islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
12°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
14°C

15 TEMMUZDA ASIL OLAN NEYDİ?

15 TEMMUZDA ASIL OLAN NEYDİ?
15/07/2025 02:38
A+
A-

15 TEMMUZ DARBE KALKIŞMASININ ASIL HEDEFİ NEYDİ?

15 Temmuz darbe kalkışması, Türkiye üzerinden tüm İslam dünyasına karşı yapılmış uluslararası kolektif bir işgal girişimidir. Avrupa, ABD ve NATO bu işin tam merkezinde yakalanmıştır.

Darbenin mahiyetini anlamak için, halen devam eden yargı süreçlerine bakmamız yeterli olacaktır. Ortaya çıkan bilgi, belge, itiraf ve ses kayıtları, 15 Temmuz Darbe Kalkışması’nın, Fetö kullanılarak Nato ve ABD patentli bir darbe ve işgal girişimi olduğunu tüm açıklığıyla gözler önüne serilmiştir.

Eğer darbe başarıya ulaşmış olsaydı, Türkiye parçalanacak, bölünecek ve işgal edilecekti. Böylece Haçlı-NeoCon ittifakı, hedefine bir adım daha yaklaşmış olacaktı. Bir İngiliz klasiği olan “böl, parçala, yönet” taktiği ülkemiz içinde uygulanmaya başlanacaktı.

15 Temmuz darbe kalkışması, iki kesimin açık biçimde ayrıştığı bir sürece dönüştü.
. Bir tarafta darbeye destek verenler,
. Diğer yanda ise: Erdoğan’a canı pahasına sahip çıkan dindar insanlar..

ABD, İsrail, Avrupa,
ve bazı Arap devletleri ise darbe girişimine her türlü desteği sunarak, başarılı olmasını beklediler. İçeride, Erdoğan düşmanlığıyla bir araya gelmiş kimi odaklar, darbecilere pasif destek verdiler.

Diğer cephede ise Arakan’dan Gazze’ye, Afrika’dan Asya’ya kadar tüm mazlum halklar vardı. Bu halklar Türk milleti için dua ettiler, gözyaşı döktüler, Türk bayraklarıyla sokaklara dökülerek ülkemize olan desteklerini açıkça gösterdiler. Bu onurlu duruş, “Müslüman’ın Müslüman’dan başka dostu yoktur” düsturunu bir kez daha bizlere hatırlattı.

Türkiye düşmanı şer güçler günlerce beklemede kaldı. Çünkü bu bir darbe değil, doğrudan işgal girişimiydi. Fetö üzerinden Türkiye’yi işgal etme planı devredeydi. Eğer darbe başarıya ulaşsaydı, ülkemizi nasıl bir felaketin beklediğini, İngiliz gazetesi Daily Express’den öğreniyoruz. Gazeteye göre, İngiliz hükümeti Türkiye’de tatilde olan yaklaşık 50 bin vatandaşını kurtarmak bahanesiyle askeri operasyon planlamıştı. Bu operasyonu gerçekleştirecek askerlerin, Güney Kıbrıs’taki İngiliz üssüne konuşlandıkları bildirildi.

Pkk’lı teröristler ise darbeden önce eylemlerini durdurmuş, istihbarat raporlarına göre sınır bölgelerinde bekletilmişlerdi. Darbenin başarıya ulaşmasının ardından doğu ve güneydoğu illerimize sızarak buraları işgal etmeleri planlanıyordu. 15 Temmuzda asıl yapılmak istenen darbe kalkışmasının çok ötesinde Türkiye Cumhuriyetini, bölüp parçalamaktı..

15 Temmuz’dan sonra AB ülkeleri adeta üç maymunu oynadı. İlk etapta darbeye karşı bir açıklama yapma gereği bile duymadılar. Çünkü bu kalkışmanın içinde bizzat kendileri de vardı. Avrupa Birliği Konsey Başkanı Thorbjorn Jagland, Türkiye’ye ancak 15 gün sonra gelebildi. Jagland, insan hakları uyarısı yaparak ta aba altından sopa göstermeye kalktı. Dost görünen Avrupa’lı bu hainlerin darbecilere destek verdiği artık bir sır değildi.

ABD’nin Fox Tv kanalı, darbe gecesi skandal bir yayına imza atmıştı. Özel yayında Fetö’cüleri desteklediklerini açıkça ifade ettiler. “Bunlar bizim çocuklarımız, onlara sahip çıkmalıyız”, “Darbe başarılı olursa biz kazanırız” Yapılan bu itiraflar, darbenin arkasında Amerika Birleşik Devletlerinin olduğunu açıkça gösteriyordu..

