‘HAMİYYETÜ’L-CÂHİLİYYE’ ZİHNİYETİNDEN GÜNÜMÜZE YANSIMALAR Arif Nihat Asya, meşhur “Naat” nın bir yerinde, “Yeryüzünde, riya, inkar, hıyanet Altın devrini yaşıyor… Diller, sayfalar, satırlar “Ebu Leheb öldü” diyorlar: Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed; Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!” diye yazar. Arif Nihat, bu dizelerle sadece tarihî iki kişiye gönderme yapmıyor, aynı zamanda çağlar...
KUR’AN AÇISINDAN İSA’NIN NÜZULÜ (2) Malum olduğu üzere Hristiyanlar arasında İsa’nın tabiatı konusunda temel görüş ayrılıkları var. Bu görüş ayrılığı Hristiyan teolojisinin temelini oluşturur. Tartışma doğrudan “tanrının zatı ve tabiatı”yla ilgilidir. İslam kelamında “Allah’ın zatı” müzakere veya tartışma konusu değildir, bu yüzden İslam kelamına “teoloji” denmez, hatta “ilahiyat” dense bile...
BASİRETLİ VE HİKMETLİ OLMAK Tarih boyunca insanlar çoğu zaman güçsüz oldukları için değil, hakikati zamanında göremedikleri için kaybetmişlerdir. Toplumları yıkan şey çoğu zaman düşmanların gücü değil, dost görünen yanlışların fark edilememesidir. Bir milletin elinden serveti alınabilir ve yeniden kazanılabilir; ordusu yenilebilir ve yeniden kurulabilir; şehirleri yıkılabilir ve yeniden inşa edilebilir....
VAHİY VE AKIL “Objektif” olarak tanımlanan bir filozofun şu sorunun sorulması halinde ne cevap verileceği sorulursa: “Neden vahiy gereklidir? İnsan aklı neden tek başına yeterli değildir?” Bu soruya cevaben: İnsan aklı sınırlıdır. Tarih boyunca insan aklı, tek başına insanlığı kurtuluşa götüren, bütün insanları mutlu eden ve hayatın bütün alanlarını kapsayan...
BEKLENEN MEHDİ Hem Sünni hem Şii doktrin açısından, bozulmanın had safhaya ulaştığı bir zamanda bir kurtarıcı zat gelecektir. Hadis kaynaklarında kötülüğün ve zulmün sembolü 30 kadar Deccal (veya deccallerden bahsedilirken, kurtarıcı olarak tek bir Mehdi’den bahsedilmektedir. Bu durum iki ana akım arasında belli bir fark veya kurtarıcı profil farkını çıkarmaktadır....
AHLÂKIN KAYNAĞI NEDİR? Bütün varlıkların yaşamakta olduğu bu dünya hayatının ruhu İNSANDIR. İnsanın ruhu AKILDIR. Aklın ruhu AHLÂKTIR. Ahlâk ise, dinin aklıdır, dindarlığın gayesidir. Allah Resulü de ahlâkın, rol modeli, örneği ve önderidir. Kur’an ise, ilahi mesajları ve değişmez değerleri ile aklın ruhu olan ahlâkın rehberi, yardımcısı ve hocasıdır. Kısaca...
“AKIL” TARAFTAR TOPLAYIP MENFAAT ELDE ETMEK İÇİN DEĞİL ORTAK AKLA HİTAP ETMEK İÇİN KULLANILMALIDIR! İnsanın en büyük imtihanı, kendisine bahşedilen aklı kullanıp kullanmamakla başlar. Akıl, yalnızca bireysel bir düşünme aracı değildir; başka bir aklın çıkmazlarını çözmek, mantıksızlığını anlamlandırmak için de vardır. Empati, aklın duygusal değil, mantıksal bir sonucudur. Bu yönüyle...
İNSAN OLMAK: AKIL, VİCDAN, İRADE VE SORUMLULUK İnsan olmak, yalnızca biyolojik bir varlık olarak dünyaya gelmek değildir; asıl mesele, bu varoluşu anlamlandırabilmek, ona değer katabilmek ve onu ahlâkî bir zemine oturtabilmektir. Diğer bir ifade ile insan olmak, bu biyolojik varlığı/beşeri, ahlâkî bir varlığa/insana dönüştürebilmektir. Zira beşer kavramı, insan denilen bu...
