islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

TÜRKİYE’DE İNANÇSIZLIĞIN YÜKSELİŞİ: TARİSEL VE TOPLUMSAL DİNAMİKLER

TÜRKİYE’DE İNANÇSIZLIĞIN YÜKSELİŞİ: TARİSEL VE TOPLUMSAL DİNAMİKLER
A+
A-

TÜRKİYE’DE İNANÇSIZLIĞIN YÜKSELİŞİ: TARİSEL VE TOPLUMSAL DİNAMİKLER

Tarih boyunca çeşitli inanç sistemleri varlık göstermiş olsa da, inançsızlık (Ateizm, Deizm, Agnostizm) daha ziyade kitlesel bir hareketten ziyade bireysel düzeyde tezahür etmiştir. Bununla birlikte, inançsızlığın toplumsal zeminde yaygınlaşmasının ardındaki sebepler, tarihsel ve kültürel bağlama göre farklılık arz etmektedir. Nitekim, modern Batı toplumlarındaki, Asya’daki ve Türkiye’deki inançsızlık olgularının ortaya çıkış şartları ve nedenleri aynı değildir.

Küresel ölçekte sekülerizmin bir yaşam tarzı olarak benimsenmesi ve belirli güç odaklarınca desteklenmesi, inançsızlığın artışında etkili olmuştur. Eğitim sistemlerindeki seküler müfredatlar ve hukuki düzenlemelerin seküler bir çerçeveye oturtulması, pek çok ülkede inançsızlığın kurumsal destek bulmasına zemin hazırlamıştır.

Türkiye özelinde ise, sosyolog, teolog ve psikolog gibi alanında uzman birçok aydın, yaptıkları değerlendirmelerde ve ürettikleri literatürde Batı merkezli kuram ve metodolojilere başvurmaktadır. Oysaki her toplumun kendine özgü sosyolojik dinamikleri ve yapısal özellikleri bulunmaktadır. Bu bağlamda, “Türkiye’de son yıllarda inançsızlığın (Ateizm, Deizm, Agnostizm) neden arttığı” sorusu, giderek daha fazla sorulur hale gelmiştir. Bu sorunun cevabı, Batı’daki nedenlerle kesişen noktalar barındırmakla birlikte, Türkiye’ye has sosyo-tarihsel sebepleri de içermektedir.

Türkiye’de Deizmin yaygınlaşmasının arka planında, kimi azınlık inanç gruplarının geleneksel yapısı yer almaktadır. Yazılı bir dini metne dayanmayan bu kültürel inanç formları, öncelikle sosyalist düşüncenin bu çevrelerde hızla karşılık bulmasına, ardından da sosyalizmin bir nevi geçiş evresi olarak Deizmin benimsenmesine elverişli bir zemin oluşturmuştur.

Türkiye’de laiklik ilkesinin benimsenmesiyle birlikte, hukuk sisteminin sekülerleştirilmesi ve eğitim kurumlarında geleneksel dini değerlerden uzak bir müfredatın uygulanmaya başlaması, Deizmin kitlesel bir kabul görmesinde etkili olmuştur. Bu süreç, büyük çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda, bireylerin inançları doğrultusunda yaşamalarının önünde hukuki engeller oluşturmuştur. Yasal düzenlemeler, İslami hükümlere göre haram kabul edilen birçok unsuru meşrulaştırırken, İslami açıdan meşru olan bazı uygulamaları ise tanımamıştır. Örneğin, İslam hukukunda bain talak ile boşanmış çiftlerin belirli şartlar olmaksızın yeniden evlenmeleri mümkün değilken, bu kısıtlamalar medeni hukuk ile kaldırılmıştır. Benzer şekilde, İslami boşanma usulleri ve gerekçeleri seküler hukuk tarafından dönüştürülmüş ve bu durum geleneksel aile yapısının zayıflamasında rol oynamıştır.

