ÜMİTSİZLİK VE KARAMSARLIK SARMALINDAN KURTULMAK İçinde yaşadığımız zaman dilimi, gerçekten de insanı çeşitli olumsuz durumlara doğru yönelten gelişmelere sahip. Sadece ülkemizde değil, neredeyse bütün dünyada ciddi bir adaletsizlik ve yozlaşma ile karşı karşıya bulunuyoruz. Zulüm, haksızlık, ard niyetlilik ve istismar neredeyse hayatı kuşatmış durumda. İnsanların çok büyük bölümü, ümitlerini kaybetme...
TARİHİN MODERN ANLAMI Tarih, insanların “bu dünya ortamı”nda ve tamamen kendi inisiyatifleriyle yapıp ettiklerinden ibaret mi, yoksa İlahi İrade’nin genel takdirinin insana bıraktığı özgürlük alanında yapıp ettikleri mi? Belirtmek gerekir ki sorunun bu şekilde vaz’edilmesi iki ayrı tarih görüşüne işaret eder. İlkinin doğruluğuna inanacak olursak, modern tarih görüşüne vurgu yapmış...
Gençlerden Gelen İlginç Sorular ve Anlamlı Cevaplar – 2 HAYATIMIZI BİZ Mİ SEÇİYORUZ, YOKSA HER ŞEY ÖNCEDEN Mİ YAZILDI? 5. Soru: Hocam, evrende bir Yaratıcı olduğunu ben de kabul ediyorum. Evrendeki düzen ve hassas ayar ortada. Ama Yaratıcı evreni kurup kanunlarını koyduktan sonra neden bizim ne yediğimize ne giydiğimize, nasıl...
GÜCÜN METAFİZİĞİ: BİLGİ, İRADE VE İLAHİ KAYNAK Giriş: Gücün Kavramsal Çerçevesi ve Varlıkla İlişkisi Güç, modern zihniyette genellikle maddi imkânlar, ekonomik üstünlük veya siyasi tahakküm ile sınırlandırılsa da, aslında hayatın tüm yansımalarına nüfuz eden külli ve temel bir kavramdır. En yalın tanımıyla güç, bir “yapabilme istidadı”, bir yetenek ve bu...
KALEM SURESİ 4. AYET: VAHYİN İNŞA ETTİĞİ AHLÂK – 1 “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem Suresi, 4. ayet) Kur’an’ın insanlığa ilk hitaplarının arasında ahlâkın böylesine güçlü bir ifadeyle yer alması tesadüf değildir. Yaygın kabul gören nüzul tertibine göre Kalem Suresi, Alak Suresi’nin ardından vahyin ilk dönemlerinde inen surelerden...
İNSAN DEĞİŞEBİLİR Mİ? İRADE, AHLAK VE KARAKTER ÜZERİNE İnsan çoğu zaman kendisine ve başkalarına şöyle söyler: “Ben böyleyim, ben buyum.” Kimi zaman öfkesini, kimi zaman sabırsızlığını, kimi zaman kıskançlığını, kimi zaman da kötü bir alışkanlığını bu cümleyle açıklamaya çalışır. Sanki insan bir kez belirlenmiş, kişiliği tamamlanmış ve artık değişmesi mümkün...
İRADE VE ŞAHSİYET: İNSANIN VARLIK VE İSTİKAMET MÜCADELESİ Giriş: Varlık Skalasında İnsanın Yeri ve İrade… İnsanın varlık hiyerarşisindeki konumunu belirleyen en temel ve ayırt edici özellik ‘irade’ sahibi olmasıdır. İrade, sadece bir şeyi tercih etme veya karar alma mekanizması değil; maddi bir karşılığı olmayan, tamamen ‘manevi, ruhsal ve soyut’ bir...
HAYIR VE ŞERRİN VARLIĞININ HİKMETİ Âlemde hayrın yanında şerler de yaratılmaktadır. Hayrı da, şerri de yaratan Allah’tır. Bu inanış, Kadere İmanın bir parçasıdır. Ancak âlemde yaratılan hayırlar asıl, şerler ise fer’îdir. Hayırlar küllî, şerler cüz’îdir. Şerrin yaratılması, “Her şey zıddıyla bilinir” kaidesiyle, hayrın hakikati ve güzelliği ortaya çıkması içindir. Meselâ...
HİDAYET VE DALALET ARASINDA İNSAN: İRADE, ARINMA VE İLAHİ İNAYET Giriş: Hidayetin Mahiyeti ve Bir İstikamet Olarak Tanımı Hidayet, sadece zihinsel bir tasavvur değil; düşünce ve eylemin aynı potada eridiği, insanın tüm varoluşunu kapsayan bir yol ve istikamettir. Kelime anlamının ötesinde hidayet, insanın hem iç dünyasını hem de dış dünyadaki...
