Makale

SANAL GÜZELLİK

“Aslında bildiğimiz her şey bir algıdan mı ibaret?” diye düşünmeden edemiyor insan zaman zaman.

Kahramanlar gerçekten kahraman mı?

İyiler gerçekten iyi mi?

Sağlamlar gerçekten sağlam mı?

Ya kötüler. Gerçekten kötü mü, ya da büsbütün kötü mü?

Peki, güzeller ne kadar güzel, ya da sanıldığı gibi safi güzel mi?

Her şey bir birine o kadar karışmış durumda ki, içinden çıkabilmek hakikaten güç. “Öyledir” diye daha baştan inandığımız, kabul ettiğimiz, algıladığımız her şeye yeni baştan ve kuşku ile bakmak için o kadar çok gerekçemiz var ki…

İmaj gerçekliğin, kurgu hakikatin yerini alalı hayli zaman oldu. Ama sanırım biz bunun farkına varmak için bir hayli geç kaldık millet olarak.

Neden mi böyle konuşuyorum? Anlatayım.

Bundan takriben altı yıl evvel, Türk Edebiyatının  “Yedi Güzel Adamı” denilen edebiyatçılarımızdan, muhterem Rasim Özdenören’in bir yazısına denk geldim. Yazı 26 Ağustos 2016 tarihli Yeni Şafak Gazetesinde yayımlanmış.

Rasim Ağabeyimiz övgü ve güzellemelerle dolu yazının – övgü ve güzellemelerine bir sözümüz yok- bir yerinde sözü 1 Mart 2003 tarihli malum tezkereye getirmiş ve bu tezkerenin reddedilmesinin büyük hata olduğu tespitinde bulunmuş. Eğer tezkere kabul edilse imiş, Saddam Hüseyin daha az kan dökülerek bertaraf edilecek, Irak da bu kadar istikrarsız olmayacakmış(!)

Rasim Ağabeyi okudukça hayretten hayrete duçar oldum. ABD askerlerinin bizim topraklarımızda konuşlanması ve bu topraklar üzerinden Irak’a kara harekâtı yapılması konusundaki tezkereyi TBMM’nin reddetmesinin ceremesini çekiyormuşuz halen(!) Vay be! Koskoca Rasim Ağabey’e bakın hele. “Ört ki ölem!” mi demeliyim, ne demeliyim? Bilemedim.

2015 yılında, farklı bir oylamadaki yanlış kararımızdan dolayı, ABD ve AB ile kurulması mutasavver koalisyonun akim kaldığından dert yanıyor “güzel” ağabeyimiz.

Bakın, 1 Mart 2003 tezkeresinin reddi hakkında dönemin ABD Başkanı George W. Bush yıllar sonra yazdığı Decision Points’’ adlı kitabında ne diyor:  ‘’Türklere, topraklarını kullanmamıza izin vermesi için aylardır baskı yapıyorduk, böylece 4’üncü Piyade Tümeni’nden 15 bin askeri kuzeyden Irak’a sokabilecektik. Ekonomik ve askeri yardımda bulunma, Türkiye’ye Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) kilit programlarına erişim sağlaması için yardım etme ve Türkiye’nin AB’ye katılımına güçlü desteğimizi sürdürme sözü vermiştik. Bir noktada, izni alacağız gibi görünüyordu. (Dönemin Başbakanı)  Abdullah Gül’ün kabinesi, talebimizi onaylamıştı. Ancak TBMM 1 Mart’ta tezkereye ilişkin nihai oylamayı yaptığında, tezkere az farkla kabul edilmedi. Hayal kırıklığına ve hüsrana uğramıştım. Şimdiye kadar yaptığımız en önemli taleplerimizden birinde, NATO müttefikimiz Türkiye, Amerika’yı yarı yolda bırakmıştır.’’[1]

Ah be Rasim Ağabey, yıktın bir kuşağın kalbindeki hüsnü zan sarayını, tarumar eyledin!

Sahi, yıkılmış mıdır?

Mezkûr yazıyı okuyanlar kitap fuarlarında Rasim ağabeyin önünde imza kuyruğuna girmekten imtina ediyorsa evet. Değilse, algı hakikatin tahtında yan gelip yatıyor demektir.

Ah bu, koca koca isimlerin altında yatan sathilik, kifayetsizlik! Bir gün İsrafil’in suruna üflenmiş gibi ayan beyan ortaya çıksa hakikat, ne çok imaj yerle yeksan olur, ne çok yıldız kararıp dökülür.

