
Fatih Çekirge Niçin Allah’a Bağlamıyor
YILAN BALIĞINI ve ÖZELLİKLERİNİ YARATAN ALLAH’TIR
Hürriyet’ten Fatih Çekirge kardeşimiz 29 Aralık 2024 tarihinde nefis bir yazı yazdı. Yazdı ama muhtemelen farkında olmayarak Allah’a ortak koşmak şeklinde Cehennemi bir günaha da yol açtı.
Yazıyı çok az bir kısıntı ile sunuyor ama yorumumuzun mutlaka okunmasını da rica ediyoruz.
FATİH ÇEKİRGE’NİN YAZISI
[ Yılan balığının esrarengiz yolculuğu… O Büyük sırrıyla kuruyan mucize
Gölün sığ sularına doğru yüzdü.
Burası Bafa Gölü’dür arkadaşlar.
Her yıl kuruduğuna dair onlarca haber gördüğümüz Bafa Gölü… Alarm verilen göllerimizden! biri.
Gölün tatlı suyundan Ege’nin tuzlu sularına dalan ise bir yılan balığı türüdür.
Tarihi çok gerilere giden bir yılan balığı.
İşte mucizelerle dolu hikâyemiz de böyle başlıyor. Bafa Gölü’nden Ege Denizi’ne çıkan yılan balığımız yavaş yavaş Akdeniz’e doğru iniyor.
İtalya’nın güneyi derken bütün Akdeniz’i Cebelitarık’a kadar boydan boya yüzüyor.
Neredeyse 2 bin mil…
Düşünebiliyor musunuz Bafa Gölü’nden çıkıyor, adaları, koyları, yarımadaları, millerce deniz yolunu gece gündüz gidiyor. Hangi pusula, hangi rota…Cebelitarık’a varıyor. İnanılır gibi değil.
Durun daha.
Henüz bu mucize yolculuk bitmedi. Bu sihirli rota henüz son bulmadı.
Bafa Gölü’nden çıkan yılan balığımız sonra okyanusa açılıyor.
Evet Atlantik Okyanusu’na doğru yüzmeye başlıyor.
Nereye mi? Niye mi? İşte cevabı bulunamayan mucize soru da burada?
Bizim yılan balığı günlerce, gecelerce yüzüp Cebelitarık’tan binlerce mil uzaktaki Sargossa Körfezi’ne varıyor.
Okyanusta yolunu nasıl buluyor? O dev dalgalar arasında savrulmadan nasıl rotasında kalıyor?
Hangi sihirli pusuladır onun yolunu gösteren? Dahası da var…
Yılan balığımız körfezin derinlerine iniyor. Ve orada ürüyor.
BİR LARVA NASIL YOL BULUR
Bilim insanlarının hâlâ çözemediği bu esrarengiz yolculuk burada bitmiyor.
Üremenin ardından dünyaya gelen larvalar bu defa tersine bir yolculuğa başlıyorlar.
Önlerinde binlerce millik Atlantik Okyanusu. Dev dalgalar, yağmurlar, fırtınalar, kuvvetli akıntılar…
İşte yine soruyorum. Bir larva okyanusta nasıl yol bulabilir?
Hangi organları gelişmiştir ki böyle gizemli bir pusula bilgisine sahip olabilir?
Atlantik Okyanusu’nu geçen larvalar Cebelitarık’a geldiğinde cam rengini alır. Akdeniz’e girdiklerinde ise renkleri sarıya dönüşür.
Ve Akdeniz…Artık hızla yüzebilecek büyüklüktedirler. Yine Fransa, İspanya, Fas, İtalya, Yunanistan kıyılarını geçtikten sonra Ege’ye varıyorlar. Ve yılan balıkları yavaş yavaş Didim’e doğru yükseliyor.
Hedef yine Bafa Gölü. Atlantik Okyanusu’nu, Akdeniz ve Ege’yi geçen yılan balıkları Bafa Gölü’nün hizasına geldiğinde duruyorlar.
Alüvyonlar nedeniyle sürekli değişen kıyılarda nasıl oluyorsa göle ulaşacakları kanalı buluyorlar.
Ve Bafa’ya kavuşuyorlar.
Bu sırlarla dolu muazzam döngü kim bilir tarihin hangi döneminden beri sürüyor.
