Özel Hayatın Gizliliklerini Araştırmak Haramdır/Zulümdür III

İslâm Dini inançları ve yaşantıları ne olursa olsun insanların özel hayatının araştırılmasını haram kılmıştır. Bu haramdan korunabilmemiz için dinimizin  koyduğu üç yasaktan biri olan Tecessüsü, bir önceki bölümde açıklamıştık. Şimdi diğer ikisini açıklamaya çalışacağız.

  1. EVLERE İZİNSİZ OLARAK GİRMEK

Özel hayatın gizliliklerini araştırıp yaymayı haram kılan dinimiz, bu haramdan korumak için tecessüs yanı sıra evlere izinsiz olarak girmeyi de yasaklamıştır. Nur 27’de Rabbimiz şöyle buyurulur:

Ey iman edenler! Başkalarına ait olan evlere ancak ve ancak sizi yürekten kabul etmek istedikleri zaman selam verip barış mesajları ileterek girin, Düşünürseniz bu uygulama sizin için gerçekten hayırlıdır.”

Âyette ‘İsti’nas’ gibi yürekten kabul edilme anlamına mucizevî bir tabir kullanılıyor. Örneğin kişinin evine gidiyoruz, bizi görünce, içeri buyur edip etmekte tereddüt geçiriyorsa girmemeliyiz. Bizi yürekten buyur eder, candan bir kabul gösterirse girebiliriz. Bir de selam vererek gireceğiz. Selam vermek iyi niyet göstermek, barış mesajları götürmektir. Girilen evin içinde bize müsaade edilmeyen alanlara da girmemeliyiz. Müsaade edilen yerlere ve ev halkına inceden inceye süzer gibi de bakmamalıyız.

Hz. Ömer’in Hatası

Hz. Ömer halife olduğu dönemde, bir akşam tebdili kıyafetle gece teftişine çıkar, bir evden sarhoşluk sesleri işitince, bahçe duvarından atlayıp eve dalar, alkol alındığını bizzat görünce de yermeye başlar. Ev sahibi de şöyle der:

  • Tamam, alkollü içki içip ileri geri laflar ederek hata ettim ama sen de üç büyük hata işledin. Allah “ tecessüs etme/hataları araştırma” diyor, sen araştırıyorsun. Allah “evlere kapılarından girin” diyor.(el-Baraka2/189) Sen duvardan atlayarak giriyorsun. Allah “ Evlere izin almadan girmeyin” diyor sen izin almadan giriyorsun.

 Hz. Ömer böyle üç tane haramı birden işleyebilir mi, elbette işleyebilir, o da bizim gibi insan. Biz sahabe-i kiramı melekler düzeyine yükseltiyoruz, oysaki onlar da bizim gibi insan, onlar da hata ederler. Hepimiz hata edebiliriz.

  • EMANETLERİ KORUMAK

Özel hayatın gizliliklerini araştırıp yaymayı yasaklayan dinimizin yükledi üçüncü bir görev de bize bırakılan emanetleri korumaktır. Rabbimiz şöyle buyurur:

“ Ey iman edenler! Size bırakılan emanetlere hıyanet etmeyin.”(el-Enfal 8/28.)

Peygamberimiz de kalpleriyle iman etmemiş münafıkları tanıtırken şöyle buyurur:

Onlar konuştukları zaman yalan söyler, söz verdiklerinde cayarlar, kendilerine bir emanet bırakıldığı zaman da ona hainlik ederler.”

Hakiki Müslüman, kendine bir mal, bir sır, özel bir bilgi bırakıldığı zaman onu ifşa etmez, etmemelidir. Çünkü ifşa etmek gizlilikleri açığa vurup yaymaktır.

Veda haccı sırasında Peygamberimiz abdest alırken, Müslümanlar çevresinde toplanırlar. Abdest alırken vücuduna temas eden suları da avuçlayıp yüzlerine, gözlerine sürerler. Peygamberimiz; “Niçin böyle yapıyorsunuz?“ dediğinde, “Sizi sevdiğimiz için“ derler. Peygamberimiz şöyle buyurur:

 “Eğer siz Allah’ı ve Onun Peygamberini sevmek istiyorsanız, konuştuğunuz zaman doğru konuşun. Çevrenizdeki insanlara ikram edin, size bırakılan emanetlere de hıyanet etmeyin/ sırları koruyun.“

Özel Hayatın Gizlikleri Niçin Araştırılır?

Ana amaç insanları küçültmektir, zarar görmelerini sağlamaktır. Bu amaç bizi insanların hatalarını araştırmak gibi yaymaya da götürür. Yaymak da ayrı bir haramdır. Nur sûresi âyet 19’da şöyle buyrulur:

“Müminlerin arasında çirkinliklerin yayılmasını isteyenler yok mu, onlara dünyada ve ahirette elem verici bir azap vardır…“

Konumuzu Özetlersek

Özetlersek Müslümanların, hatta batıl inançlı ve yaşantılı insanların özel hayatlarının gizliliklerini araştırmak da haramdır. Her haramın hesabı verilecektir. Özel hayatın gizliliklerinin araştırılıp yayılmasının -kişilerden helâllik alınması dışında- tövbesi de yoktur. Gerektiği şekilde tövbe edilmediği sürece bu tür kul haklarına ilişkin günahlar cezayı gerektirir. İslâm toplumunda bu tür araştırma ve yayma günahları aynı zamanda suçtur. İslâm toplumunda dünyevi cezaları da gerektirir.

Yeryüzünde hatasız insan yoktur. Bizim görevimiz, hataları araştırmak değil, uyarılarda bulunup onları örtmektir. Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurur:

“Bir mümin diğer bir müminin ayıbını, hatasını örterse kıyamet günü Allah da onun hatalarını örter.“

Bunun tek bir istisnası vardır, o da kamu yararıdır. Adaletin sağlanması için kamu menfaatleri gereği, yalnızca ve sadece yargı yoluyla araştırmalar, gözetlemeler, dinlemeler yapılabilir.

Ali Rıza DEMİRCAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir