Makale

“SÖNMEDEN SON OCAK!”

“SÖNMEDEN SON OCAK!”

Merhum Mehmet Âkif, bir milletin istiklalinin aile ocağının tütmesine bağlı olduğunu, İstiklal Marşımızın daha ilk iki mısraında beyan etmiştir. Aile bir milletin mayası, esasıdır. Bir topluluğun millet olma imkânını ihtiva eden nüvesidir. Milli varlığa hayat bahşeden değerler membaı ailedir. Milli bütünlüğü mümkün kılan ibrişim ilmekler, muhkem ailelerdir. Millet varlığına kastedenler, muktedir olabilmelerinin yegâne şartının bu ilmekleri çözerek berhava etmek olduğunun bilincindedirler.  İstiklâl Şairimiz, on kıtalık İstiklâl Marşı’nın giriş mısralarına ocağı yani aileyi yerleştirerek, taarruzun nereye yöneldiğinden sarfınazar etmediğini açık ederek:

“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak” demektedir.

Deyimlerimiz vardır bizim; “Ocağı tütmek, ocağı sönmek, ocağı yanmak, ocağına incir ağacı dikmek, ocağı batmak, ocağı kör kalmak…” misalleri onlardan sadece bir kaçıdır. Ocak kelimesinin, başka anlamlarının yanında en temel anlamı “hane/aile” anlamıdır. Bu anlamın kadim yerleşme/yaşama düzenimizle doğrudan bir münasebeti vardır. Kadim yerleşme düzenimizin son demlerine ermiş olanlar bilirler, öyle bir deme erişme bahtından mahrum olanlar ise “Türk Evi”ne dair çeşitli okumalar yapmışlarsa, ocağın niteliğine dair bir fikir sahibi olmuşlardır.

Kadim yerleşme/yaşama düzenimize dair fikir sahibi olmak isteyenlere, merhum Turgut Cansever’in “Ev ve Şehir, İslam’da Şehir ve Mimari, Kubbeyi Yere Koymamak” gibi kitaplarını, Cengiz Bektaş’ın “Türk Evi” kitabını ve bu sahada emek mahsulü başka eserleri okumalarını tavsiye ederim. Bu kabil okumalar yapmak, realitenin imkân dâhilinde olan tek seçenek olmadığını fark etmemize yardımcı olacaktır..

Anadolu coğrafyası başta olmak üzere, birçok coğrafyada örneği bulunan geleneksel “Türk Evi”nin remzi ocaktır. Ocak yanar/tüter, onda ekmek/yemek pişer, onunla ısınılır. Ocak olan her oda aynı zamanda aileye ait müstakil bir birimdir. Ona aynı zamanda “ev” de denilir.  Aile toplumsal bir birim olmasının yanında aynı zamanda iktisadi bir birimdir. Türk Evi esnek bir yapıya sahiptir. İhtiyaca göre ilaveler yapılır ve aile büyüdükçe eve yeni odalar eklenir. Aileye yeni bir gelin gelecekse eve yeni bir oda ilave edilir. Odalar sofaya açılır, bazı yörelerde bu sofaya “hayat” denilir. Burası ailenin bir sofra etrafında toplandığı müşterek mekândır. Ailenin nabzı “hayatta” atar. O hayat merkezli hane bir ocaktır. Millet varlının ateşini işte o ocaklar harlar.

Geleneksel mimarimize dair araştırma yapan, yazıp çizenlerin tespit ettiği gibi kadim evlerimiz esnek bir yapıya sahiptir. Yukarıda özet olarak ifade ettiklerimiz, onun birçok hususiyetinden sadece bir kaçıdır. “Türk Evi” bugünkü gibi yukarıdan tek bir form halinde dayatılan bir yapı değildir. O, bizzat onu kullananların ihtiyaçları, zevkleri, değerleri; komşularıyla, tabiatla ve Yaratıcıyla münasebetleri istikametinde şekillenen bir yapıdır. Ocak ise o yapının hayatiyetinin işaretgâhıdır; tüten ocak dirliğinin/devletin işaretidir.

