
TÜSİAD’ın son açıklamaları, Türkiye’nin hem ekonomisini hem de siyasi gündemini derinden etkiledi. Hükümetin ekonomi yönetimi, hukuk sistemi ve siyasi baskılar konusunda yapılan eleştiriler, adeta bir “kırmızı çizgi” çizdi. Peki, TÜSİAD ne dedi de bu kadar tartışma yarattı?
Bu soruya cevaplar arayacağız….
TÜSİAD, “Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor, yerlerine kayyum atanıyor” diyerek hukukun üstünlüğüne vurgu yaptığı açıklama, hükümetin “seçilmişler” yerine “atanmışlar” üzerinden yönetim anlayışını eleştirmek anlamına geliyor. TÜSİAD, durumu “demokratik standartların aşınması” olarak nitelendirdi. Hükümet ise bu sözleri, “TÜSİAD milli iradenin üzerinde hareket ediyor” şeklinde yorumladı. Böylece “Kayyum mu, milli irade mi?” tartışması yeniden alevlendi.
TÜSİAD, enflasyonla mücadelede kalıcı başarı için para politikasının maliye politikası ve yapısal reformlarla desteklenmesi gerektiğini belirtti. “Enflasyonu düşürmenin ilk aşamasında ilerleme sağladığımızı görüyoruz, ancak şimdi daha zorlu süreç başlıyor” sözleri, iş dünyasının ekonomik belirsizliklere karşı duyduğu endişeyi yansıtıyor. Uzmanların ve işadamlarının “Çarşı karışırsa, sermaye de sarsılır” mesajı, bu endişenin en net ifadesi.
TÜSİAD, “Sistem çökmüştür” ifadelerini kullanarak mevcut yönetim ve hukuk sisteminin işleyişine yönelik ciddi eleştirilerde bulunması, hükümet cephesinde sert tepkilere neden oldu. TÜSİAD, hukuk sistemindeki boşlukların mafyalaşmaya yol açtığını belirterek, “Hukuk yoksa, mafya vardır” anlamına gelebilecek bir uyarıda bulundu.
TÜSİAD yöneticileri, siyasi baskıların artması ve toplumda güven bunalımı yaşandığına dikkat çekti. Bu açıklamalar, hükümetin TÜSİAD’ı “siyasete ve yargıya yön vermeye çalışmakla” suçlamasına yol açtı. Bu açıklama TÜSİAD, adeta üstü kapalı “Rejimin macerasına katılmıyoruz” mesajıyla sermayenin hükümetin politikalarına mesafeli durduğunu vurguladı.
TÜSİAD, mülkiyet hakkına yönelik yeni yasal düzenlemelerin şirketler üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu. Bu açıklama, iş dünyasında “Rejim, istediği şirketin üzerine çökebilir” endişesini taşıdığı şeklinde yorumlandı. Hükümet cephesinden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TÜSİAD’ın açıklamalarını sert şekilde eleştirdi. “Milli iradenin üzerinde hareket etmeye çalışıyorlar” ve “Demokrasi siciliyle yüzleşmeleri gerekiyor” ifadeleri, hükümetin TÜSİAD’a bakışını özetliyor.
Makalenin başındaki “Çarşı karışırsa sermaye de sarsılır mı?” sorusuna cevap olarak, çarşının her zaman karışık olduğu ve bu durumun devam edeceği gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. Çarşının huzurlu olması, Türkiye’nin huzurlu olması anlamına gelir. Bu nedenle, mevcut ekonomide ısrarla uygulanan ve çökmüş olan Borca ve Faize Dayalı Para Kredi (BDPS) sisteminin tamamen terk edilmesi gerekmektedir. Bunun yerine, borca ve faize dayalı olmayan para kredi sistemleri ve buna bağlı ekonomi modellerinin hayata geçirilmesi, Türkiye’nin ekonomik istikrarı için kaçınılmaz bir adım olacaktır.
Sonuç olarak; TÜSİAD’ın açıklamaları, hükümet kanadının reddetmesi, gerçekleri değiştirmediği için bundan sonraki süreçte, belirttiğimiz çözüm modelli ekonomik istikrarın sağlanması ve demokratik standartların korunması, Türkiye’nin geleceği için kritik öneme sahiptir.
SADİ ÖZGÜL
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-