
RUHUMUZ/AKIL, İRADE VE VİCDANIMIZ NERDE KALDI? HELE BİR YAVAŞLA KARDEŞ!..
Gerçekten şaşırdık; haz ve hıza kurban verdiklerimiz, yad-yaban, el değil; kendi evlatlarımız, gençlerimiz, bizden birileri… “Buğday ile koyun, gerisi oyun; bana ne!” “canı cehenneme!” “kendi düşen ağlamaz!” diyemeyiz. Yüreği yanan yine biziz biz… Hiçbir şey yokmuş gibi de duramayız. eğer böyle sorumsuz, duyarsız davranırsak bunun sonu tam bir SOYKIRIM olur. AMA NE ACI,NE BÜYÜK TRAJEDİ VE NE UNUTULMAZ BİR SOYKIRIM. Öyleyse elimizden geleni değil; yapılması gerekeni yapmaya mecburuz.
Delikanlım! Haz ve hız ile bir yerlere gidebilirsin, hatta uçabilirsin de; ama asla geri dönemezsin. Çünkü haz ve hız seni uyuşturan, aklını ve iradeni esir alan, vicdanını örten kara bir perde, öldüren bir zehirdir.
Şunu unutma ki, ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa ama, kendi haz, hız ve zevkin için sakın birilerini ağlatma! Başta eşini, evladını, ana-babanı ve tüm sevdiklerini veya seni sevenleri… Çünkü uyuşturucu ve tüm madde bağımlılığının %60’ı haz, zevk ve konforun belası, trafik kazalarının %40’ı ise hızın sonucudur. Haz, hız ve konfor yakana yapışırsa, ne tatmin bilirsin, ne kanaat, ne az bilirsin, ne de çok… Seninle beraber hepsi gider Allah korusun.
Âhh… keşke gençlerimiz, istediğimiz gibi değil belki ama, hiç olmazsa yetiştirdiğimiz gibi kalsalar, kalabilselerdi… ama ne gezer; internetten akıllı telefona, reklamlardan dizilere kadar daha nice nice akıl hocaları var.
“Eşkiya dünyaya hükümdar olamaz!” diye bilirdik ama, haz ve hız eşkiyasının esir almadığı, hükümran olmadığı gencimiz, evladımız, insanımız kaldı mı ki?
Kardeş! haz, hız ve konfor, ruhun bataklığıdır. Gel ruhumuzu/akıl, irade ve vicdanımızı, ne bataklıklara kurban verelim ne de ardımızda, gerimizde ve uzağımızda bırakalım. Ne olur biraz akıllı ve vicdanlı, biraz da iradeli davranarak yavaşlayalım… yavaşlayalım…
Meksika’daki İnka tapınaklarına gitmek üzere Kızılderili Reisin rehberliğinde bir grup Avrupalı arkeolog yola koyulurlar. Hayli yol alırlar ama bir ara bakarlar ki Kızılderili Reis yanlarında yoktur. Dönüp geldikleri yolun yarısını geride bırakıp reisi yola bağdaş kurup otururken bulurlar. arkeolog merakla sordu: Anlamadım niçin yolun ortasına oturup saatlerce böyle bekliyorsun? Kızılderili cevap verdi: çok hızlı yol aldık, baktım ki ruhumuz çok gerilerde kalmış; onu bekliyorum…
Evet kardeş evet, yavaşla biraz da ruhun/aklın, iraden ve vicdanın senden kopmasın…
Kopmasın ki, haz, hız ve konfor seni hayattan, seni kendinden, seni sevdiklerinden ve seni ahlâkî değerlerinden koparmasın.
Sözün gücünden büyük güç yoktur. Sözün gücüne, ahlâkın gücüne, ilahi mesajın gücüne ve vahyi hayata dönüştüren sevgili Resul’ün modelliğine güven. Hiç yüksünmeden oku, oku,oku… Oku ki, anlayasın, yaşayasın ve güzel ahlâk ile rol model İYİ İNSAN OLASIN! İnşallah…
Yaşamında Allah varsa neyin yok? peki Allah yoksa neyin var? Allah’lı bir hayatın, her günü kandil, her gecesi Kadir ve her işi ve iyiliği cennettir. Öyleyse bu hayatta tek UMUT ALLAH’TIR. Yönelişin, rağbetin, önceliğin Allah olsun ki, regâib kandilin mübarek olsun. Bunun için de;
“Bir işi bitirir bitirmez diğerine başla. (Veya, yıkıldığın zaman derhal ayağa kalk! ve) Daima Rabbine yönel ve ondan yardım bekle.”(İnşirah,94/7-8) Ama hiç boş kalma, hayatına boşluk sokma!…
NURİ ÇALIŞKAN
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”