islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,7713
EURO
56,0537
ALTIN
6.865,89
BIST
13.284,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
26°C
İstanbul
26°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Çok Bulutlu
25°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Yağmurlu
20°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
17°C

YETERİNCE SEVİLMEYEN ÇOCUKLAR İLERİDE SORUN OLURLAR

YETERİNCE SEVİLMEYEN ÇOCUKLAR İLERİDE SORUN OLURLAR
19/09/2026 09:30
A+
A-

YETERİNCE SEVİLMEYEN ÇOCUKLAR İLERİDE SORUN OLURLAR

Bu bağlamda şu ayeti iyi tefekkür etmek gerekir: “Onlar ki, ‘Ey Yüce Rabbimiz!’ diye yalvarırlar, ‘Bize, (yüzümüzü güldürecek, öldükten sonra amel defterimizi kapattırmayacak) gözümüzün aydınlığı olacak tertemiz eşler ve çocuklar bahşet ve bizi (dürüst ve erdemlice yaşayan, çirkin davranışlardan) sakınan kimseler için (dünyada yalnızca Sana kul olma, iyilik ve güzellikleri yayma konusunda örnek ve) öncü kıl!’”[1] Bu ayetten aileyi oluşturan eşlerin ve çocukların göz aydınlığı olduğunu anlıyoruz. “Göz aydınlığı” deyiminde hem sevgi hem de değer anlamı vardır. Çocuklar, eşler arasındaki derin sevginin meyveleridirler. İnsanların kendilerinden bir parça veya kendileridirler. Onları sevmek, insanın kendini sevmesinin ve saygı duymasının doğal sonuçlarıdır. Bütün bu nedenlerden dolayı çocukları ölçülü sevmek fıtrattandır. Çocukları sevmemek ise fıtrattan sapmadır.

Allah Teâlâ, dilediği insanlara çocuk verir, dilediklerine de vermez. Vermesi lütfudur. Vermemesi ise belki de kavrayamadığımız hikmetlere dayanmaktadır. Allah Teâlâ, kullarına çocuklar vererek veya vermeyerek imtihan edebilir. Önemli olan, çocukların haklarını vererek imtihanı başarmaktır. Dolayısıyla çocuğu olan birinin olmayana karşı asla bir üstünlüğü yoktur. Bu konuda şu ayet çok önemlidir: “Hâlbuki göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca Allah’a aittir. O, (belli bir hikmet doğrultusunda) dilediğini dilediği şekilde yaratır; örneğin, dilediğine kız çocuğu bağışlar, dilediğine erkek çocuk verir.”[2] Allah’ın lütuf olarak verdiği çocuklar aynı zamanda ebeveynlerin imtihanıdırlar.[3] Allah’ın çocuk lütfetmeyerek imtihan ettiği kimseleri rencide edecek söz ve davranışlardan sakınmak gerekir. Çocuklarla veya çocukların sayısıyla övünmek asla Müslümanca bir davranış değildir. Önemli olan, doğan çocukla imtihanı başarmak ve emaneti fıtratına uygun yetiştirmektir. Cehenneme odun hazırlamamak ve imtihanda başarılı olmak için çocukların yetişmesine ve kâmil birer insan olmalarına her türlü katkıyı sağlamak anne babaların görevleridir. Bu çerçevede bilinmelidir ki çocuklara karşı ebeveynlerin en temel görevleri onları yeterince sevmektir. Çocuklar sevgi ile doğarlar ve sevgi ile yetişirler. Sevgiden mahrum olan çocuklar çiçek gibi solarlar ve sevgi boşluğuna düşerler. Bu boşluğu telafi için arayışlarında da çoğunlukla yanılırlar ve ağır psikolojik sendromlar yaşarlar.

