islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

AMERİKA ZORBA DEVLETİ, BİZE GÜÇLÜ OLMAMIZI HATIRLATTI

AMERİKA ZORBA DEVLETİ, BİZE GÜÇLÜ OLMAMIZI HATIRLATTI
06/01/2026 03:00
A+
A-

AMERİKA ZORBA DEVLETİ, BİZE GÜÇLÜ OLMAMIZI HATIRLATTI

Milyonlarca Kızılderili’nin kanları üzerine kurulmuş olan ve İsrail’in Filistin’deki soykırımına destek veren katil Amerika’nın uçuk, psikopat başkanı Trump,  bizlere güçlü devlet olmamızı, altını çizerek hatırlattı. Egemen bir devletin seçilmiş başkanı Nicolas Maduro’yu, uluslararası hukuk kurallarını ayaklar altına alarak, dünyanın gözü önünde, bir gece yarısı paketleyip ülkesinin dışına çıkardı ve ABD’de yargılanacağını söyledi. Dünyadan da bir iki cılız sesin dışında ses çıkmadı. Dünya böyle bir olaya şahit oldu mu bilmiyorum ama bu tam bir çapulculuk ve medeni olduğunu iddia edenlerin orman kanunu vahşiliğidir.

Amerika bu tür vahşetleri sıkça yapan zorba bir kovboy devletidir. Yemeyi kafasına koydu mu tanımını kendinin yaptığı bir suçu o ülkenin üzerine atar, terörist ve diktatör olarak ilan eder sonra da kovboyluğunu yapar. Dün Saddam için aynı senaryoyu yazdı ve uyguladı. Diktatör ve tek adam ilan etti. “Irak’a demokrasi götüreceğim” dedi ve iki milyon insanı katletti, ülkeyi de üçe parçalayarak yutulması kolay hale getirdi. Maksat Saddam’ın ve Kaddafi’nin tek adam ve diktatör olmaları değildi. Zaten bu, ABD’nin umurunda da değil. İstediği şekilde Irak ve Libya’yı sömüremediği, İsrail için tehdit gördüğü ve liderleri Amerikan kuklası olmadıkları için onların başına çorap ördü. Iraklı ve Libyalılar Amerika’nın oyununa geldiklerini anlayıp pişman olmuşlarsa da iş işten geçmiştir.

Tek adamlık ve diktatörlük, kovboy ABD’nin derdi olsaydı, aynı zorbalığı, başta Ürdün ve Suud Krallıkları olmak üzere Ortadoğu’daki tüm Arap kralları için de yapması gerekirdi. Bu kuklalar Amerikan menfaatleri doğrultusunda icraat yaptıkları için baş tacı edilmektedir. Suud Veliahtı Muhammed Selman,  basın karşısında yılışarak ABD’ye bir trilyon dolarlık menfaat sağladığı için zorba Trump onu yerlere göklere sığdıramadı. Suud yönetimi, ülke imkânlarını ABD’ye peşkeş çekmese, İsrail zulmüne karşı çıksa ve her fırsatta Amerika emperyalizmini dile getirerek onları “ülkelerini sömürmek isteyen düşman” ilan etseydi, Irak, Libya ve Venezüella’nın başına gelenler onların da başına gelirdi. Çünkü emperyalistlerin karakterlerinde her türlü entrika ve kan içicilik vardır. Tarih buna şahittir.

Yüce Allah bu münafıklar sürüsünü Kur’an’da şöyle anlatır: “Hâkimiyeti ele aldığında yeryüzünde fesat çıkarıp ürünleri ve nesilleri yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.” (2/Bakara:105). Gerçekten kendilerini barışçı, insancıl, haksever gibi yaldızlı niteliklerle takdim eden münafık kâfirlerin, işbaşına geldiklerinde ilk iş olarak insanların “ürünlerini” yani gelir kaynaklarını kurutmaya, “nesillerini” bozmaya kalkıştıkları sıkça görülmektedir.

