Makale

YAŞANMAYAN KÜLTÜR OLABİLİR Mİ?

YAŞANMAYAN KÜLTÜR OLABİLİR Mİ?

Hemen herkesin, çoğu zaman kendi varlığını ve aidiyetini ifade etmek için kullandığı kültür, Batı kaynaklı bir kelime. İbn Haldun, bu kelimenin yerine umran kelimesini koymasına rağmen, toplum olarak kendi bilgi ve kavramlar sistemimizle bağlantımızı zayıf olduğu için kültür kelimesini farkında olmadan kullanmaktayız. Keşke, kendi kavramlarımıza sahip olup, kendi düşünce sistemimizi doğru ve etkin bir şekilde kullanabilseydik. Ama maalesef, bunu yapamadık.

Kültür Nedir?

Kültür, bana göre bir yaşama anlayışı ve sistemidir. İnanç, fikir, gelenek, mekân ve sosyal ilişkilerde, kendi sistemimizi ve aidiyetimizi sağlayan her şey. Bu kavramları, medeniyet olarak da açıklayanlar var. Bu iki kavram arasındaki ayrımı yapabilenler varsa da, medeniyetin kültürün biraz daha oturmuş ve olgunlaşmış şekli olduğu noktasında, bir derece farkı ile kültürden farklılaştığını görüyoruz.

Burada önemli olan, kişinin kendi varlığını dayandırdığı inanç, fikir ve ahlak kavramlarıdır. Yani, önce inanıyoruz, sonra bunu düşünce sistemimizde kabul ve tasdik ediyoruz ve daha sonra da bu varlık anlayışının, ahlaki boyutunu bir hayat ve ilişkiler tarzı olarak gerçekleştiriyoruz. Oldukça, mantıklı bir süreç olarak bu sistem bizler tarafından sahiplenilmektedir.

Aslında yazının başlığı da, bu gerçeğin olup olmadığını kendimize sormamız gerektiğine işaret ediyor. Eğer, bir hayat anlayışı veya sistemi, uygulanmıyorsa; onun varlığından bahsetmemiz doğru değildir.” İnanıyor, düşünüyor veya uyguluyor gibi olmak!..” ayrı bir şey, bu fiillerin gerçeğini yerine getirmek, ayrı bir şey.

Elbette ki, böyle bir durumda, kimsenin bir başkasına neden böyle inanıyor, düşünüyor veya yaşıyorsun demeye hakkı yok!.. Çünkü bu konu, zorla veya baskı ile gerçekleşebilecek bir konu değil. Ama, olay bir toplumun varlığını, yaşama düzeni ve sürdürdüğü hayat ile ilgili birçok konuyu ilgilendiriyorsa, elbette böyle bir soruyu herkesin hem kendisine ve hem de birbirine sorması gerekiyor. Özellikle de bir ülkede insanlar haklarını tam alamıyor, ehliyetlerine ve uzmanlıklarına göre bir mevkiye normal bir şekilde geçemiyor ve birtakım siyasi, ırki ve kişisel konular; hak ve ahlak kurallarının önüne geçiyorsa konu, kişisel bir olay olmaktan çıkmış ve “toplumun problemi” haline gelmiştir.

Problem Bizde mi, Kültürde mi?

Bugün birçok kimsenin, kendi tutum, düşünce veya davranışlarını inceleyip, “bu düşünce ve davranışı şu sebepten dolayı benimsiyorum.” deme cesaretini kendinde bulamadığını düşünüyorum! Çünkü, çevremizde anlamsız ve sebepsiz o kadar problemli davranış ve duygu tarzları ile karşılaşıyoruz ki, bunları mantık açısından değerlendirmek çok zor!..

Belli gruplaşmalar (bencillik, parti, dernek, tarikat vb) içinde kalıp, kendi kararlarını bile değerlendiremeyen insanların varlığı birçok gerçeği görmekten uzaklaştırıyor; diğer taraftan, birçok konuda sıkıntı, şikâyet ve ümitsizlik içinde olan yüzbinlerce insan. Ülkesine, ailesine, dinine, kültürüne bağlı olmayı önemsemeyen çok sayıda genç var!  Bunlara, “nasıl bir dünya istiyorsun insani ilişkiler nasıl olması gerekli olmalı diye sorduğumuzda”, sadece kişisel ihtiyaç ve zevklerinden öteye bir şeyler söyleyemeyen çok sayıda genç var.

