
Nereden başlayalım dostum?
Hangi eksikliğimizi öne çıkaralım?
Tembellik ve duyarsızlığımızı içine alabilecek bir kılıf bulmak mümkün mü?
Soruları arttırmak; eylemsizliğimizi sona erdirecek bir kıvılcıma dönüşür mü?
Sorulara vereceğimiz cevaplar, maalesef vicdanımızı rahatlatacak türden değil. Mazeret uydurma profesörü olmuş bir topluluktan söz ediyoruz. Kurulan cümlelerin ikinci kısmı ‘ama ile başlıyor genellikle. Birkaç örnek sıralayalım isterseniz. (Sanki istemezseniz yazmayacağız gibi. Lafın gelişi ‘isterseniz’ diye yazıyoruz.)
Evet, iki yıldır süren bir işgal ve zulüm var ama bu durumun bu hale gelmesine Hamas sebep oldu; onlar olayları başlatmasalardı iş bu raddeye gelmeyecekti.
İşgalcilerin ve onları destekleyenlerin ürünlerini boykot etmeliyiz ama adamların yaptığı ürünler çok kaliteli, o kalitede ürün bulamıyoruz.
Mazlumların sesini duyurmak için her gün eylemler yapılıyor ama sonuç değişmiyor, zira o sesleri duyan yok. Sumud filosu yola çıktı ama zaten yine bir sonuç elde edilemeyecek. Ben de katılmak isterdim ama biliyorsunuz işte işler güçler var, bir türlü vakit bulamıyoruz. Ben de ama …
Biz de ama …
Son iki eksiltili cümleyi siz tamamlayın.
İki yıldır evet tam iki yıldır dur durak bilmeden süren bir işgali ve zulmü amalar, fakatlar, lakinler üzerinden değerlendirip kendi nefsimizi temize çıkarma peşindeyiz. Bir şeyler yapmak için hareket edenleri, yola çıkanları da kurduğumuz böylesi cümlelerle eleştirip yaptıklarını değersizleştirmeye çalışıyor, onları da artık bir şey yapmamaya itiyoruz adeta.
Neyse ki bütün amalara rağmen yüreğini ortaya koyup mücadele eden, destek olan niceler var. Bütün olumsuzlukların üstünü inancıyla kapatıp umut dolu bir çabanın içinde olanlar var. İnsan ve insanlık kavramlarını önceleyerek zalimlere, işgalcilere karşı varını yoğunu ortaya koyanlar var. Hepimiz onlara insanlık onurunu korudukları için müteşekkir olmalıyız. Onların kurdukları cümlelerde amalar yok rağmenler var.
Onlar, zalimlerin silah üstünlüğüne rağmen mücadelelerini aksatmadılar. Bırakın sıcak bir kap yemek kuru bir ekmek ve su bulamamalarına rağmen savaşmaya devam ettiler.
Başlarını sokacak bir evleri kalmamasına rağmen yaşama ümitlerini kaybetmediler. İbadethaneleri bombardımanlar sonrası yıkılmasına rağmen ibadetlerini yıkıntılar arasında sürdürmeye devam ettiler.
Başlarına yağmur gibi mermiler, bombalar yağmasına rağmen Allah’tan ümit kesmediler, ona isyan etmediler, aksine O’na teslimiyetin en güzel örneklerini verdiler. Boykota katılanlar, aldıkları diğer ürünler kalitesiz olmasına rağmen eylemlerini sürdürdüler.
Sumud filosuna katılanlar da pek çok olumsuzluklara rağmen vazgeçmeden yola devam ettiler. Şimdi bizler; evlerinde, işyerlerinde hayatlarına devam edenler; bütün bu yaşananlara rağmen destek vermeye devam edelim. Dualarımız ve eylemlerimiz süreklilik arz etsin. Mazlum kardeşlerimize öylesine sahip çıkıp sarılalım ki Hanzala yüzünü dönsün bize. Evi, gönlü, şehri yıkık insanlara yardım edelim ki Allah’a yakarışlarında bizim de bağışlanmamız için dua etsinler o kardeşlerimiz.
Dünyanın dört bir yanından vicdan sahibi, mangal yürekli, cesur, kararlı insanlardan oluşan Sumud filosunun hedefine ve amacına ulaşarak ablukayı delmesi ve sonrasında dünya kamuoyunda işgalci, soykırımcı, katil ülkenin her türlü ambargoya maruz kalmasını sağlayacak adımlar atılması için bizler de var gücümüzle çalışalım.
Rabbimiz filoya katılan herkesi muhafaza eylesin. Onlar, her şeyi göze alarak uzun, yorucu ve sonucu belirsiz bir yolculuğa gönüllü gittiler. Pek çoğumuzun yapamadığını yaptılar. Onların ailelerine, sevdiklerine sağ salim dönmeleri için dua edelim.
Nereden başlayalım dostum, diye sorarak başlamıştık. Kendimizden başlayalım dostum, diyoruz şimdi. Bizlere de amasız, fakatsız ve her şeye rağmen mazlumlardan yana olma bilinciyle hareket etmeyi Rabbimiz nasip etsin.
EYYUP YÜKSEL
İSLAMİİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-