Dünyanın seyirci kaldığı Venezüella baskını ve müdahalesi, güce tapan Çin ve Rusya için büyük bir malzeme olmuştur. Amerika; “Ben evimin önünü temizliyorum. Venezüella benim bahçemin önü. Bana karşı düşmanlık besliyor ve ülkenin petrol ve diğer enerji kaynaklarını benimle paylaşmıyor. Bana efeleniyor. Benim gibi güçlü bir devlete, dünyanın jandarması süper bir güce bunu yaptırmam ve yaptırmayarak gereğini yaptım” edasıyla emperyal zorbalığını yapmıştır. Yarın Rusya da bunu örnek göstererek “Ukrayna benim arka bahçemdir, temizlik yapıyorum, sen de bana karışma” deme hakkını elde eder. Çin, Japonya veya Kamboçya’ya operasyon çekip; “Buralar da benim bahçemin önü ben de temizlik yapıyorum” diyebilir. Böylece dünya güçlü ülkelerce parsellenmeye çalışılır. Kolay lokma olanlar çabuk yutulur. Ama kara, hava ve deniz savunması güçlü olan ülkeler bağımsızlıklarını koruyabilirler.

Onun içindir ki, ABD’nin son Venezüella baskını bize, güçlü devlet olmamızı bir daha hatırlattı. Yüce Allah hayat kitabımızda: “Siz de gücünüzün yettiği kadar onlara karşı her çeşitten kuvvet biriktirin ve cihad için atlar hazırlayın ki, onlarla hem Allah’ın düşmanlarını, hem de kendi düşmanlarınızı, ayrıca Allah’ın bilip de sizin bilmediğiniz daha başkalarını korkutasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız onun sevabı size eksiksiz ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.” (8/Enfal:60) buyurmaktadır.

“İslâm’a göre savaş gücüne sahip olmaktan, savaş için hazırlanmaktan maksat, dinleri başka da olsa fiilen savaşarak insanları öldürmek olmayıp onların maddî ve mânevî olarak kendilerine ve başkalarına zarar vermelerini engellemektir. Bu da, düşmandan daha güçlü olmakla mümkündür. Sağduyusunu yitirmemiş olan topluluklar, ortada zaruret bulunmaksızın kendilerinden daha güçlü bir topluluğa saldırmazlar. “Hazır ol cenge eğer ister isen sulhu salâh” şeklinde manzumlaştırılmış bulunan bu ilke, barışın ancak, bunu isteyenlerin caydırıcı güce sahip olmaları sayesinde gerçekleşebileceğini ifade etmektedir. Ayetin bu kısmı evrensel bir gerçeği dile getirmektedir. Buradaki “Savaş atları” ve bazı sahih hadislerde (Müslim, “İmâre”, 167) teşvik edilmiş bulunan okçuluk ve atıcılık ise tarihî şartlar içinde yapılmış bir tavsiyedir, bir semboldür. Bunun günümüze yansıyan anlamı ise “En uygun, maksadı gerçekleştirmede en etkili olan silahlar ile diğer araç gereçler, askerî eğitim, savunma ve savaş stratejisi gibi savunma ve zafer için gerekli olan her türlü askerî güç ve imkânlar” demektir.  (Bak: Kur’an Yolu Tefsiri, II/702-703).

Sağduyu sahibi ve objektif değerlendirme yapan Eski İsveç Başbakanı Carl Bildt; “Osmanlı dünyayı yüzlerce yıl barış içinde yönetti. Osmanlı parçalanmaya başladığında şiddet de başladı. Osmanlı’nın kurduğu düzeni bozan her şey bölgede daha fazla kanın dökülmesine, dünyanın kan gölüne dönmesine yol açtı. Osmanlı gitti, dünyanın huzuru bitti” demişti.

