Express” adını verdikleri o meşhur uçaktan geçmiş.

Olayın vahametini anlamak için şu örneğe bakalım: Ünlü tanıtımcı Peggy Siegal’ın e-postasına Epstein şunları yazmış: “Senin için bir ya da iki küçük çocuk bebek getirebilirim. Kız mı, erkek mi? Tam Madonna gibi.

Olayın bir de Türkiye sayfası var. Epstein, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı bir tehdit olarak görürken, terör örgütü YPG’yi müttefik olarak görüp “desteklemeliyiz” diyor. Epstein, yazışmalarının tamamında; Türkiye’den çekindikleri, Erdoğan’ın yönetimine müdahale edemedikleri, Türkiye’de özellikle ordu başta olmak üzere İsrail yanlılarının tasfiye edildiği ve Türkiye’nin olduğu her yerde, kurdukları oyunun bozulduğu ifade ediliyor. Demek ki, Erdoğan’a yıllarca saldırmalarının sebebi bu… İçeriden Erdoğan’a saldıranları da bunların yönettiği açık.

Epstein dosyalarında şeytanî ritüellere tanıklık eden birinin ifadesine göre: “Her iki ayağı da kesilmiş erkek bir çocuk gördüm. Çocuklar, ritüel adı altında öldürülüyordu. Katılımcılar çocuğun dışarı uzanmış bağırsaklarını yiyorlardı. George Bush (birinci) ise bu çocuğa tecavüz etmişti.

2019’da tutuklanan ve hücresinde şaibeli bir şekilde ölü bulunan Epstein, geride 180 bin fotoğraf, binlerce video bıraktı. Ancak hâlâ karartılmış binlerce sayfa, adaletin karanlıkta kalan kısmında gizlenmeye devam ediyor.

Epstein adasında yıllarca cinsel şiddete ve psikolojik işkenceye maruz kalmaları yetmiyormuş gibi çocukların etleri parçalanarak sofralara konuyordu. Bu karanlık düzen, Batı’nın “Medeniyet” maskesi altında yaşandı ve bu, Batı’nın tek insanlık suçu da değildi. Yirminci yüzyılda İsviçre’de çocuklar köle gibi çalıştırıldı. Kanada’da yerli çocuklar kimliklerinden koparıldı ve ölüme mahkûm edildi. Avrupa’da Afrikalı çocuklar kafeslerde sergilendi. İrlanda’da genç kızlar çamaşırhanelere kapatılıp işkence gördü. Almanya’da “arı ırk” politikasıyla çocuklar ailelerinden koparıldı, uymayanlar yok edildi. Fransa’nın işgal ettiği Cezayir’de çocuklar hunharca katledildi. Günümüzde AB ülkeleri ve ABD’nin desteğiyle İsrail tarafından Filistin’de binlerce kadın ce çocuk katledildi. Yani mesele birkaç “istisna” değil kökleri derin bir ikiyüzlülük… Bizimse başkasının günah defterine özenmeye değil, kendi öz değerlerimize/medeniyetimize dönmeye ihtiyacımız vardır. Taklit eden değil, kimliğini bilen bir duruşa… Çünkü bu toprakların değeri, Batı’ya benzediği ölçüde değil, “kendi” kaldığı ölçüde vardır.

Avrupa medeniyeti dediğiniz şey, iğrenç bir şekilde cinsellik kokmaktadır. Hem de “cinsel tercih” adıyla her türlü çarpık ilişkileriyle… Evlenme yaşları her ne kadar 18 olarak kabul edilse de kız ve erkeklerin kanunen cinsel ilişkiye girme yaşları ülkelere göre değişmekle beraber küçük yaşta başlamaktadır.

Mesela ABD’de cinsel rıza yaşı dedikleri ilişkiye girme yaşı 11’dir.

Avusturya, Bulgaristan, Almanya, Macaristan, İtalya ve Portekiz’de cinsel rüşt yaşı 14’tür.

Fransa, Polonya, Çek Cumhuriyeti, İsveç, Yunanistan, Danimarka ve İzlanda’da 15;

İngiltere, Kanada ve Hollanda’da gönüllü cinsel ilişki için rıza yaşı 16’dır.

Bu ülkelerde anneler, kızlarının çantalarına sabahleyin evden çıkarken “aman kızım hamile kalma” diye prezervatif koymaktadırlar.

Bütün bu rezilliklerin hâkim olduğu Batı medeniyetini(!) güzel yurdumuza ithal etmek için cumhuriyet döneminde mukaddeslerimize sahip çıkmak için direnen Müslümanları darağaçlarında sallandırmaya değer miydi, ey cumhuriyetin tosuncukları?!!!

Yazıma Merhum Barış Manço’nun şu güzel sözleriyle son veriyorum: “Ben Batılılaşmayı kaldıralım istiyorum. Çünkü Türkiye’nin Batılılaşmaya ihtiyacı yok. Batılılaşmak, Avrupalılaşmak, Avrupaî olmak gibi tabirler, Tanzimat’tan kalan yanlış alışkanlıklardır.” Anlayana!!!

Musab Seyithan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.