islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
33,0655
EURO
36,0496
ALTIN
2.565,93
BIST
11.064,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Açık
32°C
Pazar Açık
32°C
Pazartesi Az Bulutlu
33°C
Salı Parçalı Bulutlu
34°C

Peygamberleri Öldürmek

Peygamberleri Öldürmek
5 Temmuz 2024 09:19
A+
A-

Ahlaki normların kaynağını aramaya kalkıştığımızda, baş vuracağımız kaynaklardan biri peygamberlerin tebliği ve amelleridir. Hatemu’n nebiyyin, “Güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmişse” (Muvatta, Hüsnü’l ahlak, 9), önceki peygamberlerin de asli görevlerinden biri, ahlaki eğitim ve zaten insanın temiz fıtratında meknuz bulunan ve beşeriyetin örfünde devam eden ahlakı açığa çıkarmak, sosyo politik ve ekonomik düzeni ahlak üzere kurulup devam etmesini sağlamaktır.

Kur’an-ı Kerim, İsrailoğullarının isyankarlıklarını, işledikleri cürümleri anlatırken, onların peygamberleri öldürdüklerinden bahseder. Bu yüzden İsrailoğullarının vasıflarından biri “peygamber katilleri” olmalarıdır.

 Allah’ın âyetlerini inkâr edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele.  Onlar, yaptıkları dünyada ve âhirette boşa gitmiş olanlardır. Ve onların yardımcıları yoktur.” (3/Al-i İmran, 21-22)

Peki, peygamberleri öldürmek ne demektir, beşeriyet için ne anlam ifade eder?

Hakikatin bizi doğru yola, adil ve ahlaki bir dünyaya götürecek bilgiyi vahiylerden öğreniyoruz. Bu vahiyleri bize tebliğ edenler,  vahiy alan peygamberlerdir. Geçmişte, özellikle Yahudiler, peygamberleri öldürmüşlerdir.

Bu cinayetleri işlerken de kendilerine göre ‘haklı’ gerekçeler bulmaya çalışmışlardır (Bkz. L. Krallar, 18:4; Matta, 14:10). Ancak elbette ki bir peygamberi öldürmek dünyanın en ağır suçlarından biridir. Kur’an, peygamber cinayetlerinin tümüyle ‘haksız’ olduklarını belirtir. “Peygamberleri haksız yere öldürenler” ifadesi haklı sebeplerle peygamber öldürüleceği veya ölümü hak etmiş peygamber olacağı anlamına gelmez, bu ağır suçu işleyenlerin ne kadar haksız bir fiil işlediklerini özellikle vurgulamak içindir. (2/Bakara, 61 ve bu sûrenin 112. ayeti.)

Zaten söz konusu şen’i cinayetleri işleyebilecek olanlar, Allah’ın ayetlerini inkar etme cür’etini gösterenlerden başkası olamaz. O halde bir arada işlenmiş iki suç söz konusudur burada. (Bkz. 2/Bakara, 61 ve 91). Bu ayetlerde peygamber cinayetlerinin Yahudilere izafe edilmesi, geçmişte işlenen bu cinayetleri bugün de savunan ve gerektiğinde tekrar edebilecek olan Yahudileri kapsamaktadır. Yoksa atalarımız geçmişte haksız yere peygamberleri ve adalet talebinde bulunanları öldürdüler, diyenler bu kapsamda değildirler. Yani bu ağır suç söz konusu olduğunda bütün Yahudileri içine alan bir genelleme yapılamaz.

Önemli Bir Nokta Var:

Son vahyin muhatabı Medineli Yahudilerin bu fiil dolayısıyla suçlanmalarının anlaşılır sebebi var: Onlar geçmişte atalarının yaptıklarıyla övünüyor, tarihlerine toz kondurmuyorlardı. Bu, bugün de aylardır Gazze’de müşahade ettiğimiz gibi benzer ağır suçları işleyebilecek potansiyelde ve zihniyette olduklarını göstermektedir. Medineli Yahudilerin yergiye konu zihni tutumlarından kendimize çıkaracağımız ders şudur: Bizler de tarihimizle toptancı bir anlayışla övünmeye, atalarımızın yaptıklarının tamamını hak ve hakkaniyet süzgecinden geçirmeden savunmaya kalkışacak olursak, atalarımızın işlediği kötülükleri yapma potansiyeline sahibiz demektir. Bu, İslamiyet’in bize tarihle ilgili kazandırdığı eleştirel perspektiftir.

Peygamberleri öldürmek hakikati öldürmeye kalkışmakla aynı şeydir. Hakikate karşı cinayetin işlendiği yerlerde hak ve adalete karşı bir ihtilal teşebbüsüne girişilmiş olur. Bu yüzden peygamberleri öldürmek kadar, toplumsal hayatın selameti ve istikrarı için, yani “insanlar için adalet talebinde bulunanları” öldürmeye kalkışmak da aynı kategoride ele alınabilecek ağır bir suçtur. “Adalet” kavramını geniş anlamda ele aldığımızda, her hak sahibinin hakkını elde etmesi; hakkı elinden alınmış mağdurun hakkına sahip çıkması, gelir bölüşümünün hakkaniyete göre bölüşülmesi; suçluların ve saldırganların cezalandırılması vb. birçok alanda adaletin söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.

Ayet açık bir dille insanlık ve insanların huzuru için adalet talebini ve talebi dile getirip bu uğurda mücadele verenleri yüceltmektedir.

Yeryüzünde zulme, baskılara, işkenceye, yoksulluğa, açlığa, eşitsizliklere, sömürüye, rüşvet ve yolsuzluklara, şatafatlı hayata, kısaca ahlaki çürümeye karşı hanif ruhlu bütün hak ve adalet arayıcıları bu kapsama girmeyi hak eder. Hasan el Basri “Bu ayet büyük korku ve risklerin söz konusu durumlarda iyiyi emreden ve kötülükten sakındıranların mertebelerinin peygamberlerin makamlarından hemen sonra geldiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir” der.

Bir kişi Hz. Peygamber (s.a.)’in huzurunda ayağa kalkarak şunu sorar: “Ey Allah’ın elçisi en üstün cihad hangisidir?” Allah’ın Elçisi şu cevabı verir: “Cihadın en üstünü zorba bir hükümdara karşı hak sözü söylemektir” (İbn-i Mace, Fiten, 20).

Böylelerine “tebşir (müjde)” ile verilecek bir haber vardır. Bunların dünyada yaptıkları ağır suç olduğundan, ahirette de karşılaşacakları ceza ağır olacaktır. Yani bir fayda ve çıkar umarak bu suçu işlemişlerdir ama dünyada da, ahirette de umdukları çıkarı elde edemediklerinden yapıp ettikleri boşa çıkmıştır. Yanlış şey yapmışlardır. Nasıl deve ölçüsüz yiyip karnını istiab haddi üstünde şişirdiğinden kendi ölümüne sebebiyet veriyorsa (habita), hakikati ve hakkı tebliğ eden peygamberleri ve adalet talebinde bulunanları öldürenlerin durumu da böyledir.

Ali Nalbantoğlu

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.