Sözü eğip bükmeden peşin peşin söyleyelim; bizim özgürlüğümüz bir başkasının özgürlüğüne kadardır.
Sınırsız
özgürlük ve sıfır sorumluluk, gerek birey hayatında, gerek sosyal hayatta kaos ve beklenmedik acılar ve belalar doğurur. Sınırsız özgürlüğün freni, sorumluluk bilincidir, duyarlı davranıştır ve akleden kalbimizdir/vicdanımızdır.
Hayatımızı sınırlayan üç frenimiz vardır. 1) Canımızın her istediğini yapmama iradesi. Onlarda insanın her istediğini yapmasıdır özgürlük. Biz de ise her istediğini yapmamasıdır. Çünkü özgür insan, doğru yolda ve fıtrat/yaratılış fabrika ayarlarında yaşayan, akıllı, iradeli, saygılı ve dengeli insandır. 2)Yasaların öngördüğü sınırlar. Gerek Allah’ın koyduğu hududullah, sünnetullah ve sıbğatullah yani tabiata attığı, sınırlar, kozmik yasa ve renkler, elçileri vasıtasıyla bildirdiği yazılı Kur’ânî ilkeler, değerler ve ahlâkî prensipler. Ve de devlet eliyle oluşturulmuş yasa, kanun ve yönetmelikler ile kamu vicdanı; “ Bir ben vardır, benden dışarı!” diyebileceğimiz frenlerdir. 3)Sorumluluk bilincimiz. “ Kendisi için istediğini insan kardeşi için de istemedikçe sizin her biriniz mü’min/güvenilir iman sahibi değildir.”(Buhari,1/12, hn.13) nebevî eğitimin oluşturduğu sorumluluk bilinciyle; kendime yapılmasını istemediğim bir davranışı, bir başkasına asla yapmam. İnsanların can, mal, nesil, akıl ve inanç gibi dokunulmazlık alanlarına ve özgürlük sahasına asla hiçbir müdahele ve ihlalde bulunmam.
Yunus Emre’nin “Bir ben vardır benden içeri” deyişi gibi içimizde gizlenmiş bir Allah sesi, bir vicdan vardır. Allahın yeryüzündeki terazisi olan bu vicdan, en ufak bir yanlış ve hatamız karşısında “Dur! sen ne yapıyorsun?” diyen bir otoritedir içimizde. Her türlü taşkınlık ve hadsizliğimizin önünde fren olan, bizi insan gibi yaşatan, iyi insan olmaya yönelten ve bize güven itimat ve itibar kazandıran ilkelerimiz, değerlerimiz, doğrularımız ve de eli kırbaçlı celladımız/vicdanımız vardır.
Vicdan denetimine rağmen kimin doğruları, ahlâkî ilkeleri, insanî değerleri yok ama, dini varsa; bilin ki, o kimse dinsizdir. Çünkü din, ahlâktır, vicdandır, merhamettir. Ahlâk bütünüyle dînîdir/dindendir. Ahlâksız din, din değildir. Ahlâksız ibadet, ibadet değildir. Ahlâksız insan, iyi insan değildir. Peki din, iman ve ibadetinin üstüne üstlük ahlâksız birine ne denir sizce? Hiç yorulmayın; düpedüz münafık denir.
“Ey insanlar! Bu dünya hayatının hazzı ve menfaati için yaptığınız azgınlık ve taşkınlığınız yine kendinize dönecektir. Sonunda dönüşünüz bize olacak; biz de yaptıklarınızı size bir bir haber vereceğiz.”(Yunus, 10/23)
Maalesef özgürlük de sağlık gibidir. Varken aranmaz, kıymeti bilinmez, “Çantada keklik”sanılır da kaybedince de aramayla bulunmaz. 61 Yıldır için için ağlayarak aranan, acı ama çok acı bedellerle zor bulunan Suriye’nin özgürlüğüne ve özgür halkına selam olsun. 100 Binlerce masumu “Gözün üstünde kaşın var!” sudan bahaneleriyle alıp götüren, Sednaya, Filistin, Balone, Tedmur ve adını bilemediğim sayısız insan mezbahanelerinde en hafif cezası ölüm olan insan kasabına yuh olsun! lanet olsun! kahrolsun inşallah. Ey vahşi! o insan kıyım fabrikasına, FİLİSTİN adını koyarken hiç mi için titremedi? hiç mi uykundan sıçramadın? hiç mi o masumların acı feryat ve çığlıklarıyla uyanmadın o ölüm uykundan? İnşallah yarın, belki yarından da yakın ettiğinin hepsini bulursun. Ve senin gibi başta netanyahu ve hempaları da ettiklerinin aynısını bulsunlar inşallah.
“Zâlimler, (ne müthiş bir akıbete yuvarlanacaklarını,) nasıl bir devrilişle yıkılıp gideceklerini yakında görecekler!”(Şuara,26/227)
NURİ ÇALIKAN