VARLIĞIN ONTOLOJİK TEMELİ: MERHAMET Giriş: Medeniyetin ve İnsanlığın Ölçüsü Olarak Merhamet Merhamet, kendisi dışında kalan bütün kavram ve tutumların ruhunu besleyen ve onları olumsal bir zemine taşıyan temel bir kavramsallaştırmadır. İslam, merhamet üzere ruhunu betimler ve ona göre hareket edilmesi gerektiğini belirtir. İlahi rıza eksenli bir yaşamın ruhunu da merhamet...
SORUMLULUK AHLAKI VE SUÇU BAŞKASINA YÜKLEME SORUNU İnsan, fıtratı gereği düşünme ve karar verme potansiyeline sahip bir varlıktır. Ne var ki çoğu zaman bu potansiyelini yeterince idrak edememekte ve yaptığı yanlışların sorumluluğunu üstlenmek yerine bunları başkalarına yüklemeye çalışmaktadır. Nitekim günlük hayatta sıkça duyulan “Beni sinirlendirdi.”, “Onlar yüzünden başarısız oldum.”, “Şartlar...
DİLE NÜFUZ EDEN SİNSİ SEKÜLERLEŞME Kelimeler masum değildir. Her kelime, ait olduğu düşünce dünyasını da beraberinde taşır. Bir toplumun dilinden Allah’ın yaratması, takdiri, kudreti ve iradesini hatırlatan kavramlar çekildikçe, bunların insan zihnindeki canlılığı da zamanla zayıflamaktadır. Bu sebeple dildeki sekülerleşme, sadece kelimelerin değişmesi değil; aynı zamanda tevhit merkezli dünya tasavvurunun...
RAHATLIK TUZAĞINI TANIMAK Rahat bir hayat yaşamayı kim istemez? Geçim sıkıntısı çekmeden, bolluk ve kolaylık içinde, yorgunluktan uzak, acısız, ağrısız yaşamayı, hiçbir sıkıntı, üzüntü, kaygı ya da tedirginlik duymamayı; devamlı huzur ve esenlik içinde olmayı herkes ister. Çünkü yaratılışımızda acıdan kaçıp hazza yönelmek üzerine kurulmuş bir program var. Peki bize...
NAMAZ NEDEN HER ZAMAN KÖTÜLÜĞÜ ENGELLEMİYOR? Kur’an’da namazın insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyduğu ifade edildiği hâlde, namaz kılan kimi insanlarda bunun bir etkisinin olmadığına şahit olan pek çok insanın, “Eğer namaz insanı kötülükten alıkoyuyorsa, neden namaz kıldığı hâlde yalan söyleyen, haksızlık yapan, kul hakkı yiyen veya ahlâk dışı davranışlarda bulunan...
İNSANIN RABBİ İLE İLİŞKİSİNİN MAHİYETİ Giriş: İlişkilerin Temel Ekseni İnsan varlığı, ontolojik ve sosyal düzlemde dört temel ilişki biçimiyle tanımlanır: insanın kendisiyle, doğayla, diğer insanlarla ve en temelde Rabbiyle olan ilişkisi. Bu dörtlü yapı içerisinde Rab ile kurulan bağ, diğer tüm ilişkilerin mahiyetini belirleyen merkezî bir role sahiptir. Kişinin Yaratıcısıyla...
ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE? İnsanlık tarihi boyunca şeytanın en büyük başarısı, insanları günaha sürüklemesi kadar, onları günahın kaynağını göremez hâle getirmesi olmuştur. Kur’ân-ı Kerîm’de şeytanın insanın apaçık düşmanı olduğu haber verilmiş (Fâtır, 35/6), onun insanı adım adım kötülüğe sevk ettiği bildirilmiştir (Bakara, 2/168). Halk arasında anlatılan ibretlik bir kıssa da bu...
ÇOKLUKLA ÖVÜNMENİN BİTTİĞİ YERDE A‘RÂF EHLİNİN ŞAHİTLİĞİ وَنَادَىٰۤ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالࣰا یَعۡرِفُونَهُم بِسِیمَىٰهُمۡ قَالُوا۟ مَاۤ أَغۡنَىٰ عَنكُمۡ جَمۡعُكُمۡ وَمَا كُنتُمۡ تَسۡتَكۡبِرُونَ A’raf’ta bulunanlar simalarından tanıdıkları birtakım adamlara şöyle seslenirler: “Çokluğunuz (veya biriktirdikleriniz) ve büyüklük taslamanız size bir yarar sağlamadı.” (el-A`râf 7/48) Âdemoğlu, bazen yanlış olduğunu bildiği şeylere değil, doğru...