islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
32,1777
EURO
34,9299
ALTIN
2.425,56
BIST
10.720,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
21°C
Salı Açık
25°C
Çarşamba Az Bulutlu
26°C
Perşembe Az Bulutlu
26°C

YAZMAK/ YAŞAMAK   

YAZMAK/ YAŞAMAK   
4 Ağustos 2023 09:49
A+
A-

Ucu kalemtıraşla yeni açılmış bir kurşun kalem, bir beyaz kâğıt, yanında bir silgi ve bir bardak çay, kahve veya su. Masada etrafa saçılmış çiçekleri andıran notlar. Okurken önemine binaen altı çizili cümlelerin bulunduğu ilgili cümlenin yerini belli eden yapışkan kâğıtlarla işaretlenmiş kitaplar. ‘ Acı kök ‘ tadını sevenler onun paketini ve tutuşturucusunu da eksik etmez masanın üstünden.

İlk cümle çok önemlidir. İnşa edilecek binanın temeli için vurulan ilk kazma gibidir. Yürümeye yeltenen çocuğun attığı ilk adımdır.  Doğururken çığlık çığlığa bağıran annenin aldığı derin nefestir. Bir kamp ateşinin ilk kıvılcımıdır. Okumayı yeni yeni sökmüş çocuğun okuduğu ilk doğru hecenin sevinç çığlığıdır. Bitirebilme umuduyla girilen maraton koşusunu başlatan tabanca sesidir.  Yazının en zor ama en heyecan verici anıdır ilk cümle.

Peki niçin yazılır? Önce kendisi için yazar kişi. Konuşamadıklarını, haykıramadıklarını ifade etme çabasıdır.  Derdi olanların derdini aktarma yöntemlerinden biridir bir de. Bazıları toplumu terbiye etme iddiasıyla da yazar. Gizli gizli yani satır aralarında parmak sallayanları da vardır yazıyla uğraşanların.  Kendi fil kulesinden âleme çeki düzen verme çabası içinde olanlar da vardır.

Bir de kendini yazanlar vardır. Sevinçlerini, hüzünlerini, heyecanlarını, beklentilerini naif bir dille kâğıda dökmeye çalışırlar. Bazen bir mektup olur yazdıkları, bazen de anılar defterinde bir gül yaprağına eşlik eder duyguları. Bir hikâyenin, romanın kahramanlarına söyletirler bütün düşüncelerini. En çok da şiirin mısralarında muammalarla, sırlarla, imgelerle dolu dünyasında kendine bir yer edinme gayretinde olur.  Samimiyet vardır o yazılanlarda. Ağaçları, kedileri, çiçekli yazmaları, sol ayağını, değişimi, kavgayı, savaşı, barışı, çocukları, gençleri, yaşlıları yazanlar da vardır; güle, suya, ateşe, toprağa methiyeler dizenler de. Ayla güneşi, yıldızlarla uzayın sonsuzluğuna değinenler de var; bunların yaratılışındaki esrarın peşinden koşanlar da. Yazmak için sebep arayanalar da vardır, bir sebebi olduğu için yazanlar da eksik değildir bu dünyada.

En çok hangi yazılanlar etkili olur kişiler üstünde? Yaşanmışlıkların anlatıldığı/ yazıldığı eserlerin daha etkileyici olduğu herkesçe kabul edilir. Yoksa Leyla’sından karşılık bulamayan Neşet Ertaş ustanın “Yazımı kışa çevirdin/Karlar yağdı başa Leyla’m/Viran oldu evim yurdum/Ne söylesem boşa Leyla’m.’’ türküsünün ezgisini şimdi içimizden mırıldanır mıydık? Ya da geçenlerde bir merkezi sınavda sorulan ‘’Mihriban’’ adlı eserin tınısı bütün sınav salonlarından yükselir miydi, bir yaşanmışlık olmasaydı?  ‘’Mutlu Aşk Yoktur’’  ifadesini zihinlere nakşeden Louis Aragon haksız mıdır şu dizeleri yazarken? ‘’Bir tek aşk yoktur acıya gark etmesin/Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara/Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda/Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da/Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin/Mutlu aşk yoktur ama/Böyledir ikimizin aşkı da.                                                                                                         

Yazılanda yaşanmışlığın dışında gerçeklik ve samimilik de arar okuyucu. Özellikle yalan, iftira, tarihsel ve ilmi gerçekliği olmayan makaleler saman alevi gibi anlık parlayıp sönerler. Ancak o kısa anda da zehirledikleri insanlara verdikleri zararı hesap edilemeyecek kadar çoktur. Bu nedenle kalemşorlar yazarken vicdanlarını daima yanlarında bulundurmalı, onu tatile göndermemeli. Ve aslında bu durum bizim yaşantımız için de bir düstur olmalı değil mi? Aklın, duygunun, samimiyetin ve vicdanın birlikte olduğu sözün etkileyiciliği daha fazla olur. Okur üzerinde yaşanmışlığın etkili olduğunu yukarıda da zikretmiştim. Ancak bu ifadeyi ne zaman kullansam dilimin ucuna da aklıma da İsmet Özel’in şu dizeleri gelir:’’

Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?/Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?/-Yaşama!/-Ya bileydim?/Yazar: Mıydım/Hiç: Şiir.’’                                                                                                              

Yazdığını yaşayan ve yaşadığını yazanlara selam olsun.                                                                                                                                                                            EYYUP YÜKSEL

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.