Ortada, toplumu kendine göre yönlendiren internet siteleri ve sosyal medya denilen, ne olduğu ve kime çalıştığı bilinen aldatıcı, beyin yıkayıcı, kişisel ihtiras ve zevkleri azdıran dijital sistem, toplumun en değerli ve önemli kavram ve hedeflerini, “yok sayıp, onları çöpe atan” bozguncu bir mantı ile çalışıyor. Yetkili insanlar, sanki bunlar olmuyormuşçasına, birtakım ideallerden, gelecekteki mutlu günlerden bahsediyor!.. Sanki, problemler görmezlikten geliniyor.

Ortada insan ve toplum olarak, birbirine güvenmeyen ve birbirini sevme ve kollama gibi insanı vazifeleri bile artık yapmak istemeyen “menfaatçi bir kültür” yaygın iken, bu “sosyal hastalık”ları nasıl çözebileceğimizle ilgili güçlü somut proje ve adımlar atılamıyor.  Genç nesiller, başka bir dünyaya ve hedeflere yöneltilmişken, nasıl bu kadar rahat olabiliyoruz? Bunu anlamak mümkün değil.  Belki, “bazıları ne kadar abartıyorsun” diyebilir. Ama, ben toplumsal hayatın kurallarının etkisiz hale geldiğini, birçoklarının dile getirdiğine şahidim. Eğer tedbir almak isteniyorsa, bu eksikliklerin giderilmesi, olağanüstü duyarlılığa ve politikalara ihtiyaç var.

Prof. Dr. Sami Şener

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

Ankara’da Gazze İçin Sessiz Boykot Nöbeti: Bir Bardak Çay, Bir Vicdan Çağrısı

Ankara’da Gazze İçin Sessiz Boykot Nöbeti: Bir Bardak Çay, Bir Vicdan Çağrısı Ankara Keçiören’de bir…

19 dakika ago
  • Genel

ŞİLİ’Lİ MADENCİLERİN MUCİZEVÎ KURTULUŞU VE MANEVÎ BOYUT: ŞEYH NAZIM KIBRISİ’NİN DUALARI

ŞİLİ’Lİ MADENCİLERİN MUCİZEVÎ KURTULUŞU VE MANEVÎ BOYUT: ŞEYH NAZIM KIBRISİ’NİN DUALARI 2010 yılında Şili’deki San…

39 dakika ago
  • Gündem

Sudan’da İHA Saldırıları: 160’tan Fazla Sivil Hayatını Kaybetti

Sudan'da İHA Saldırıları Yoğunlaştı: Son Günlerde 160'tan Fazla Sivil Hayatını Kaybetti Sudan'da ordu ile Hızlı…

49 dakika ago
  • Genel

YAĞMURLARI SELLERE DÖNÜŞTÜREN, YARATANA İSYANIMIZDIR

YAĞMURLARI SELLERE DÖNÜŞTÜREN, YARATANA İSYANIMIZDIR Sellere dönüşen bu yağmurlar nedir? Müslümanız, hayata İslam’ın omurgasını oluşturan…

1 saat ago
  • Gündem

HÜDA PAR TÜRKİYE VE İSLAM COĞRAFYASI İÇİN NE SÖYLÜYOR?

HÜDA PAR TÜRKİYE VE İSLAM COĞRAFYASI İÇİN NE SÖYLÜYOR? HÜDA  PAR’ın İstanbul 5. Olağan İl…

2 saat ago
  • Gündem

KADININ ÇALIŞMASI NEDEN? TEŞVİK EDİLİYOR

KÜRESEL ŞİRKETLER,NEDEN'KADININ ÇALIŞMASINI TEŞVİK EDİYORLAR Büyük şirketlerin ve küresel sermayenin kadın istihdamını destekleyen projelerinin arkasında…

2 saat ago