
İsrâiloğulları ve İki Büyük Fesat: İlâhî Uyarının Tarihî Yankısı
وَقَضَيْنَٓا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الْاَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّا كَب۪يرًا
فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ اُو۫لٰيهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَنَٓا اُو۬ل۪ي بَأْسٍ شَد۪يدٍ فَجَاسُوا خِلَالَ الدِّيَارِۜ وَكَانَ وَعْدًا مَفْعُولًا
“Biz İsrâiloğulları’na kitapta şunu bildirdik:
Doğrusu siz yeryüzünde iki kez bozgunculuk çıkaracak ve gerçekten büyük bir taşkınlıkla büyüklenip azacaksınız.”
(İsrâ Sûresi, 4. âyet)
Ardından gelen 5. âyet, bu bozgunculuğun ilâhî karşılığını bildiriyor:
“Nitekim ilk bozgunculuk ve büyüklenmenizin karşılığını görme vakti geldiğinde, çok güçlü, savaşçı, acımasız kullarımızı üzerinize musallat ettik. Onlar da sizi yakalayıp öldürebilmek için evlerinizin içine varıncaya kadar her tarafı didik didik aradılar. Bu, kesinlikle yerine getirilmesi gereken bir sözdü.”
Âyetlerde bahsedilen “kitap”, bütün ilâhî hükümlerin ve takdirlerin kaydedildiği Levh-i Mahfûz olabilir. Bu hükme göre İsrâiloğulları, tarih boyunca iki büyük fesat dönemine girecek, her biri sonunda da ağır cezalarla yüzleşecektir.
İsrâiloğulları’nın ilk felaketi M.Ö. 598 yılında yaşandı. Babil Kralı Buhtunnasr (Nebukadnezar) Kudüs’ü işgal etti, Beyt-i Makdis’i yıktı ve halkı sürgüne gönderdi.
Bu ilâhî ceza, onların Hz. Zekeriya’yı öldürmeleri ve Hz. Ermiyâ’yı hapsetmeleri nedeniyle geldi.
Daha sonra Pers Kralı Hüsrev, İsrâiloğulları’na Kudüs’e dönme izni verdi. Tevrat yeniden derlendi, dinî bir ıslahat süreci başladı. Fakat zamanla tekrar bozulma ve tefrika ortaya çıktı.
M.S. 70 yılında Roma kumandanı Titus, Kudüs’ü kuşattı.
Şehri yerle bir etti, halkı kılıçtan geçirdi, Beyt-i Makdis’i yaktı.
Bu ikinci büyük felaketin sebebi olarak Hz. Yahyâ’yı öldürmeleri veya Hz. İsa’ya suikast girişiminde bulunmaları zikredilir.
Bu olay, Kur’an’da bildirilen ikinci “büyük azgınlık ve ceza” dönemine işaret eder.
Bazı müfessirler, bu âyetlerin modern çağda yaşanan zulümlere de işaret ettiğini belirtir.
1948’de Siyonistler, Batı’nın desteğiyle İsrail Devleti’ni kurdu.
Milyonlarca Filistinli, yurtlarından sürüldü; işgaller, katliamlar, zulümler hâlâ devam ediyor.
Bu yönüyle âyet, mazlum Müslümanların haklarını alacakları ve vatanlarına dönecekleri bir ilâhî vaadi de içinde barındırıyor olabilir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurur:
“Müslümanlarla Yahudiler arasında kanlı bir savaş olmadıkça kıyamet kopmaz.
Müslümanlar onları kırıp mahvedecek.
Hatta Yahudi bir taşın, bir ağacın arkasına saklanacak; taş ve ağaç dile gelerek:
‘Ey Müslüman! Şu arkamda bir Yahudi var, gel onu da öldür!’ diyecektir.”
(Buhârî, Cihad 94; Müslim, Fiten 82)
Bu hadis, tarihin son dönemlerinde yaşanacak büyük hesaplaşmaya işaret eder.
Yüce Allah, ister Yahudi ister başka bir topluluk olsun, insanlara kurtuluş yolunu açıkça göstermiştir:
Son Peygamber’e (s.a.v.) iman ve itaat.
Bu ilâhî çağrıya uyanlar için rahmet kapıları sonsuza dek açık,
zulüm ve kibirle direnenler için ise tarih, yeniden tekerrür etmeye hazırdır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”