Makale

SAHABİ AMR B. AS’IN GÖZ YAŞLARI II

NEDİR BU DERİN GAFLETLER

Peki, nedir bu yalanlar, jurnaller, iftiralar?

Nedir bu zulümler, entrikalar?

Nedir bu mallar uğruna verilen kavgalar, oluşturulan çeteler, mafyalar?

Ölüm döşeğinden, kabir kapısından bakıldığında bir sinema filmi kadar kısacık olduğu görülebilecek bir hayat için mi?

Kaldı ki, bu kısacık hayatın uzunca bir sorgulaması olacak, azapları veya armağanları ile karşılaşılacak…

Bütün bunlardan önce de hasretleri yaşanacak, sınırsız pişmanlıklar duyulacak…

Bu pişmanlığın nasıl duyulacağını, size, dâhi bir sahabinin gözyaşları ile tablolaştırmaya çalışacağım:

Amr b. As:

Arap dâhilerindendi. Azılı bir İslâm düşmanı iken Müslüman oldu.

Saygısından dolayı Hz. Peygamber’in yüzüne doya doya bakamayacak kadar rûhsal gelişim gösterdi. Hz. Peygamber’in döneminde pek çok başarılı hizmetler verdi. Takvâ sahibiydi.

10 yılı Hz. Ömer devrinde olmak üzere 16 yıl, kumandan olarak fethettiği Mısır valiliğinde bulundu.

Şan, şöhret, mal, mülk sahibi oldu. Ne var ki, Hz. Ali ile Muaviye arasında cereyan eden olaylar da Hz. Muaviye’den yana tavır koydu.

90 yaşında iken ölüm döşeğine serilen bu dâhi sahabi, son demlerinde sürekli ağlıyordu.

Sen, Hz. Peygamber’in sevgisine ermiş, iltifatına uğramış bir sahabi değil misin, diyerek teselli vermeye çalışan çocuklarının bu sözleri, onun gözyaşlarını eksitmiyor, artırıyordu.

Pişmanlığın fırtınalaştığı son sözleri ve niyazı şöyle olmuştu:

Allah, beni putperestlikten kurtardıktan sonra Hz. Peygamber’e olan sevgim, bütün varlığımı kuşatmıştı. Benden, Hz. Peygamber’i tavsif etmemi isteseler, buna güç yetiremem. Çünkü, saygımdan ötürü O’na doya doya bakamadım.

Bu hâl üzere ölseydim, Cennet’lik olduğumu ümit edebilirdim.

Sonra birtakım işlere daldım. Onlar hakkında Rabb’ime nasıl hesap vereceğim? Muaviye’nin dünyası için âhiretimi batırdım, aklımı şaşırdım. Nihayet ecelim geldi.

Allahım! Suçsuz değilim ki, mazeret beyan edeyim.

Ben ancak Sen’den başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed’in senin kulun ve elçin olduğuna şehâdet ederek sana geliyorum. (A. Davutoğlu, S. Müslim Tercüme ve Şerhi, 1/453)

DÜNYAMIZI SEVEBİLİRİZ

Dünyamızı sevebilir, önemseyebiliriz; sevmeli ve önemsemeliyiz de… Çünkü biz, dünya hayatında kulluk denemesine uğratılıyoruz.

İnsanlar için yaratılmış tüm nimetler ve güzelliklerden faydalanabiliriz; faydalanmalıyız da. Çünkü, yararlanıp şükretmek, bizim kulluk vazifemizdir.

Yaşadığımız toplumda kültürel, ekonomik ve siyasî her türlü mücadeleyi verebiliriz; vermeliyiz de… Çünkü bu tür hakka dayalı mücadeleler, bizi, Cennet’e götürecek cihâddır.

Ancak, dünya hayatına ölüm döşeğinden veya kabir kapısından bakmayı öğrenmeliyiz. Hakikat penceresinden bakıldığında, bir akşam veya kuşluk vakti gibi görülecek bu dünya hayatında, bizi, sonu gelmez ve fayda vermez pişmanlıklara ve hasretlere düşürecek işlerin faili olmaktan kaçınmalıyız.

Sözü Rabbimize bırakalım:

Dünya hayatı, gerçekte ancak bir oyun ve eğlencedir. Rabbinin emirleri ve yasaklarına bağlanan kullar için âhiret hayatı şüphesiz daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Enâm, 32)

Ali RIZA DEMİRCAN

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

View Comments

  • *Amr b. As’ın (r.a.) ölüm döşeğinde söyledikleri olarak aktarılan şu ifadeler:*
    • “Muaviye’nin dünyası için âhiretimi batırdım, aklımı şaşırdım…”
    • “Allahım! Suçsuz değilim ki, mazeret beyan edeyim…”

    Türkçe metinde geçen bu sözler, güvenilir hadis veya sahabe biyografileri arasında açık ve sağlam isnatlı olarak yer almaz. Aşağıda detaylı incelemesini bulabilirsiniz:

    *1. Mevcut rivayet durumu*

    Anglo-Sakson kaynaklarda veya klasik hadis eserlerinde bu sözlere doğrudan denk gelinmez. Ancak bazı İslamî bloglar ve ikinci el rivayet kaynaklarında, ölüm yatağında Amr b. As’ın Allah’tan bağışlanma dileği çekip, yaptığı işleri düşünerek ağladığı anlatılır. Misal Olarak:

    “We went to ‘Amr ibn al ‘As when he was about to die. He wept for a long time…” 
    https://mahajjah.com/misconception-2-his-admitting-to-following-his-desires-and-being-inclined-towards-the-world-at-his-death/

    Aynı rivayet kaynaklarında, “sadece Kelime-i Tevhid söyledim” demiştir, ama Muaviye için âhiretinin “batırdım” türünden ifadelere ulaşılmaz.
    https://mahajjah.com/misconception-2-his-admitting-to-following-his-desires-and-being-inclined-towards-the-world-at-his-death/

    *2. Kaynak güvenilirlik durumu*

    Bu tür rivayetler genellikle Zîayət-i isnâda (kaynak zincirinde kopukluk) sahiptir ve bazıları İbn Kayyim gibileri tarafından Kitab ar-Rûh gibi eserlerde aktarılmış olsa da, orijinal sahih hadis külliyatlarında yoktur.
    https://kondori.wordpress.com/2012/05/27/amr-bin-al-as-on-his-deathbed/
    Yani, referans olarak kullanılan hadislerin isnad zinciri zayıf veya şüpheli görülüyor.

    *3. “Muaviye’nin dünyası* içinâhiretimi batırdım” ifadesinin durumu
    • Rivayetin hiçbir sahih kaynakta bu şekilde net ifadelerle geçmediği görülmüştür.
    • Bazı kaynaklar, Amr b. As’ın “teveccüh etmekle dünya hevesi arasında gidip geldiği”ni ifade eder, fakat “batırdım” ya da “aklım şaştı” tarzı güçlü pişmanlık sözleri, genelde sonradan eklenmiş gibi görünmektedir.

    *4. Sonuç ve değerlendirme*
    • Amr b. As’ın ölümünde inanç tazelemesi, tevbe etmesi ve ağlaması genel olarak kabul gören ama detayları farklı rivayetlerde nakledilen bir durumdur.
    • Ancak özellikle Muaviye’ye dair bu ölçüde pişmanlık ve kelimesi kelimesine bu ifadeler, sahih hadis külliyatı ve güvenilir biyografik kaynaklar tarafından desteklenmemektedir.

    *Tavsiye*

    Bu ifadelerin kullanımı durumunda şu şekilde not düşmenizi tavsiye ederim:

    “Bazı rivayetlere göre, Amr b. As ölüm döşeğinde Allah’tan bağışlanma dilemiş, yaşadığı bazı dünya bağlılıkları için pişmanlık duymuştur. Kaynaklarda geçen bu duygusal ifadelerin bazıları (Misal olarak: ‘Muaviye’nin dünyası için âhiretimi batırdım’) hadis kaynaklarında sabit olmayıp, sonraki anlatım ve yorumlara dayanmaktadır.”

    Böylece, hem metninize kaynaklı bir açıklık getirir, hem de akademik dürüstlüğe uygun davranmış olursunuz.
    Ahmet Ziya İbrahimoğlu

  • Hz Ali şehit edildikten sonra üzülmek neye yarar? İblis ve adamları sahabe felan dinlemiyor velev ki peygamber karısı veya çocuğu bile olsa kandırabiliyor. Dikkatli olmak gerek amr b as da alınacak çok ibretler var müminler için. Muaviye için hazret diyenlere çok üzülüyorum.

Recent Posts

  • Gündem

Yunan Siyasetçi Kyrtsos’tan Atina’ya Sert İsrail Uyarısı

Yunan Siyasetçi Kyrtsos'tan Atina'ya Sert İsrail Uyarısı: "Katillerle Savunma İttifakı Olamaz" Yunanistan siyasetinin deneyimli isimlerinden…

9 dakika ago
  • manşet

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR!

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…

58 dakika ago
  • Gündem

Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki

Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…

1 saat ago
  • Gündem

Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı

Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…

2 saat ago
  • Makale

250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE

250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…

3 saat ago
  • Gündem

ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2)

ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2) 3. TOPLUM…

3 saat ago