İlkokulun kaçıncı sınıfındaydım, hatırlamıyorum? Hayat bilgisi ya da Sosyal Bilgiler dersiydi. Öğretmenimiz kitaptan ailenin tanımını okuyordu: “Aile, anne, baba ve çocuklardan oluşan, toplumun en küçük birimidir.” O anki hissiyatımı hiç unutamıyorum. Bu tanımın, içinde yaşadığım toplumun hakikatine uyar bir tarafı yoktu. Küçük bir köyde yaşıyordum. Aileler ekseriyetle bu tanıma uygun değildi. Öğretmen o tanımı okurken hemen aklıma arkadaşım Ali’nin dedesi, ninesi ve halası gelmişti.

Ali bu tanımı duyunca ne düşünmüş, ne hissetmişti bilemiyorum. Ancak kendi küçük dünyamda ben bu tanımdan incinmiştim. Aile anne bana ve çocuklardan müteşekkil idiyse Ali’nin dedesi, ninesi ve halası o hanenin nesiydiler. Onlar Ali’lerin evinde birer fazlalık mıydılar?

Bu tanımın bana ne kadar dokunduğunu şuan bunları yazarken bile yeniden duyumsuyorum. Bu, doğrudan doğruya toplumun öz hakikatine bir saldırı idi. Ali’nin dedesi, ninesi ve halasına kim, hangi hakla “Siz bu aileden değilsiniz!” diyebilirdi?

Aslında benim ailem kitabın tanımına uygundu. Ben ninemi görmemiştim ancak dedem hayattaydı ve büyük amcamlarda kalıyordu. Bu tarife Ali benim gibi içerlemiş miydi? Sormamıştım. Elbette bu tanım sıradan bir tanım değildi. Bir toplum mühendisliği çalışmasının icabıydı. Günümüzde toplumumuzun arz ettiği manzaraya bakarak bu mühendisliğin başarılı olduğunu pekâlâ söyleyebiliriz.

Endüstrinin başat aktörü olduğu cari düzenin, en başından beri, hedefine değer temelli toplum yapılarıyla aileyi koyması boşuna değildir. Zira kadim aile, toplumun temeli olmakla beraber aynı zamanda bir iktisadi teşekküldür. Böyle bir aile, endüstrinin karşında savunma hatları yıkılmış bireyin var edilmesi yolunda en mühim mânialardan birisidir. Önce çekirdek ailenin hedeflenmesi, sonra tek kişilik haneler dönemine geçilmesi endüstri için “altın çağa” ermek demektir. Her ferde, her mahsulünden ayrı ayrı satmanın endüstri ağalarına sağlayacağı kârı varın siz hesap edin. Ocak, aynı zamanda üretim ve tüketim tercihleri bakımından belirleyici bir merkezdi.

Sözü TÜİK’in verileri yardımıyla somutlaştırarak bağlamak istiyorum. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 yılında yayınladığı verilere göre, 2008’yılında ortalama 4 kişi olan hane halkı büyüklüğü, 2024 yılı itibariyle 3,11’e gerilemiştir. 2016 yılında % 14,9 olan yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hane halkının oranı, 2024 yılında % 20’ye yükselmiştir. 2016 yılında çekirdek aile oranı % 66,4 iken 2024 yılında bu oran % 63,5’e gerilemiştir. Geniş aile oranı ise 2016 yılında % 16,3 iken 2024 yılında % 13,3’e düşmüştür. Oldukça dikkat çeken verilerden biri ise, tek kişilik hane sayısı oranının 2016 yılında % 14’9 iken 2024 yılında % 20’ye çıkmış olmasıdır. Dikkat çekici bir diğer veri de, tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hane oranının 2016’da % 8,2 iken 2024 yılında % 10,9’a yükselmiş olmasıdır. Sekiz yılda tek kişilik hane sayısındaki değişim % 34,22, tek ebeveyn ve çocuk/çocuklardan oluşan hane sayısındaki değişim ise yaklaşık % 33’tür.[1] Değişimin hızı bir alarm durumunu işaret etmektedir diyeceğim de işaret safhasını çoktan geçmiş, parmak gözümüze çoktan girmiş olmalıdır.

