
Libya’nın başkenti Trablus’ta gerçekleştirilen görüşmede enerji ve sağlık alanlarındaki iş birliğinin yanı sıra, Türkiye, Libya, Katar ve İtalya’nın yer aldığı dörtlü mekanizmanın geleceği de ele alındı. Düzensiz göçle mücadele ve Libya’da istikrar arayışının öne çıktığı görüşme, bölgesel iş birliği açısından dikkat çekti.
Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Katar Dışişleri Bakanlığından Sorumlu Devlet Bakanı Muhammed bin Abdulaziz el-Huleyfi ile Trablus’ta bir araya geldi.
Başbakanlık ofisinde gerçekleştirilen görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, özellikle enerji ve sağlık alanlarında yeni iş birliği imkânlarının oluşturulması ve ekonomik ilişkilerin somut projelerle desteklenmesi gündeme geldi.
Ancak görüşmenin dikkat çeken başlıklarından biri, Libya’nın istikrarı ve düzensiz göçle mücadele konusunda Türkiye, Libya, Katar ve İtalya arasında oluşturulan dörtlü iş birliği mekanizması oldu.
Görüşmede, söz konusu mekanizma kapsamında bugüne kadar yürütülen çalışmalar ve önümüzdeki dönemde atılabilecek adımlar değerlendirildi.
Özellikle düzensiz göçle mücadelede ülkeler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve gönüllü geri dönüş programlarının desteklenmesi konusunda iş birliğinin geliştirilmesi üzerinde duruldu.
Bu başlık, Libya’nın yalnızca Kuzey Afrika açısından değil, Akdeniz’in güvenliği ve Avrupa’ya yönelik düzensiz göç hareketleri bakımından da taşıdığı stratejik önemi ortaya koyuyor.
Türkiye’nin mekanizmanın içerisinde bulunması ise Ankara’nın Libya dosyasındaki etkin konumunun yeni bir göstergesi olarak değerlendirilebilir..
Görüşmede Katar’ın Libya’daki istikrar ve uzlaşı çabalarına gelecekte daha fazla katkı sunma arzusunun da gündeme geldiği bildirildi.
Katar’ın Libya ile ilişkilerini yalnızca ekonomik ve ticari alanlarla sınırlı tutmayarak siyasi istikrar ve uzlaşı süreçlerinde de daha görünür bir rol üstlenmek istediği anlaşılıyor.
Dibeybe’nin, Katar heyetinin hem Bingazi hem de Trablus’u kapsayan temaslarını memnuniyetle karşılaması da Libya’daki farklı siyasi ve coğrafi merkezler arasındaki iletişimin önemini gösteriyor.
2011’de Muammer Kaddafi yönetiminin devrilmesinin ardından siyasi ve askeri bölünmelerin yaşandığı Libya’da, ülkenin doğusu ile batısı arasındaki ayrışma uzun yıllardır devam ediyor.
Birleşmiş Milletler destekli siyasi süreç başta olmak üzere farklı girişimlerle ülkede kalıcı bir siyasi uzlaşma sağlanmaya çalışılıyor.
Türkiye ise Libya’da hem Trablus merkezli hükümetle ilişkilerini sürdürüyor hem de ülkenin doğusundaki aktörlerle temas kanallarını açık tutmaya çalışıyor. Ankara’nın bu yaklaşımı, Libya’nın doğusu ve batısı arasında kalıcı bir siyasi uzlaşının oluşmasına katkı sağlama hedefiyle birlikte değerlendiriliyor.
Nitekim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Ağustos ayında gerçekleştirdiği Libya ziyaretinde de Türkiye-Libya ilişkilerinin yanı sıra Libya’daki siyasi süreç ve ülkenin istikrarı önemli gündem maddeleri arasında yer almıştı. Fidan’ın Trablus ve Bingazi’de temaslarda bulunması, Türkiye’nin Libya’nın farklı kesimleriyle iletişim kurma politikasının devam ettiğini ortaya koydu.
Trablus’taki son görüşmede enerji iş birliğinin de ele alınması, Libya’nın sahip olduğu enerji kaynaklarının bölgesel ve uluslararası önemini yeniden gündeme getiriyor.
Türkiye açısından Libya, yalnızca Akdeniz’deki siyasi ve güvenlik dengeleri bakımından değil; enerji, ticaret, savunma ve ekonomik ilişkiler açısından da stratejik bir ortak niteliği taşıyor.
Ankara ile Trablus arasındaki ilişkilerin son yıllarda enerji ve ekonomik iş birliği alanlarında genişlemesi, Libya’daki siyasi gelişmelerin Türkiye açısından neden yakından takip edildiğini de gösteriyor.
Trablus’ta gerçekleşen görüşme, tek başına Libya’daki siyasi bölünmüşlüğün sona erdiği anlamına gelmiyor. Ancak Türkiye, Katar, İtalya ve Libya’nın aynı mekanizma içerisinde düzensiz göç, koordinasyon ve gönüllü geri dönüş gibi konularda ortak çalışma arayışında olması, Libya dosyasında çok taraflı diplomasi arayışlarının güçlendiğini gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde bu mekanizmanın yalnızca göç meselesiyle sınırlı kalıp kalmayacağı da önem taşıyor.
Çünkü Libya’da kalıcı istikrarın sağlanabilmesi; siyasi uzlaşı, ekonomik kalkınma, enerji kaynaklarının yönetimi, güvenlik yapılanması ve ülkenin doğusu ile batısı arasındaki bölünmüşlüğün giderilmesi gibi çok daha geniş bir çerçevenin ele alınmasını gerektiriyor.
Trablus’taki son temaslar, Libya’da yeni bir uzlaşma zemininin oluşup oluşamayacağına ilişkin beklentileri yeniden gündeme taşırken, Türkiye’nin de içinde bulunduğu dörtlü mekanizma Ankara’nın Akdeniz ve Kuzey Afrika politikasında önemli bir diplomatik araç olmayı sürdürüyor.
Asıl mesele ise şu: Libya’da yıllardır süren parçalı yapı, bölgesel aktörlerin daha yoğun diplomatik girişimleriyle gerçekten aşılabilecek mi?
Bunun cevabı, yalnızca Trablus’ta değil, Bingazi’den Roma’ya, Doha’dan Ankara’ya kadar uzanan geniş bir diplomasi masasındaki gelişmelerle şekillenecek.
HABER YORUM

Trablus’taki dörtlü masa, Libya’nın geleceği kadar Akdeniz’in güç dengeleri açısından da önemli bir mesaj veriyor.
Türkiye’nin masada olması, Ankara’nın Libya ve Doğu Akdeniz denklemindeki ağırlığını gösteriyor.
Ancak mesele sadece göç, enerji ve diplomasi değil; asıl mesele Libya’nın kendi geleceğine ne kadar kendisinin karar vereceğidir.
Libya’da gerçek uzlaşma, dış aktörlerin çıkarlarının değil, Libya halkının iradesinin merkeze alındığı gün başlayacaktır.
Kısacası: Masanın kurulması önemli; fakat asıl sınav, masadan Libya halkının kazanarak kalkıp kalkamayacağıdır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”