DİLE NÜFUZ EDEN SİNSİ SEKÜLERLEŞME Kelimeler masum değildir. Her kelime, ait olduğu düşünce dünyasını da beraberinde taşır. Bir toplumun dilinden Allah’ın yaratması, takdiri, kudreti ve iradesini hatırlatan kavramlar çekildikçe, bunların insan zihnindeki canlılığı da zamanla zayıflamaktadır. Bu sebeple dildeki sekülerleşme, sadece kelimelerin değişmesi değil; aynı zamanda tevhit merkezli dünya tasavvurunun...
RAHATLIK TUZAĞINI TANIMAK Rahat bir hayat yaşamayı kim istemez? Geçim sıkıntısı çekmeden, bolluk ve kolaylık içinde, yorgunluktan uzak, acısız, ağrısız yaşamayı, hiçbir sıkıntı, üzüntü, kaygı ya da tedirginlik duymamayı; devamlı huzur ve esenlik içinde olmayı herkes ister. Çünkü yaratılışımızda acıdan kaçıp hazza yönelmek üzerine kurulmuş bir program var. Peki bize...
NAMAZ NEDEN HER ZAMAN KÖTÜLÜĞÜ ENGELLEMİYOR? Kur’an’da namazın insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyduğu ifade edildiği hâlde, namaz kılan kimi insanlarda bunun bir etkisinin olmadığına şahit olan pek çok insanın, “Eğer namaz insanı kötülükten alıkoyuyorsa, neden namaz kıldığı hâlde yalan söyleyen, haksızlık yapan, kul hakkı yiyen veya ahlâk dışı davranışlarda bulunan...
İNSANIN RABBİ İLE İLİŞKİSİNİN MAHİYETİ Giriş: İlişkilerin Temel Ekseni İnsan varlığı, ontolojik ve sosyal düzlemde dört temel ilişki biçimiyle tanımlanır: insanın kendisiyle, doğayla, diğer insanlarla ve en temelde Rabbiyle olan ilişkisi. Bu dörtlü yapı içerisinde Rab ile kurulan bağ, diğer tüm ilişkilerin mahiyetini belirleyen merkezî bir role sahiptir. Kişinin Yaratıcısıyla...
ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE? İnsanlık tarihi boyunca şeytanın en büyük başarısı, insanları günaha sürüklemesi kadar, onları günahın kaynağını göremez hâle getirmesi olmuştur. Kur’ân-ı Kerîm’de şeytanın insanın apaçık düşmanı olduğu haber verilmiş (Fâtır, 35/6), onun insanı adım adım kötülüğe sevk ettiği bildirilmiştir (Bakara, 2/168). Halk arasında anlatılan ibretlik bir kıssa da bu...
ÇOKLUKLA ÖVÜNMENİN BİTTİĞİ YERDE A‘RÂF EHLİNİN ŞAHİTLİĞİ وَنَادَىٰۤ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالࣰا یَعۡرِفُونَهُم بِسِیمَىٰهُمۡ قَالُوا۟ مَاۤ أَغۡنَىٰ عَنكُمۡ جَمۡعُكُمۡ وَمَا كُنتُمۡ تَسۡتَكۡبِرُونَ A’raf’ta bulunanlar simalarından tanıdıkları birtakım adamlara şöyle seslenirler: “Çokluğunuz (veya biriktirdikleriniz) ve büyüklük taslamanız size bir yarar sağlamadı.” (el-A`râf 7/48) Âdemoğlu, bazen yanlış olduğunu bildiği şeylere değil, doğru...
İNSANIN VARLIK SERÜVENİ Giriş: İnsanı Anlama Çabasının Sürekliliği İnsan, tarih boyunca kendisini anlamaya çalışan tek varlık olmuştur. Bu çaba, felsefenin, dinin, sanatın ve bilimin temel motivasyonlarından biridir. İnsanın kim olduğu, nereden geldiği, neyi amaçladığı ve nereye yöneldiği soruları, sadece teorik değil aynı zamanda varoluşsal bir zorunluluk olarak ortaya çıkar. İnsan,...
MUTLULUK HUZUR VE KADER: HAYATI ANLAMLI KILAN ÜÇ KAVRAM Çoğu insan, hayatı boyunca mutluluğun peşinden koşar; fakat aradığı şeyin aslında mutluluk değil, huzur olduğunu fark etmez. Çünkü mutluluk çoğu kere elde edilen bir başarıya, güzel bir habere veya arzu edilen bir nimete kavuşmaya bağlı olarak ortaya çıkan bir duygudur. Huzur...