Mevzumuz ocak/ailedir. Bu bağlamda çok şey yazılıp söylenilebilir. Birkaç gün evvel rastladığım, tanıdığım bir gencin sosyal medya paylaşımı ise sözden çok eyleme muhtaç olduğumuzu ihtar etmektedir: “Aile; bütün kötülüklerin iyi niyetle yapıldığı yer…” İstiklali tehlikeye düşmüş bir millet olarak, nasıl canhıraş bir çaba içine girerek Milli Mücadeleyi vermiş isek, bugün de istiklalimizin temel istinatgâhı olan ailenin inkırazını görüp bu çöküşün sebeplerindeki payımızı hesap ederek hesabımızla yüzleşmek ve ivedilikle yeniden ıslah ve ihyanın yollarını aramak zorundayız.

Yazının başına dönecek olursak, diyeceğim şudur: Bir toplumun değerlerini yerleşme ve geçim şekilleri belirler. Bir milletin sıhhatli varlığının ve istiklalinin olmazsa olmazı ailedir. O halde aile kurumun bütün hakikatiyle berhayat olacağı bir yerleşme şekli ve geçim yoluna ülke/millet olarak tevessül etmek durumundayız.

Etmez isek ne olur? Cevabı basit: “Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. “

ŞABAN ÇETİN

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

[1] https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Aile-2024-53898

View Comments

  • Yazının ikinci ayağı mutlaka olmalı... Bu bölümde aileye yönelik modern yaplaşımlar, psikolojik ve ontolojik tespitler, aile bireylerine karşı rasyonel yaklaşımlar irdelenmeli, bireyselleşmenin yanlışlaşma konusu sonuçları ve inanç yapısıyla düştüğü çelişkiler ve çözüm önerileri ile desteklenmeli... Bekliyoruz...

Recent Posts

  • Gündem

ABD’li Gençler Filistin’e Sempati Duyuyor

ABD’de Gençlerin: Yüzde 74'ü Filistin’e Sempati Duyuyor! ABD’de Orta Doğu politikalarına yönelik toplumsal bakış açısı,…

34 dakika ago
  • Gündem

Savcı Sayan’dan ABD’nin Kürt Politikasına Sert Eleştiri

Savcı Sayan’dan ABD’nin Kürt Politikasına Sert Eleştiri: "Kendi Meksikalısını Sevmeyen Bizi Niye Sevsin?" Eski Ağrı…

3 saat ago
  • Gündem

CarrefourSA’nın Ardından Akçansa da Satıldı

Sabancı’dan Dev Çıkış: CarrefourSA’nın Ardından Akçansa da Satıldı Sabancı Holding, portföyündeki yapısal dönüşüm hamlelerine bir…

4 saat ago
  • Gündem

SOSYAL MEDYADAN SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ

SOSYAL MEDYADAN SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ *Mesele Hamas Değil, Zihinlerimizle Oynuyorlar. *Emekli ABD Askerlerinden Kongre’de İran…

5 saat ago
  • Gündem

Netanyahu’dan Hz. İsa Heykeli Olayına Özür: “Derin Üzüntü Duydum”

Netanyahu’dan Hz. İsa Heykeli Olayına Özür: “Derin Üzüntü Duydum” İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan’da bir…

5 saat ago
  • Gündem

BM Yetkilisi Tom Fletcher’dan Çarpıcı Çıkış

BM Yetkilisinden Çarpıcı Çıkış: "Bu Parayla 87 Milyon İnsanı Kurtarabilirdik" Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler…

6 saat ago