
YAZ KUR’AN KURSU MESELESİ
Okulların kapanmasına sayılı günler kaldı. Evlerde şimdiden yaz planları yapılmaya başlandı. Kimisi spor okullarını araştırıyor, kimisi sanat atölyelerini… Bazı aileler ise çocuklarını Yaz Kur’an Kursu’na göndermeyi düşünüyor. Özellikle de dinî hassasiyetleri güçlü olanlar.
Ve genellikle şöyle bir cümle kuruyorlar:
“Biz yazları boşa geçirmeyiz, mutlaka camiye yollarım. Din eğitimi bizim için çok önemli.”
Bu söz, elbette güzel bir niyeti taşıyor. Ancak bir yandan da kökleşmiş bir yanılgıyı içinde barındırıyor: Sanki din eğitimi, sadece yaz aylarında birkaç haftalık kursla halledilebilirmiş gibi…
Din eğitimi, sadece birkaç dua ezberletmek, elif-ba’yı öğretmek, Kur’an okumayı başlatmak değildir. Evet, bunlar kıymetli adımlardır. Ama sadece bir başlangıçtır. Çünkü çocuk, en çok gördüğünü öğrenir. Duyduğunu değil; yaşanmışı alır kalbine.
Eğer biz din eğitimini sadece bilgiye indirgersek, davranışa dönüşmeyen bir din anlayışıyla büyüyen nesiller yetiştiririz. Çocuk evde; anne-babasının yalanı “ufak bir şey” diye geçiştirdiğine şahit oluyorsa… Haramın sadece başkası yapınca kötü sayıldığını görüyorsa… Kursta öğrendiği dualar, onu ahlaklı bir birey yapamaz. Çünkü din, sadece ne bildiğimiz değil; nasıl yaşadığımızdır.
Din eğitimi önce örnek olmakla başlar.
Yani çocuğumuza söylemeden, yaşantımızla anlatmakla…
Kendi halimizi sorgulamakla, hatalarımızı fark etmekle…
Sofrada israf etmemekle, trafikte adaleti gözetmekle, öfkelendiğimizde haksızlık etmeyerek…
Evet, ardından Kur’an kursları gelir, cami ortamı gelir. Ama önce evde yaşanan gelir. Önce samimiyet gelir.
Çünkü dinin özü ahlaktır. Peygamberimiz (s.a.v.) ne buyurmuştu?
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”
Bir çocuk, evde dürüstlüğü görüyorsa, saygıyı, merhameti soluyorsa…
Küçük yaşta emanet bilinciyle tanıştıysa…
İleride namazı da içtenlikle öğrenir, harama da mesafeli olur. Çünkü kalbi sağlam bir zemine oturmuştur.
Bugün çocuklarımızı sadece dinî sembollerle değil, gerçek hayatla eğitmeliyiz.
Çocuklarımızı açık büfe kahvaltılarda sınırsız israfla tanıştırıyorsak,
“Parasını verdik, istediğimiz kadar alırız yemediğimizi de atarız zihniyetini taşıyorsak,
Ama sonra da Kur’an’dan bahsediyorsak, orada bir çelişki doğar.
Ve çocuk bu çelişkiyi iliklerine kadar hisseder.
Televizyonda ahlaksızlıktan şikâyet edip, aynı dizileri birlikte izliyorsak…
Gençlerin değer kaybından yakınırken, kendi çocuğumuza “O sana yaptıysa, sen de ona yap, ezdirme kendini!” diyorsak…
O zaman biz adaleti yada doğru olanı değil, aynı şekilde karşılık vermeyi öğretiyoruz. Oysa Rabbimiz ne diyor?
“Günaha yaklaşmayın.” (En’âm, 151)
Yaklaşmak bile tehlikeliyken, biz çocuklarımızı günahın kıyısında gezdiriyoruz. Sonra da şaşırıyoruz nasıl böyle oldular diye.
Bugün en büyük sınavımız, ahlaksızlığın normalleştirilmesi.
Ama biz hâlâ yaz Kur’an kursu’yla bir şeyleri kurtarabileceğimizi sanıyoruz.
Hayır.
Din eğitimi, bir kursla olmaz.
Bir yazla hiç olmaz.
Çünkü din, hayatın tamamında yaşanması gereken bir değerler bütünüdür.
Çocuğumuza Kur’an’ı öğretmek istiyorsak, önce hayatımızda Kur’an’a aykırı olanlarla yüzleşmeliyiz.
Çünkü çocuklar, bizim söylediklerimizi değil; yaşadıklarımızı öğrenir.
ŞEYMA DEMİRCAN NAMAZCI
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
Macron, Türkiye’den Ne İstiyor? Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un dış politikadaki sert çıkışları ve Türkiye ile…
BİR KURBAN İÇİN BİR FİDAN, HAYATA CANDIR, NEFESTİR. Kurban, yaklaşmaktır, yakınlaşmaktır, ama kime? Allah’a mı,…
İNSAN: Anlamsızlığın İçinde Anlam Arayan Bir Varlık İnsan sadece yaşayan bir varlık değil; niçin yaşadığını…
DÜŞÜNCENİN ONTOLOJİSİ VE İSLAMİ ZİHNİN YENİDEN İNŞASI Giriş: Düşüncenin Mahiyeti ve Tanımı Düşünce, salt bir…
Bilim Dünyasında Devrim: Tam İşlevli Yapay Böbrek Geliştirildi Bilim insanları, diyaliz ihtiyacını ortadan kaldıracak ve…
NECMETTİN NURSAÇAN HOCANIN EVLİLİĞİ ÜZERİNE Geçen yıl hanımı vefat eden Nursaçan hoca, geçtiğimiz günlerde evlenmiş.…
View Comments
Beş çocuk annesi olarak yorum yazıyorum
Berlin’de büyüttüm çocuklarıma ahlaklı dürüst ve imanlı olmayı oturup ögretmedim.
Onlara öyle bir yaşam sundum.
Şimdi torunlarımda aynı şekilde yaşayarak büyüyorlar.
Yasak varsa önce yaşam uygulanmalı
Ve anlatımı yaşanmalı
Teşekkürler Şeymam hanım yazınız çok anlamlı.