
Dünyanın bir başka köşesinde savaş devam ediyor. Evler yıkılıyor, insanlar yerlerinden ediliyor, çocuklar açlıkla mücadele ediyor. Fakat Sudan denildiğinde dünya kamuoyunun ilgisi çoğu zaman birkaç haber başlığından öteye geçmiyor.
Peki Sudan neden unutuldu?
2023 yılında başlayan Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki savaş dördüncü yılına girerken, ülke dünyanın en ağır insani krizlerinden biriyle karşı karşıya. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın (WFP) 22 Eylül tarihli açıklamasına göre Sudan genelinde yaklaşık 19,5 milyon insan kriz seviyesinde açlıkla karşı karşıya. Yaklaşık 9 milyon kişi ise savaş nedeniyle evlerinden oldu. 2026 yılında 825 bin beş yaş altı çocuğun ağır akut yetersiz beslenme yaşaması bekleniyor.
Rakamlar büyük… Fakat her rakamın arkasında bir insan var.
Çocuğuna yiyecek bulamayan bir anne, evini terk etmek zorunda kalan bir baba, okuluna gidemeyen bir çocuk, yıllardır ailesinden haber alamayan insanlar…
Üstelik Sudan‘daki kriz yalnızca savaş meydanlarında yaşanmıyor. Açlık, savaşın sessiz yüzü olarak büyüyor. İnsani yardım kuruluşları ise ciddi finansman sıkıntısıyla karşı karşıya. WFP, yardım bütçesindeki düşüş nedeniyle bazı bölgelerde gıda yardımlarını azaltmak zorunda kaldığını bildiriyor. Kuzey Darfur’daki Tawila bölgesinde yaklaşık 950 bin yerinden edilmiş insan bulunuyor ve yardım miktarındaki azalma milyonlarca insanın yaşamını daha da zorlaştırıyor.
Daha acı olan ise yardım ulaştırmanın bile güvenli olmaması.
Ağustos ayında Güney Kordofan’da WFP’ye ait gıda taşıyan iki kamyon hava saldırısına uğradı. 50 tondan fazla gıda yok oldu. Bu miktar yaklaşık 5.800 insanın bir aylık yaşam desteğine denk geliyordu.
Peki bütün bunlar olurken dünya ne yapıyor?
Elbette Sudan tamamen unutulmuş değil. Birleşmiş Milletler, WFP ve diğer yardım kuruluşları bölgede çalışmalarını sürdürüyor. Bazı ülkeler de insani yardım sağlıyor. Ancak mesele şu: Dünyanın en ağır insani krizlerinden biri neden küresel kamuoyunda Gazze, Ukrayna veya başka krizler kadar sürekli görünür değil?
Belki de Sudan’ın trajedisi, savaşın karmaşıklığı ve bölgedeki güç mücadelelerinin gölgesinde kalıyor. Belki uluslararası toplumun ilgisi, krizlerin büyüklüğünden çok jeopolitik önemlerine göre şekilleniyor. Bu soruların kesin ve tek bir cevabı olmayabilir.
Fakat bir gerçek değişmiyor:
Mazlumun kimliği, acının değerini değiştirmez.
Gazze’deki çocuğun gözyaşı nasıl insanlığın meselesiyse, Sudan’daki çocuğun açlığı da insanlığın meselesidir.
İslam dünyası açısından ise mesele daha da anlamlıdır. Sudan’da milyonlarca insanın yaşadığı dram karşısında kardeşlik duygusunu yalnızca sözlerde değil, insani yardımda, dayanışmada ve güçlü bir kamuoyu duyarlılığında da göstermek gerekir.
Çünkü bazen bir ülke gerçekten unutulmaz.
Sadece dünyanın gündeminden düşer.
Ve gündemden düşen her mazlum, aslında yeniden hatırlanmayı bekler.
İSLAMİ HABER “MİRAT”