Çocuk sevgisinde de elbette ölçülü olmak gerekir. İnsaniyet çerçevesi içerisinde ve ölçülü bir sevgi ideal olandır. Taparcasına çocuk sevmek ve onun için hayırlı hizmetlerden geri kalmak ilahi sevgiye karşıttır ve dinen de haramdır. Bu çerçevede Resulullah Efendimiz, “Bir şeyi çok sevmek gözü kör, kulağı sağır eder.”[4] buyurmak suretiyle her türlü sevgide olduğu gibi çocuk sevgisindeki ölçüye işaret etmiştir. Çocuklar ölçüsüz sevilecek olurlarsa hem onların yetişmelerinde ciddi problemler çıkar hem de başlarına bir musibet gelecek olursa anne baba hayatlarının anlamını kaybederek kötü durumlara düşebilirler. Bunun örnekleri çoktur. Sevgide ve çocukları güzel yetiştirmekte hayata katmak için Kur’an ve sünnette yeterince örnek vardır.

Peygamber Efendimiz, “Büyüklerine saygı göstermeyen, küçüklerine ise sevgi duymayan, marufu (selim aklın ve şeriatın güzel gördüğü söz ve davranışları) emredip münkeri (selim akla ve şeriata aykırı söz ve davranışları) yasaklamayan bizden değildir.”[5] buyurarak çocukları sevmenin önemine en üst seviyede vurgu yapmıştır. Resulullah, torunu Hz. Hüseyin’i kucağına alıp öpmüş, sonra da onun üzerinden psikolojik bir tahlilde bulunarak şöyle buyurmuştur: “Çocuk cimriliğin, korkaklığın, cehaletin ve hüznün sebebidir.”[6]

Bu hadisin mesajına göre anneler ve babalar güya çocuklarının istikbali için gerekli infakı yapmazlar, kendilerine bir şey olacak olursa onlar bakımsız kalırlar diye korkarlar ve faaliyetlerini sınırlarlar, çocuklarla çok ilgilendikleri için yeterince ilmî araştırma yapamazlar ve onlarla ilgili gelecek endişesi ebeveynleri hüzünlü yapar. Resulullah’ın tespitleri hayatın içinden alınmıştır. Fakat bu bir vakıa olmakla beraber istenen ve teşvik edilen bir durum değildir. Hatta onlarla ilgili endişeler Müslümanı istikametinden saptırıyorsa, şu ayet bu duruma düşenlerin hâllerini resmetmektedir: “Ey inananlar! Eşleriniz ve çocuklarınız arasında, (bilerek veya bilmeyerek) size düşman olanlar bulunabilir; öyleyse, onlara karşı dikkatli davranın! (Eşinize ve çocuklarınıza duyduğunuz sevgi, sizi inancınıza göre yaşamaktan alıkoymasın. Sevdikleriniz arasından, inancınızdan taviz vermenizi isteyenler her zaman çıkabilir. Onlara karşı asla merhametsizce kaba ve sert davranmayın!) Eğer (onların ufak tefek kusurlarını) görmezlikten gelir, (ölçüsüzce davranışları karşısında onlara sabır ve) merhametle yaklaşır ve hatalarını bağışlarsanız (—ki ıslah olacaklarsa, ancak bu şekilde olurlar— Allah da sizi bağışlayacaktır.) Hiç kuşkusuz Allah bağışlayıcı, çok merhametlidir.”[7]

Bu ayetin verdiği tavsiyeler gayet açıktır. Aile fertlerimiz bizleri hayır yolundan ve dinimiz uğruna çalışmaktan engellememelidirler. Allah yolunda çalışırken yolun sahibi yerine aile bireylerimizi önceleyecek olursak başımıza gelecekleri iyi düşünmeliyiz; Allah Teâlâ’nın vereceği musibetler üzerinden hesap yapılmayacağını bilmeliyiz. Çocuk ve aile sevgisi, Müslümanları cihat yolunda adım atmaktan, zulme karşı çıkmaktan ve marufu emretmekten engellememelidir. Aksi durumda vesileler amaç hâline dönüşmüş olurlar ve insanlar putlaşır. Böylece Allah’ın rızası kaybedilir.