VARLIĞIN TEMİNATI VE OLGUNLAŞMANIN ANAHTARI: FARK KAVRAMI Giriş: Biricikliğin ve Algının Temeli Olarak Fark İnsan zihninin varlığı, hayatı ve eşyayı anlamlandırma çabasında üzerinde durması gereken en temel, belki de ilk kavram ‘Fark’ kavramı olmalıdır. Dünyayı algılamak, idrak etmek ve bir şuur düzeyine ulaşmak, ancak farkın doğasını kavramakla mümkündür. Çünkü yaratılışın...
GERÇEK ÖZGÜRLÜK: MODERN PRANGALARDAN MANEVİ ÖZ’E YOLCULUK Her kavram kendi dünya görüşü içinde yeniden anlam kazanır. Özgürlük kavramı da kendi modern dünya görüşü içinde yeniden bir anlam dizgesine sahip olmuştur. Bu yeni anlamı dikkate almadan özgürlük kavramını içeriklendirmek yanlış olacaktır. O yüzden özgürlük kavramının farklı dünya görüşleri bağlamında farklı anlamlar...
İNSAN OLMA YOLCULUĞU Uzun, incelikli bir yolda menzile varmak için yürüyoruz. Yolun başında zaman hiç bitmeyecekmiş gibi uzun görünüyor. Yolun sonu göründüğünde ise akıp giden zamanın nasıl da çabucak geçtiğine inanamıyoruz. Veysel’in “Yol bir dakka miktarınca” dediği gibi beşerlikten insan olmaya doğru yolculuğumuz, yolun sonuna doğru, yaşanan her şeyin bir...
İNSAN OLMAK: AKIL, VİCDAN, İRADE VE SORUMLULUK İnsan olmak, yalnızca biyolojik bir varlık olarak dünyaya gelmek değildir; asıl mesele, bu varoluşu anlamlandırabilmek, ona değer katabilmek ve onu ahlâkî bir zemine oturtabilmektir. Diğer bir ifade ile insan olmak, bu biyolojik varlığı/beşeri, ahlâkî bir varlığa/insana dönüştürebilmektir. Zira beşer kavramı, insan denilen bu...
AKLIN, İRADENİN YENİLGİSİ, ZALİMİN ZAFERİDİR Kan kokusu almış köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış emperyalistlerdir, Siyonistlerdir. Kan ve kaostan beslenen modern sömürgecilerin, emperyalistlerin, Siyonistlerin tek derdi petroldür, altındır, elmastır, yeraltı zenginlikleridir tek kelimeyle çıkar ve menfaattir. Ama dillerindeki sakız ise demokrasidir, barıştır, özgürlüktür, çevredir, insan ve tabiattır. Ama çıkarları...
MAĞDURİYET EDEBİYATININ ÇÖKÜŞÜ Bazen fırtınalı bir denizde irademizin pusulasını bir başkasına devretmenin, sorumluluktan kaçan o konforlu limanına sığınmak isteriz. Bununla birlikte A‘râf sûresi 39. ayetin sarsıcı iklimine girdiğimizde, “Ben sadece uydum.” mazeretinin mahşer günü ne kadar hükümsüz kalacağını görüyoruz. Bu hafta, kalabalığın içinde yürümenin bizi masum kılıp kılmayacağı sorusuna dair...
GÖZ KIRPMASI KADAR Bir âyetin içerisinde “kader” kelimesi geçiyorsa, o âyeti tefsir etmek kolay değildir. Çünkü “kader” kavramı tarihsel seyir içerisinde Kur’ân’daki bağlamından/anlamından koparılmış, üzerinde sayısız yorumlar/bilgiler üretilmiş ve sonunda ortaya –bugün de tartışmaları devam eden– “Cebriyye, Kaderiyye, Mutezile” ve bunların dışında orta yol diyeceğimiz “Ehl-i Sünnet” gibi farklı kelâm/akâid...
RUHUMUZ/AKIL, İRADE VE VİCDANIMIZ NERDE KALDI? HELE BİR YAVAŞLA KARDEŞ!.. Gerçekten şaşırdık; haz ve hıza kurban verdiklerimiz, yad-yaban, el değil; kendi evlatlarımız, gençlerimiz, bizden birileri… “Buğday ile koyun, gerisi oyun; bana ne!” “canı cehenneme!” “kendi düşen ağlamaz!” diyemeyiz. Yüreği yanan yine biziz biz… Hiçbir şey yokmuş gibi de duramayız. eğer...