Yoksa bir kesim aydının bütün güzelliği soğuk savaş stratejisinin bir parçası mı? Sovyet zulmüne/emperyalizmine gelince çelikleşen irade, boy veren bilinç, bilenen kılıç konu ABD emperyalizmi olunca neden tuz buz oluyor? Neden mir ‘atı mücellada parlar gibi parlayan güzellikler kararıp dökülüyor? Komünizm tehlikesi karşısında haklı olarak arzı endam eden mücahitlik ve direniş azmi neden Batı ve onun kolluk gücü ABD söz konusu olunca birden idarei maslahatçılığa dönüşüyor. Bir milletin vicdanı olması beklenenler; hür ve hesapsız bir düşünür/münevver duruşu sergilemesi gerekenler, neden birden monşerimsi bir diploması dili kuşanıveriyorlar ki?

Sizlere hüsnü zan besleyen, kitaplarınızla yatıp kalkan bu toprakların saf/masum gençliğine karşı bir mesuliyetiniz yok mu? Neden soğuk savaş döneminde gösterdiğiniz direniş ruhundan eser yok şimdi?

Aslında, Rasim Ağabeyin bu yazısında ipuçları gözüken sorun, bir tek onun sorunu değil, ülkemizdeki muhafazakârlığın ve muhafazakârlığa yatkın İslamcılığın temel sorunudur. “Ölümü görüp sıtmaya razı olmak…”  Sonra da sıtmadan sürünerek ölmek… Ecnebi deyimiyle paradoks yani dilemma ya da ikilem. Ya da siz açmaz deyin; açar mı açmaz mı vakti olanlar beklesin bakalım.

Niyetimiz elbette Rasim Ağabey’i yermek, onu kötülemek ve onun güzelliklerine gölge düşürmek değil. Ancak görüldüğü üzere büsbütün güzellikle mücehhez olmadığını görmek gerekiyor.

Hiç bir şey ve hiç bir kimse algılanan/algılatılan gibi değil. Kalabalığa uyup verilmiş hükümlere dâhil olmanın içerdiği zaafı görmek gerekiyor. Yakından bakınca birçok kimse ve bir çok şey için “Sanılanın aksine” diye başlayan cümleler kurmak işten bile değil.

Kur’an’da “Ey iman edenler iman ediniz!…”[2] buyuruluyor. Bu örnekten yola çıkarak acaba bütün ezberleri, kabulleri, şablonları bir yana bırakıp yeni baştan mı bakmalı her bir şeye. Bilemedim. Belki bir bilen çıkabilir, kim bilir?

ŞABAN ÇETİN 

MİRATHABER.COM -YOUTUBE-

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

[1] https://www.stratejikortak.com/2017/03/14-yilinda-1-mart-tezkeresi.html

[2] Nisa 136

View Comments

  • Sevgili hocam,
    Fikirlerinize saygı duymakla beraber, Rasim hocayı sırf Irak politikası yüzünden eleştirmeniz bende bir soru işareti oluşturdu.

Recent Posts

  • Genel

Başantrenör Santarelli: Biz, Şu An Önümüzdeki Sürece Odaklıyız

Başantrenör Santarelli, şampiyonluk odaklı hakkında son gelişmeler. Başantrenör Santarelli, takımın başarı hedeflerini ve şampiyonluk odaklı…

25 dakika ago
  • Genel

İran, ABD’nin Sivilleri Hedef Almayız İddiasını Reddetti

İran, ABD'nin sivilleri hedef almayız iddiasını reddetti. Bu açıklama, iki ülke arasındaki gerilimi daha da…

25 dakika ago
  • Genel

Akdeniz Oyunları sona erdi! Türkiye’den tarihi başarı

Akdeniz Oyunları sona erdi! Türkiye'den tarihi başarı hakkında son gelişmeler. Akdeniz Oyunları sona erdi. Türkiye,…

29 dakika ago
  • Genel

Katar: İran misilleme saldırılarında sadece ABD üslerini değil ülkedeki sivil yerleşimi de hedef alıyor

Katar İran misilleme saldırıları hakkında son gelişmeler. Katar, İran'ın misilleme saldırılarında yalnızca ABD üslerini değil,…

60 dakika ago
  • Genel

Başantrenör Santarelli: Biz, şu an önümüzdeki sürece odaklıyız. Şampiyonluğa odaklıyız

Başantrenör Santarelli, takımın mevcut hedeflerine ve şampiyonluğa odaklandıklarını vurguladı. Önümüzdeki süreç, başarı için kritik öneme…

1 saat ago
  • Genel

Gençlerbirliği, Pedro Mendes ile Rafael Luisi kadrosuna kattı

Gençlerbirliği, Pedro Mendes ile Rafael Luisi kadrosuna kattı hakkında son gelişmeler. Gençlerbirliği, Pedro Mendes ile…

1 saat ago