Kendi çocuklarıyla en üst seviyede ilgilenerek bizlere örnek olan Peygamber Efendimiz, torunlarıyla da çok ilgilenmiştir. Çünkü torun evlattan sayılır. Abartma yapmamakla beraber sevgi olarak torun sevgisinin çocuk sevgisinden daha da ileri olduğunun söylenmesi yeridir. Hayatın güçlükleri içerisinde bu nedenle kendi çocuklarını sevmeye fırsat bulamayanlar bu özlemlerini torunlarında giderirler. Çocuk sevgisinin ölçüsünü ümmetine öğreten Hz. Peygamber, Hz. Hasan (ö. 49/669) ve Hz. Hüseyin omuzunda olduğu hâlde namaz kılmış ve insanlara çocuk sevgisinin önemini göstermiştir.[8] Bazı rivayetlerde ise Hz. Zeynep’ten torunu olan Hz. Ümame’yi (ö. 50/670) kucağına alarak namaz kılmış ve secdelerde çocuğu kucağından hafifçe indirmiştir.[9]

Öyle ki Resulullah (s.a.v.), bir defasında hutbe okurken Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin üzerlerinde kırmızı bir gömlekle düşe kalka mescide girdiklerinde hutbeyi kesmiş, onları bağrına basmış ve “Allah Teâlâ doğruyu buyurmuş.” diyerek “Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan vesilesidir.”[10] ayetini okumuştur. Sonra da “Şunları görünce sabredemedim.” demiştir. Hutbesine bu olaydan sonra devam etmiştir.[11] Bu hadise bize Peygamber Efendimizdeki çocuk sevgisini anlatan en önemli rivayetlerden birisidir. Önemini iyi kavramalıyız ve çocuklarımıza bunun tezahürünü yansıtmalıyız.

Çocuk sevgisinin önemiyle ilgili şu örneğin bir benzeri dünyada hiçbir millette yoktur. Hz. Ömer (r.a.), Esed Oğulları kabilesinden bir adamı bir iş için devlette görevlendirmiştir. Adam, yeni görevini teslim almak amacıyla halifenin yanına geldiğinde Hz. Ömer’i çocuklarını öperken ve onları severken görmüştür. “Siz çocukları böyle seviyor musunuz? Ben asla bir çocuğu öpmem.” diye hayretini ortaya koyunca Hz. Ömer şöyle demiştir: “Sen insanlara karşı merhameti az olan bir kimsesin. Ahitnamemizi getir. Sen ebediyen bizde görev alamazsın.”[12] Çocuklara karşı sevgisini yansıtmadığından dolayı adam devlet görevinden azledilmiştir. Zira kendi çocuğuna bile sevgisini hissettiremeyen bir kimse başkalarının çocuklarına karşı daha kaba davranabilir.

Sözün kısası, anne babaların çocuklarını yeterince sevmeleri fıtratlarının gereğidir. Sevemiyorlarsa onların da tedavi olmaları şarttır. Çünkü bu önemli işi başaramayanlar fıtraten bozulmuş kimselerdir. Çocuklar da bu sevgiyi ailelerinden hissetmeyecek olurlarsa sevgi tulumlarını başka şeylerle doldurmaya çalışacaklardır. Bu konudaki tatminsizlik yavruları her türlü bunalıma itebilir veya zararlı alışkanlıklarla baş başa bırakabilir. Daha önce de belirttiğimiz üzere sevilmeyen çocuklar başka sevgilere yelken açarak “kara sevda” dâhil birçok hastalığa müptela olabilirler. Bu durumdan çocukları kurtarmak ve sorunları çözmek anne babanın temel sorumluluklarından sadece biridir.

Dipnotlar

[1] Furkan 25/74.
[2] Şûrâ 42/49.
[3] Bk. Enfal 8/28.
[4] Ebu Davud, Edep, Had. no: 5130, c. V, s. 347.
[5] Ahmed, Müsned, c. I, s. 257.
[6] Hâkim, Müstedrek, c. III, s. 335.
[7] Tegabün 64/14.
[8] Hâkim, Müstedrek, c. III, s. 181.
[9] Malik, Muvatta, 9, Kasru’s-salat, 24, c. I, s. 170; Buhari, 106, salat, c. I, s. 131.
[10] Enfal 8/28.
[11] İbni Mace, 20, libas, Had. no: 3600, c. II, s. 1190; Beyhaki, Vakf, 8, Had. no: 11924, c. VI, s. 273.
[12] Beyhaki, Sünen, Siyer, c. IX, s. 72.

Mehmet Sürmeli

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.