AB ülkelerine baktığımızda durum pek farklı değildi. Bu ülkelerin, darbeye destek vermeleri kamuoyunda şaşkınlığa sebep olmuştu..Türkiye’de bu konu uzun süre tartışıldı. Darbenin başarısız olması, Avrupa başkentlerinde adeta şok etkisi yaptı. Fetö’yü sahaya süren Türkiye düşmanları, beklemedikleri bir mağlubiyetle karşılaştılar.

Rabbimize hamd olsun ki, mazlum halkların duası, milletimizin gayreti ve kararlı duruşuyla darbe püskürtüldü. ABD’nin uşağı Fetö’cüler yenilgiye uğradı ve bugün yargı önünde hesap veriyorlar.

15 Temmuz’un ülkemizdeki yansımalarına bakarsak; oluşturulmak istenen kaos ortamı sona erdi, halk üzerindeki korku ve travma kısa sürede atlatıldı. Ancak 15 Temmuz’un yıldönümlerinde düzenlenen etkinliklerde “Demokrasi Şehidi” ifadesinin öne çıkarılması, halkın bu meseleye olan bakışını olumsuz yönde etkiledi.

Şehitlik, İslami bir kavramdır. Bu kavramı “demokrasi” gibi seküler bir kavramla eşitlemek, şehitlerimizin manevi değerini saptırmak olur. Ayrıca! Aziz şehitlerimize “Demokrasi Şehidleri” yakıştırması yapılması 251 şehidimizin mücadele ruhuna ihanet olacaktır.

15 Temmuz sonrası İslami cemaat, vakıf ve derneklerin tavrı ise genel olarak eksik ve yetersiz kalmıştır. Katıldığımız toplantı ve panellerde sıkça şu eleştirileri duymaktayız: “251 şehit ve binlerce gazi varken, neden sadece ‘demokrasi’ konuşuluyor?” Kutlamalar neden içi boşaltılmış bir şekilde yapılıyor?

Yapılan bu eleştirilere bir itirazımız yok. Fakat bu eleştiriler, sorumluluktan kaçış için bir mazeret vesilesi olmamalıdır. Çünkü eleştirileri yapan birçok kardeşimiz, darbeye karşı direnip bu uğurda şehit düşen yiğitlere sahip çıkmakta yetersiz kalınmıştır.

İslami duyarlılığa sahip büyük, küçük, birçok cemaat, 15 Temmuz’un anlam ve önemini anlatan programlar yapabilir, şehit ailelerini ziyaret edebilirdi. Ancak bunlar genelde yapılmadı. Hatta bazı kardeşlerimiz, 15 Temmuz şehitlerini anmaktan dahi imtina ettiler.

Eleştiri yapmak, kusur bulmak işin en kolay kısmı. Şehit ve gazilerimize sahip çıkmazsak, bu değerleri suistimal edecek birileri çıkar ve bunları kullanır. Burada şaşılacak bir şey yok. Yapılması gereken, kendi davranış kalıplarımızı sorgulayıp gözden geçirmek ve ona göre doğru adımlar atmaktır.

Son söz olarak şunu söylemek isterim:
Bugün bu saldırı ve işgal planları: Farklı enstrümanlar kullanılarak aynen devam ediyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında Türkiye teslim alınmak isteniyor ve bunun kanlı bir provası 15 temmuzda yapıldı. Eğer başarılı olsalardı, sıradaki hedef İslami cemaat, dernekler ve vakıflar olacaktı. Bunu açıkça söylemekten çekinmeyen ve uluslararası destek gören bir yapının varlığından söz ediyoruz. Darbecilerin neredeyse tamamı Avrupa veya ABD’ye kaçıp bu ülkelere resmi olarak sığındılar,
Dolayısıyla bu darbe kalkışmasının arkasında kimlerin olduğu açık seçik ortada.. Başka bir söze gerek varmı? gerçekten bilmiyorum..

Rabbim, bu ümmete bir daha böyle acılar yaşatmasın..

Selam ve duayla,
Nejdet Demirel

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

Yorumlar
  1. Cuma kabakcı dedi ki:

    Muhteşem tespit Emeğinize sağlık.

  2. Vasfi Kösebey dedi ki:

    Necdet kardeşim çok güzel degerlendirmelerde bulundunuz bende faydalandım hoşça kaliniz

  3. Memet dedi ki:

    Ellerinize sağlık

    1. H ṣevket dedi ki:

      Bunun sonuclarini her sene daha iyi anlayacağiz
      Cok güzel bir yazi

  4. ALTAN UYGUN dedi ki:

    Allah razi olsun. Kalemine sağlık