
Günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen yapay zekâ, genellikle sadece kod yazan bir grup mühendisin eseri olarak düşünülüyor. Ancak, yapay zekânın perde arkasında çok daha karmaşık ve kapsamlı bir küresel güç savaşı yatıyor. Bu devasa sistemin ayakta kalabilmesi için sadece yazılım değil, birbirine bağlı birçok kritik faktörün bir arada çalışması gerekiyor.
Yapay zekâ teknolojisi tek bir alana değil, bir ekosisteme dayanıyor:

Yapay zekânın arkasında madenlerden eğitime, altyapıdan hukuka kadar uzanan bütüncül bir yapının olması, gözleri Türkiye’nin bu alandaki konumuna çeviriyor. Uzmanlar, Türkiye’nin bu küresel yarışta nitelikli insan kaynağını yurt dışına kaptırması ve profesyonel seviyede uzman personel eksikliği yaşaması nedeniyle zayıf kaldığını belirtiyor.
Ayrıca, Türkiye’deki girişimlerin önündeki başlıca engeller şu şekilde sıralanıyor:
Yatırım Yetersizliği: Büyük ölçekli yerli modeller geliştirmek için gereken yüksek maliyetli donanım, enerji ve Ar-Ge yatırımlarının sınırlı kalması.
Hukuki Belirsizlikler: Yapay zekâ uygulamalarının yasal sorumluluklarına dair düzenlemelerin henüz netleşmemiş olması.
Organizasyonel Engeller: Firma yapılarının merkeziyetçi olması, bu teknolojinin işletme içinde hızlı ve esnek bir şekilde yayılmasını zorlaştırıyor.
Her ne kadar Türkiye, ChatGPT gibi üretken yapay zekâ araçlarını kullanma konusunda dünya genelinde yüksek oranlara sahip olsa da, bu ilgiyi ekonomik ve teknolojik bir üretime dönüştürme konusunda henüz yolun başında bulunuyor.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube