
Mekke’de, risaletin ilk yıllarında nazil olan surelerden Kalem Suresi, Müslümanlık adına henüz ortada siyasi, iktisadi, hukuki ve içtimai hiçbir oluşum yok iken, Mekke şehrini sarsan, inleten, müşriklerin ekabir takımını endişelendiren ayetler nazil olur. Nazil olan ayetler, iktidar itaat ilişkisini düzenlemektedir.
“Şunlara itaat etme” diye başlayan ayetler nazil olup ve insanlar arasında konuşulmaya başlandığında, Mekke’nin Büyük Millet Meclisi olan Darünnedve’de büyük bir telaş hasıl olur. Zira muhatap, Mekke’nin siyasi erkidir. Ve ayetlerde belirtilen itaat edilmeyecek vasıfların hepsine, Mekke siyasi erki sahiptir. Endişelenmekte haklıdırlar.
Allah Resulünün peygamberliğini yalanlayanların en başında, Mekke siyasi erki gelmektedir. Ve Allah resulüne ve ona tabii olanlara, “yalanlayanlara itaat etme” diyerek hitap eder. Bu hitap, o günün şartlarında – tabi ki bugünün şartlarında da – büyük bir olaydır. Allah, itaatin şartlarını, peygamberin peygamberliğini kabul etmeye bağlamaktadır. Allah’ın vahyini yalanlayanlar, itaat edilmeyi hak etmemektedir. Bu külli kaide o gün öyle olduğu gibi elbette bugünde böyledir.
Nazil olan vahiy, Mekke siyasi erkini sarsmaya devam eder. Gelen ayetler, “şunların hiçbirine itaat etme” diyerek, itaat edilmeyeceklerin vasıflarını sayarak devam etmektedir.
“Yemin edip duran aşağılığa itaat etme” der. İnsanları inandırmak için sürekli yemin eden, söylediği yalanı yeminle güçlendirmeye çalışan, sürekli demagoji yapan, dün ak dediğine bugün kara diyen, sonra yine ak diyen aşağılıklara itaat etme.
Bunlarla yetinmez Allah, itaat edilmeyeceklerin vasıflarını saymayı sürdürür: “Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götürenlere” itaat etme der. Ve devam eder: “Hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğince günahkâr, zorba-saygısız” olanlara itaat etme.
Mekke aristokrasisi ve burjuvazisi bu ayetlerden neden rahatsız olmuştur? Kitleleri sömüren, hak yiyen, sürekli yalan dolanla, baskı ve şiddetle dünyevi iktidarlarını sürdüren bu egemenler, bu hitaplar karşısında neden telaşlanmıştır?
Bu ilahi hitabı günümüze taşırsak, iktidar itaat ilişkileri nasıl olmalıdır? Allah’ı ve resulünü devre dışı bırakan laik sekiler dünyevi iktidarlar, itaat edilmeyi hak ediyorlar mı? Allah’ın “itaat etmeyin” dediklerine, gönülden bağlanarak medet ummak, hayır beklemek, “itaat etmeyin” emrine muhalefet etmek değil midir?
“Yalanlamak” ne anlama gelmektedir? Allah’a ve resulüne sözle iman ettiğini söyleyip, amel ve uygulamalarıyla inkâr edenler, “yalanlayanlar” değil midir? Allah’ın helallerini yasaklayanlar, haramlarını kamusallaştıranlar, ekini ve nesli bozanlar, küresel zalimlerle ve emperyalistlerle işbirliği yapanlar, Allah’ı ve peygamberini “yalanlayanlar” sınıfına dahil değil midir?
Yalanlamak, hayrı engellemek, günahkâr ve zorba ne demek? Müslümanların birçok hususu yeniden gözden geçirmeleri gerektiği gibi, itikadi esasa tekabül eden böyle bir hakikati de yeniden düşünmelidirler.
YAKUP DÖĞER
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-