NİMETİ ANMAK NİMETİ PAYLAŞMAKTIR “Nimet”, Kur’ân’ın önemli kavramlarından biridir ve sözlük anlamıyla “bolluk ve iyi hâl içinde olmak” demektir. Aynı zamanda nimet, insâna refah ve mutluluk sağlayan “maddî ve mânevî imkânlar” anlamına da gelmektedir. Şüphesiz her şeyde olduğu gibi nimetin de kaynağında Allah vardır. Allah’ın verdiği maddî nimetler, dünyâda varlığın...
TUTUCULUK, MUHAFAZAKÂRLIK VE KUR’AN İnsan, geçmiş ile gelecek arasında kurduğu bağ sayesinde kimliğini ve yönünü tayin eden bir varlıktır. Bu bağ, bazen geleneğe körü körüne bağlılık şeklinde ortaya çıkarken, bazen de geçmişi tümüyle reddeden bir kopuşa dönüşebilmektedir. Dolayısıyla geçmişi kutsallaştıran bir tutuculuk ile tümden yok sayan bir anlayışın, doğru bir...
DÜŞÜNCENİN ONTOLOJİSİ VE İSLAMİ ZİHNİN YENİDEN İNŞASI Giriş: Düşüncenin Mahiyeti ve Tanımı Düşünce, salt bir zihinsel faaliyetin ötesinde, belirli öncüller üzerinden hareketle bilişsel, duyusal ve sezgisel süreçlerin harmanlandığı, varlığa dair tasvir, tanım ve değer üretme sürecidir. Bu süreç, somut olayların soyutlaştırılarak anlam dünyasına taşınması ve ardından yeniden somut bir ifadeye...
ÖRÜMCEK AĞINDAKİ YUVAMIZ BİZİ KORUYABİLECEK Mİ? “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaretiniz ve hoşlandığınız konutlar size Allah’tan, Peygamber’inden ve O’nun yolunda cihad etmekten (mücadele ve fedakârlık yapmaktan) daha sevimli geliyorsa, artık Allah emrini verinceye kadar bekleyin. Allah, günaha saplanmış kimseleri doğru yola iletmez.”...
KALP VE AKIL NASIL İNŞA EDİLİR? İnsanın bozulması da düzelmesi de çoğu zaman dışarıdan değil, içeriden başlar. Bir toplumun çürümesi önce sokakta değil, insanın iç dünyasında başlar; bir hayatın dirilişi de çoğu zaman büyük ilanlarla değil, kalpteki yön değişimiyle başlar. Bu yüzden Kur’an’ın insanı inşa etme yöntemi, yalnız dış davranışları...
YUNUS EMRE’DEN İKBAL’E: AKIL, GÖNÜL VE VİCDAN Anadolu’nun irfan güneşi Yunus Emre, bir beytinde insanın iç dünyasını asırlar ötesine seslenen bir hikmetle şöyle dile getirir: “Eger akıl başdayısa gönülde ol tuşdayısa İkisi bir işdeyise düşman bana kâr eylemez”¹ der. İnsanın varlık dengesine dair derin bir hakikatin ifadesi olan bu beyit, günümüz...
AKLIN, İRADENİN YENİLGİSİ, ZALİMİN ZAFERİDİR Kan kokusu almış köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış emperyalistlerdir, Siyonistlerdir. Kan ve kaostan beslenen modern sömürgecilerin, emperyalistlerin, Siyonistlerin tek derdi petroldür, altındır, elmastır, yeraltı zenginlikleridir tek kelimeyle çıkar ve menfaattir. Ama dillerindeki sakız ise demokrasidir, barıştır, özgürlüktür, çevredir, insan ve tabiattır. Ama çıkarları...
RUHUMUZ/AKIL, İRADE VE VİCDANIMIZ NERDE KALDI? HELE BİR YAVAŞLA KARDEŞ!.. Gerçekten şaşırdık; haz ve hıza kurban verdiklerimiz, yad-yaban, el değil; kendi evlatlarımız, gençlerimiz, bizden birileri… “Buğday ile koyun, gerisi oyun; bana ne!” “canı cehenneme!” “kendi düşen ağlamaz!” diyemeyiz. Yüreği yanan yine biziz biz… Hiçbir şey yokmuş gibi de duramayız. eğer...
Zekâ, Aklın ve Vicdanın Emrine Girmedikce İnsanlık Vahşetten Kurtulumaz! Canlılar dünyasına baktığımızda, hayatta kalma becerisi, problem çözme yeteneği, adaptasyon hızı gibi özelliklerin tümünün birer “zekâ” tezahürü olduğunu görürüz. Bir aslanın avlanma stratejisi, bir kuşun yuva yapma mühendisliği… Bunlar, tabiatın kural tanımaz rekabetinde canlıyı hayatta tutan keskin araçlardır. İnsanda da benzer...