İslami finans kurallarına aykırı olarak faizin yasal ve teşvik edilir hale gelmesi, helal kazanç arayışındaki bireyleri zor durumda bırakmış; İslami miras hukukunun lağvedilmesiyle de Müslümanların dini vecibelerini yerine getirmesi engellenmiştir. Tüm bu dönüşümler, eğitim müfredatının yanı sıra, sinema, tiyatro gibi kitle iletişim araçları ve sanat dalları aracılığıyla da desteklenmiştir. Özellikle sinema sektöründe, İslami değerlerin ve Müslüman figürlerin stereotipleştirilmesi ve hafife alınması yaygın bir temsil biçimi haline gelmiştir. Bu süreçte, bireylerin gündelik hayat pratikleri, inanç değişikliğinden önce sekülerleşmiş; eğitim sistemi ise geleneksel dini değerler yerine seküler bir dünya görüşünü dayatmıştır. Tarih, kültür ve inanç değerleriyle uyumsuz bir eğitim programı uygulanmış, “bilim” adı altında Evrim Teorisi gibi konular, dini inançları dışlayan bir bakış açısıyla sunulmuştur.

Medreselerin kapatılması, Müslümanların dini eğitim ve entelektüel gelenekle olan bağlarını ciddi şekilde zayıflatmış; birkaç nesil boyunca bireyler inançlarından uzak, sadece kültürel bir kimlik düzeyinde dinle ilişki kurmak durumunda kalmıştır. 14 yaş altı çocuklara Kur’an eğitiminin yasaklanması gibi uygulamalar, toplumun devlet eliyle dolaylı olarak sekülerleştirilmesi ve dini bilgiden mahrum bırakılması sonucunu doğurmuştur.

Medya ve özellikle sosyal medyanın yaygınlaşması, inançsızlığın yayılmasında kritik bir rol oynamıştır. Dini bilgiden yoksun yetişen genç nesiller, sosyal medyada karşılaştıkları inançsızlık temalı içeriklerden kolayca etkilenebilmektedir. Kendi inanç geleneğine dair sağlam bir bilgi temeli olmayan bireyler için, bu türden iddialar doğru birer alternatif gibi algılanabilmektedir. Sosyal medyanın denetimsiz doğası, din gibi derinlikli bir konuda ehliyetsiz kişilerin söz söylemesine, Kur’an’ı usulüne uygun okuyamayan kişilerin dini konuları tartışmasına olanak tanımakta ve bu durum entelektüel anlamda ciddi sorunlara yol açmaktadır. Zaten gündelik yaşamı ve kurumları sekülerleşmiş bir toplum, nihayetinde inanç düzleminde de bir sekülerleşmeye yatkın hale gelmiştir.

Batı toplumlarında inançsızlığın yükselişi ve bunun sosyal sonuçları da Türkiye bağlamında dikkate alınmalıdır. Batı’dan gelen her düşünce ve pratiği eleştirel bir süzgeçten geçirmeksizin kabul etmeye meyilli olan toplumsal kesimler için, Batı kökenli seküler anlayış, kolayca benimsenen bir model olmuştur. Bu “kültürel bağımlılık” ve “entelektüel tembellik” hali, Batı’dan ithal edilen inançsızlık biçimlerinin (Deizm, Ateizm, Agnostizm) hızla yayılmasına aracılık etmiştir.

M.Emin CAN

 

YAZARIMIZ  “M.Emin CAN’IN”  DİĞER  YAZILARINA  ULAŞMAK  İÇİN  BURAYA  TIKLAYINIZ 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Yorumlar
  1. Hudbedin dedi ki:

    Ağzına sağlık çok güzel olmuş

    1. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Allah razı olsun

  2. Hudbedin dedi ki:

    Ağzına sağlık çok güzel olmuş Allah sizleri daim etsin inşallah

  3. Sevim dedi ki:

    Hocam benimde gözlemleri nden şunu görüyorum bizim insanlarımız başka kişilerin etkisinde çok kalıyorlar başka ülkelerin gelenek görenek ve kültürlerini medeniyet olarak algılıyorlar bu da ne oluyor kendi dinî ve milli değerlerinden koşuyorlar. Bunların tek sorumlusunu da hükümetlerini görüyorum tabiki bunlar benim kişisel gözlemleridir. Değerli. Hocam şu dönemde beni en çok rahatsız eden konu kılık kıyafettir. Bir örnek vereyim bayanlar alttan tayt kafalarına bir eşarp bağlamaları beni rahatsız ediyor buda bazı şeylerde uzak durmaya çalışıyorum

    1. Mehmet Emin CAN dedi ki:

      Kesinlikle doğru tespitler hocam