
1926 YILINDA HİLAFET MERKEZİ KUMARHANEYE ÇEVRİLDİ Mİ?
Murat Bardakçı’nın da çeşitli yayınlarda dikkat çektiği üzere, Yıldız Sarayı Cumhuriyet’in ilk yıllarında asli fonksiyonundan çıkarılarak farklı amaçlarla kullanıldı. Osmanlı’nın uzun yıllar yönetim merkezi olan ve hilafetin de sembol mekânlarından biri kabul edilen saray, bu süreçte bambaşka bir kimliğe büründü.
Hilafet Merkezinden Eğlence Mekânına
II. Abdülhamid’ın yaklaşık 30 yıl boyunca devleti yönettiği, ardından Mehmed VI Vahdettin döneminde de kullanılan Yıldız Sarayı, hilafetin kaldırılmasının ardından kısa süre içinde el değiştirdi. Dönemin uygulamaları kapsamında sarayın bir bölümünün İtalyan girişimci Mario Serra’ya kiralandığı ve burada kumar faaliyetlerinin yürütüldüğü biliniyor.
Tarihî Kırılmanın Sembolü
Bu gelişme yalnızca bir mülk kullanımı değil, aynı zamanda tarihî bir kırılmanın sembolü olarak değerlendiriliyor. Bir zamanlar devletin kalbi olan, hilafetin temsil edildiği mekânın eğlence ve kumar faaliyetleriyle anılması, dönemin dönüşümünün en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
HABER YORUM
Dün hilafetin merkezi olan bir mekân…
Bugün kumarla, eğlenceyle anılan bir yer…
Ne acı değil mi?
İster adına “modernleşme” densin, ister başka bir şey…
Hakikat değişmiyor.
O hakikat gün gibi aşikar önümüzde duruyor…
Buna ne modernlik diyebilirsiniz ne de çağdaşlık…
Zira modern ve çağdaş olarak gördüğünüz ve örnek aldığınız Batı’da hâlâ krallar ve kraliçeler var…
Onlar, kendi adetlerini, kültürlerini, saraylarını ve değerlerini koruyup gelecek nesillere aktarırken, bizim böyle bir açmazlar silsilesi ile uğraşmamız ancak kendi tarihimizle kurduğumuz ilişkinin zayıflığını ve değerlerimizi koruma konusundaki çelişkilerimizi gösterir.
Şimdi bu haberi okuyan Kemalist tayfa hoplayacak zıplayacak ve hatta “Türkiye laiktir laik kalacak” türünden bu olayla hiç alakası olmayan bir tavır içine gireecektir… Girsinler…
Ama söyleyelim:
Bu dini değer değil yönetim şekli değişikliğidir. Tazminattan sonra uygulanan batılı yönetim sistemi isim ve şekil değiştirmiştir. İslami bir yönetimde krallık padişahlık yoktur. İslam yönetim şekli Hz Ali’den sonra sona ermiştir. O tarihten sonra ki yönetimler taguti yönetimlerdir. Yine de ehveni şer iyidir.