islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
24°C

GEZEGEN DE İNSAN DA BİRİCİKTİR

GEZEGEN DE İNSAN DA BİRİCİKTİR
16/01/2025 10:28
A+
A-

Gezegen de, insan da biriciktir

Kozmosla ilgili seyrettiğim belgeseller bana acziyetimi hatırlatıyor. Bir noktadan sonra aklımın almakta zorlandığı ve esasında alamadığı bir evren ortaya çıkıyor.

Artık bu noktadan sonra “evren tasavvuru” kavramı da anlamını kaybediyor. Zira evreni tasavvur etmenin de mümkün olmadığını anlamaya başlıyorum.

Bu noktada söyleyebileceğim tek şey kalıyor:

“-Rabbim sen ne yücesin!”

Bazı bilimsel verilere göre evrende iki trilyon galaksi mevcut bulunuyor, her bir galakside bin trilyon yıldız var. Ayrıca 10 bin trilyon gezegenden söz ediliyor. Evrende dünyamızın kapladığı yer ve önem yeryüzündeki tek bir atomun kapladığı yer kadardır.

Galaksiler, yıldızlar, gezegenler, uydular ve diğer cisimlerle ilgili verilen sayılar –trilyon, milyar, milyon ışık yılı- bana hiçbir zaman kesin bilgi gibi gelmiyor. Bilim ne kadar ilerlemiş olursa olsun, bu rakamları tam olarak tespit etmek mümkün değil. Benzer şekilde arkeolog ve antropologların da cisimler, olgularla ilgili verdikleri rakamlar öyledir. Bazan rakamlar arasında milyarlar veya milyonlarca sene farkı oluyor.

Lakin insan haddini ve hududunu bilmez, “gayba taş atmak (recmen bi’l-ğayb)” (18/Kehf, 22); ellerinde kesin bilgi olmadığı “dillerine geldiği gibi söyleyip dururlar” (34/Sebe’, 53). Halbu ki, belki de peygamberlerin tümü, insana haddini, sınırlarını öğretmek istemişlerdir.

“El ilmu indallah” (46/Ahkaf, 23) temel bir hakikat olduğuna göre belki Karl Popper’ın dediğine iştirak etmek daha makuldur. Der ki Popper: “Geldiğimiz noktada şunu anlıyoruz ki, biz aklımızla evrenin sınırlarını hiçbir zaman tam olarak  çözemeyeceğimizi anlamış bulunuyoruz, işimizi gördükçe yani yanlışlanıncaya kadar bilimden istifade edelim.”

Geçenlerde zihn-i müşevveş bir zatla bu konuyu konuşurken aramızda ilginç bir diyalog geçti. Bu devasa varlık ve ruhumuzda estirdiği heybet karşısında bana şu sualler sordu:

Soru: Bize sonsuz gibi görünen evrenin tamamı “bizi sınamak için yaratıldı ve biz bu gezegende halife kılındık” demek mantıklı mı?

Cevap: Elbette mantıklı. Evren şanı yüce Allah’ın “Kün (Ol)” emr-i ilahisinin tecellisididr, ondan istifade etmemiz O’nun bize musahhar kılınmasıdır. Düşün, 17 milyon 100 bin km karelik devasa Rusya küçük Kremli’nden yönetilir, iyi mi kötü mü yönetildiği ayrı bir konu. Kremlin Sarayının uzunluğu 125 metre, yüksekliği 47 metre, toplam alanı 25 bin metrekaredir…

Soru: “Nasıl olur da uzaydaki cisimlerin hacim ve kütlesi; tinsel (her şeyin özünü teşkil eden madde dışı) bir varlığın yani insanın bu tinsel boyutuna mukayese olarak ortaya konulur ki?”

Cevap: Uzaydaki cisimler dünya gibi cisimdir. İnsan bedeniyle cisim olup, uzayda her ne cisim varsa onunla müşterek elementlere sahiptir. Onun manevi tarafı (tin) cisim olmayan ruhtur ki, menşei İlah Nefha’dır. Bu yüzden insan tür olarak biriciktir ve varlık ağacının cisim olarak da nihayeti yani meyvesidir. Cisimlerin hacim ve kitlesinin tini “Kün (Ol)” emr-i ilahisi ise, insanın da tini, maddi bedeni olmayan Nefha-i ruh’tur. Her ikisi yüce Allah’ın ilim, kudret ve iradesinde birleşir. Böyle olunca insan kainata yabancı değil, ona asli boyutuyla mensuptur.

Dostumuzun sorusunda gizli bir değer yargısı var, yakından bakıldığında cevabının sorusunda gizli olduğu fark edilir.

Şöyle ki: “Evrende dünyamızın kapladığı yer ve önem dünyadaki tek bir atomun kapladığı yer kadardır.” Soru dünyanın “kapladığı yer” şeklinde olsaydı mantıklı olduğunu kanıtlamakla yetinebilirdik. Lakin soruyu soran, “kapladığı yer”den hareketle “önemsiz” olduğunu söylemeye çalışıyor. Bu onun dünyanın yer gibi önemsiz olduğuna inandığı anlamına gelir.

Kısaca insan da, gezegen de biriciktir, en azından bugün evren hakkında ulaşabildiğimiz bilgiler doğrultusunda bunu söyleyebiliriz; biricik ise, belli ki gezegenin de insanın da bir anlamı ve amacı vardır.

“Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak[1] yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır..” (38/Sad, 27.)

“Biz, bir ‘oyun ve oyalanma konusu’ olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık. Eğer bir ‘oyun ve oyalanma’ edinmek isteseydik, bunu, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.” (21/Enbiya, 16-17. Ayrıca bkz. 10/Yunus, 5)

ALİ BULAÇ

MİRATYOUTUBE

MİRATHABER.COM

 

 

DİP NOTLAR

 [1] Boş bir çaba veya anlamdan ve amaçtan yoksun.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.