islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1849
EURO
53,0440
ALTIN
6.714,35
BIST
14.443,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
12°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
15°C

BİRLİKTE SORUMLULUK

BİRLİKTE SORUMLULUK
12/05/2025 09:00
A+
A-

Ülkeler ve medeniyetler, sahip oldukları insan kalitesi ve sorumluluğu sebebiyle ayakta kalmışlar ve tarihte onurlu ve saygın bir yer işgal etmişlerdir.

Toplumun Duyarlılığı

Toplumlar, sıradan insan yığınları değildir. Toplum, belli inanç, kültür ve idealler etrafında toplanan şuurlu bir kitledir. Yani nüfus, iktisadi ve teknolojik gelişmeyi gerçekleştirmekten çok; manevi, kültürel ve hayata bakışı ile kendine has özellikler taşıyan insan topluluğudur.

Günümüz toplum tarifleri ve anlayışları, daha çok iktisadi ve siyasi bağlamda açıklanmaktadır. Dolayısıyla, toplumları, iş yapabilme ve fonksiyonları itibariyle açıklamaya çalışmaktadır. Halbuki bu özellikler, toplumların görünen nitelikleridir ve asıl mesele, toplumların asıl karakterini hazırlayan ahlaki ve sosyal rollerinin  kazanılmasıyla mümkün olabilmektedir. .

Bu manevi ve sosyal özellikler, toplumlara farklı bir  dinamizm ve organize olma kabiliyeti vermesi dolayısıyla önemlidir. Çünkü insan ve toplum, mekanik ve uzaktan kumanda ile çalışmayan; derin anlayışı, ahlakı ve ideal bir ruh zenginliği ile kendini gösterebilen özellikleri taşımaktadır.  İşte medeniyet diye adlandırdığımız, sosyal ve teknik yönleriyle insanlığa güzel eserler veren çalışmalar, böyle bir yapı içinde gerçekleşmiştir.

Peki, böyle bir bilgi seviyesine ulaştığımızda, nasıl bir sorumluluk ile karşı karşıya kalıyoruz? Bu sorumluluk, doğru bilginin hayata aktarılması ve insanlar ile bu doğrultuda hayatın yeniden şekillendirmeye çalışılmasıdır.  Fakat, ne yazık ki, birçoğumuz, bu gerçekleri bilmek ve kabul etmekle birlikte, onların harekete geçip, etki yapmasına yönelik çabalar içine girmesini sağlayamamak gibi, bir “özrümüz” var!…

Üstümüzden uyuşukluğu atabilmek:

İnsan, düşünen ve düşüncesiyle elde ettiği bilgilere göre yaşayan bir varlıktır. Yukarıdaki yorum çerçevesinde, doğruyu bilenin, o doğruyu gerçekleştirmek gibi bir görev o kişiye yüklenmesi gerekiyor. Artık, bu noktadan sonra, o kişinin herhangi bir mazeret öne sürme lüksü yoktur. Kendi bilgi, çaba ve enerjisi doğrultusunda o sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir.

Peki bu duruma ne mani oluyor? Tek kelime ile, uyuşukluk.. Bu uyuşukluk, mazereti olan insan için, bir ölçüde onu sorumluluktan uzaklaştırabilir: Miskin olması, kapasitenin dar olması ve fiziki ve zihni gücünün yetmemesi gibi.. Fakat, böyle bir mazereti olmayan kişilerin, sorumlulukları, bir “vebal” haline gelir ve  bunun getireceği manevi bir cezadan kurtulabilmeleri de zordur!..

Müslüman bir toplumda inanan ve bilgi (hikmet) sahibi olanların başkalarını irşad ve ikaz görevleri bulunmaktadır. İrşad bilgi ile yapılır. İkaz’ın şekli de  duruma göre değişir. Öncelikle sözlü ikazın gerçekleşmesi gerekiyor. Elbette, İslam hukuk sisteminde bu tür insanları zorlayıcı bazı kurallar bulunmaktadır. Fakat, İslami hukukun geçerli olmadığı bir yerde, insanları sadece sözlü ve davranışlar ile ikaz edebilme durumumuz bulunmaktadır. Bana göre, davranışlar ile ikaz, sözlü ikazdan daha etkili ve faydalıdır.  Çünkü böyle bir metot ile, insanlara örnek olma ve sorumluluklarımızı  almak konusunda onları yönlendirici ve ikaz edici tarzda bir  teşvik yapabilme imkanımız oluyor.

Hayat, bazı kişilerin diğerleri üzerinde yönlendirici ve düzenleyici bir etki yapmasına imkan verecek şekilde ilahi olarak kurgulanmış. Bu da, herkesin kendi anlayış, kavrayış  seviyesine göre bir sorumluluk ortaya koymasına imkan veriyor. Bu sorumluluğun, bütün bir yaşayışımızı kuşatan ve geleceğimizi belirleyen bir fırsat olduğunu keşke anlayabilsek..

Prof. Dr. Sami Şener

İSLAMİ HABER ‘MİRAT’ -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar
  1. Adil Akkoyunlu dedi ki:

    Elinize, yüreğinize sağlık. Selam ve dualarımı yolluyorum.

  2. Gülşen dedi ki:

    Selamlar , izninle paylaşabilir miyim?