Evet, Dünya Osmanlıyı arar oldu, Osmanlı yıkıldığından beri dünya kan gölüne döndü. Bizim içimizde ki dünyadan habersiz “kendi değerlerine düşman, düşmanın değerlerine hayran” cahiller de Osmanlıya söver oldu.

Osmanlı ordusuyla ve donanmasıyla güçlü idi. O zaman hava gücü yoktu, dünyaya kara ve deniz gücüyle hâkim olunuyordu. Osmanlı bu gücünü asla emperyalist emelleri için kullanmadı. Mazluma güven, zalime korku verdi. Güçlünün hukuku değil haklının hukuku geçerliydi.

Emperyalistler ve yerli işbirlikçileri tarafından yıllarca sömürülmüş olan Osmanlı’nın son bakiyesi Türkiye de, son çeyrek yüzyılda kara, deniz ve hava savunmasında millileşerek güçlü devlet olma yoluna girmiştir. Bu uğurda canhıraş bir çalışma yapan Selçuk Bayraktar ve merhum babasının öncülüğünde başlatılmış olan Baykar şirketine minnettarız. Dünyada gücü, sömürme aracı değil de hakkın ve haklının korunması için kullanmaya vesile olacak, asrın en modern hava, kara ve deniz gücü silah, araç ve gereçlerini üretme imkânı için Allah, güçlerine güç katsın. Yoksa Türkiye, Osmanlının vazifesini üslenip güçlenmezse, dünyayı orman kanunlarıyla idare edenler, azgınlıklarını doruk noktaya çıkaracaklardır. Ne demişler; “Kılıcı parlamayanın, yere akan kanını parlatırlar.” Teemmül oluna!!!

Musab SEYİTHAN   

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRAT HABER YOUTUBE

Yorumlar
  1. Hayrettin tanık dedi ki:

    Yüce Allah bu münafıklar sürüsünü Kur’an’da şöyle anlatır: “Hâkimiyeti ele aldığında yeryüzünde fesat çıkarıp ürünleri ve nesilleri yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.” (2/Bakara:105).Dünyada gücü, sömürme aracı değil de hakkın ve haklının korunması için kullanmaya vesile olacak, asrın en modern hava, kara ve deniz gücü silah, araç ve gereçlerini üretme imkânı için Allah, güçlerine güç katsın. Amin allah razı olsun hocam

  2. Sancak dedi ki:

    Darısı ortadoğu ” çomarlarını başına diyesim geliyor..ama elbette öyle bir şey, olmaz..çünkü bunlar kendi toplumuna aslan kesilip kükrerken,ABD ve İSRAİL’e yılışıklık yapmayı “stratejik akıl” diye yutturabilen cambazlar

  3. Şevki Turgut dedi ki:

    Yazı bir amaca yönelik olduğu için bir yönüyle anlaşılır ama eksik. ABD’nin kuruluş amaç ve aşamalarını tetkik edersek zaten kan ve göz yaşı görürüz. Deli deliyi görünce sopasını saklarmış atasözü sanki ABD için söylenmiş. İkinci dünya savaşına kadar hem iç savaş hem irili ufaklı uluslararası dış savaşlara müdahil olan ülke Newyork sahillerine kadar gelen Alman(Hitler) savaş gemilerine ses çıkaramıyordu. Ülke yönetimi dahil her kademede hatırı sayılır Yahuıdi nüfus barındırıan ABD, Hitler’in zulmünden kaçan Yahudi göçmenleri ölümüne geri çeviriyordu. Hatta Hitlerin yıldırım savaşlarıyla dünyayı şsşkına çevirmesine kayıtsız kalıyor ağababası İngiltere’nin imdat çağrılarına bile ses vermiyordu. Peki ondan sonra ne oldu da zırt pırt irili ufaklı devletlere canı istediği gibi açık gizli müdahale ediyor bazı devletleri diğerlerinin üzerine kışkırtıyor? Bunun tek bir sebebi var o da diğer hiç bir devletin devamı yok …