Evet arkadaşlar, Nükleer denemelerle patlatılan ve kim bilir doğanın hangi düzeninin parçalandığı deniz çayırları…
Delik deşik olmuş atmosferimiz. Sera gazları. Aşırı sanayileşmenin yarattığı kirlilik.
Küresel ısınma diye geçiştirdiğimiz gezegen ölümü…
Yani diyorum ki; öyle bir sırrın ortasında yaşıyoruz ki, yaşadığımız bu muazzam teknoloji devrimine rağmen kendi sırlarımızın körüyüz.
Doğayı marketlerdeki bir “ürün” gibi son kullanma tarihini bile düşünmeden tüketiyoruz.
Bafa Gölü kurursa bir büyük sır da kurumaz mı?
O yılan balıkları gezegende onca tatlı su gölü olmasına rağmen neden Bafa Gölü’ne geliyorlar.
Bu nasıl bir kodlamadır? Aynı soruyu kuşlar için de sorabiliriz elbette. En azından bu soruların cevapları için.. En azından bu sırrın korunması için…
Bafa Gölü’nün öncelikli koruma altına alınması gerekmez mi?
FATİH ÇEKİRGE YILAN BALIĞINA BİZDE ONA HAYRET EDİYORUZ
Fatih Çekirge Yılan Balığının akılları dehşet düşüren mucizevi macerasını özetliyor.
Bu nasıl bir kodlamadır diye de soruyor.
Ama O, hiçbir mucizevi oluşum kendiliğinden oluşamayacağı ve insan aklı ve bilimi için rastlantı diye bir şey kabul edilemeyeceği gerçeği ortada iken sorunun aranan cevabı olarak Allah diyemiyor. Yılan mucizesini, yılan balığının da yaratıcısı olan Allah’a bağlayamıyor.
İşte bunu Allah’a bağlayamadığınızda, adını koyamadığınız gizemli bir güçle irtibatlandırmış olursunuz. Ve de bu gücü Allah’a ortak koşmuş olursunuz ki Allah’a ortak koşma olan ŞİRK, yeryüzünde işlenebilecek en büyük günahtır. İnsanlık için akıl ve bilim dışı bir hurafe olan laikliğin kaynağı da böylesi bir ŞİRK’tir. Şirk tövbe edilmedikçe bağışlanmayacak olan azîm günahtır.
Zerreciklerden galaksilere Allah sanat harikası olarak yarattığı varlıklarının her birine, yaşamları için muhtaç oldukları bilgileri kodlamaktadır.
Allah’ın insanlığa son mesajlarını içeren Kur’ân-ı Kerîm’de bu kodlama TESVİYE, KADER ve HİDAYET kelimeleri ve türevleri ile açıklanmaktadır:
A’la suresinin ilk ayetlerini misal olarak sunalım:
“Pek yüce olan Rabbinin şanını daha da yücelt ve eksiklerden beri kıl,
Rabbin her şeyi yaratmakta ve amacına uygun şekiller vermektedir;
Ve O planlamakta ve hedefine doğru yöneltmektedir.” (A’la 1-3)
HER VARLIK MUCİZEVİDİR
Bilgisi ve kudreti sınırsız olan Allah sonsuz ihtişam sahibidir. Bunun içindir ki yarattığı her varlık da mucizevidir ve muhteşem özellikler taşımaktadır…
“Göklerin ve yerin egemenliği O’na aittir; soy-sop edinmemiştir; egemenliğinde herhangi bir ortağı yoktur; çünkü her şeyi yaratan ve her şeyi belli bir yasalar örgüsüne göre düzene koyan O’dur.” (Furkan 2)
ARD
MİRATHABER.COM
Muhterem Hocam,
Tefekkür ürünü yazılarınızı okuyoruz. Bir hususu hatırlamayı da dostluğun gereği kabül ederek zikretmemi anlayışla karşılayacağını umuyorum.
Kur’an Kültüründen bizi uzaklaştırmak için uydurulmuş kelimeleri kullanmamaya daha fazla dikkat ederek genç nesile numuneyi timsal olmamız gerekmez mi?
İçerik yerine muhteva, koşul yerine şart vb kelimeleri kullanma konusunda deha çok itina göstermenizi umuyor ve bekliyoruz. Rabbim bizleri rızasından ayırmasın.