24 Haziran inkılabı

“Kavramlar” tefekkür âleminin projektörleridir. Duygu, düşünce, fikir ve sezgilerimizi, bu ışık huzmelerinin sonsuza uzanan aydınlığında algılarız ve ifade ederiz. “Terminoloji” (Kavram Bilimi), kavramları doğru kullanma rehberimizdir. Mesela geçmiş günlerdeki yazılarımızda, ısrarla farklı anlamları içeren “Siyâset ve Politika” zıddıyeti gibi, bugün de “Devrim ve İnkılap” karşıtlığını ele almak istiyorum.

“Kavramlar”ın da birer coğrafyaları vardır. “Batı ve Doğu” gibi… Bu kelimelerde derinleştikçe, karşımıza iki zıd inanç ve davranış şekli çıkıveriyor. (Bu konuda, rahmetli Üstad Necip Fazıl Bey’in ideologya Örgüsü kitabından-sh. 15-18, 21-60 bölümlerini okumanızı tavsiye ederim.)

Batı, devrimcidir. İslâm, İnkılâpçıdır.

Batı, yıkarken, devirirken, daha mükemmele erişmek idealinden mahrumdur. Haşindir. Sorumsuzdur.

İslâm, insanı, çevreyi, eşyayı değiştirirken, mutlaka daha mükemmel, daha iyi, daha doğru ve daha güzel bir seviyeye yükseltir. Yapıcıdır.

Şimdi, bu bilgiler ışığında, 24 Haziran nedir?

• Hiç şüphesiz bir “inkılâb”tır. 1923’ten bugüne kadar sürüp gelen, tabulaştırılmış, özellikle Batılı güçlerin “empoze=(tehdit içeren ikna)” yoluyla Türkiye’yi râzı ettikleri PÂRLAMENTER YÖNETİM sisteminden BAŞKANLIK sistemine geçiştir.

Yazının devamı için »»

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir