islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0547
EURO
52,7444
ALTIN
6.667,40
BIST
14.488,51
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
17°C
İstanbul
17°C
Açık
Çarşamba Parçalı Bulutlu
19°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
12°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C

SÂLİH AMEL İBADETİN İCRASIDIR

SÂLİH AMEL İBADETİN İCRASIDIR
05/11/2025 10:00
A+
A-

Kur’an’ın üzerinde durduğu en önemli iki konu iman ve sâlih ameldir. Bu demektir ki imanın gereği ibadet, yani sâlih amel işlemektir. Bu da insanı Rabbine yaklaştıracak, O’nun sevgisini ve rızasını, dünya imtihanını  kazandıracak en önemli imkandır.

  • Amel nedir?

‘Amel’ sözlükte, iş, davranış, hareket, aksiyon, faaliyet ve faydalı eylem anlamlarına gelir.

‘Amel’, aslında niyetli davranış, bir maksada bağlı olarak yapılan fiildir. Bütün canlılar bir takım fiiller yapabilirler. Ancak onların yaptıkları bu fiillere ‘amel’ denilmez. (el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 519)

İyi veya kötü nitelemesi de bir niyetle yapılan ameller hakkında geçerlidir. Buna göre insan, ister iyi bir şey yapsın, isterse kötü bir şey yapsın; yaptığı işi bir niyetle yapıyorsa, o işi yapmakta bir maksadı varsa, o iş bir ameldir.

İslâm sıradan amelin değil sâlih amelin üzerinde duruyor. Kur’an, pek çok âyette Allah’a imandan sonra hemen amel işlemeye dikkat çekiyor. (Ece, H. K. İslâmın Temel Kavramları, s: 40)

“Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.” (Nahl 16/97)

“Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükâfat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.” (Kehf 18/88)

İnsanın kurtuluşu iman ve onun gereği olan sâlih amelle mümkündür. Esasen insan ve ona ait hayat ile ölümün yaratılmasının amacı, nasıl bir amel işleyeceğini denemek içindir. (Mülk 67/2. Kehf 18/7)

İnsan sürekli faaliyet halindedir. Her an bir fiili eylem yapabilir, davranış segileyebilir. Yaptığı fiilin veya davranışın ‘amel’ diye bir değer kazanması, o ameli şuurla ve bir niyetle yapmasına bağlıdır.

Bu açıdan bakıldığı, zaman bir müslümanın inancının gereği olarak yerine getirdiği bütün ibadetler birer sâlih ameldir.

  • Amelin çeşitleri:

Amelleri sonuçlarına göre üç kısma ayırmak mümkündür:

-Sâlih amel:

Faydalı, maksada uygun, zararlı ve ifsat edici (bozucu) olmayan davranışlar. İslâmın yapılmasını emrettiği, ya da tavsiye ettiği bütün hayırlı işler. Bununla insan ya kendine, ya çevresine, ya da insanlara faydalı olur. Allah (cc) katında sevap ve O’nun rızasını kazanır.

-Fâsid/bâtıl veya sûî amel:

Zararlı, maksada uygun olmayan, ifsat edici, Allah katında geçersiz her türlü faaliyetin genel adı… Bunlar İslâmın yapılmasını yasak ettiği, ya da yapılmamasını uygun gördüğü işlerdir.  Bu gibi amelleri işleyenler günah kazanır.

-Mübah, caiz veya helâl amel:

Yapılıp yapılmaması kişinin kendisine ait olan işlerdir. Bunları yapanlar günah veya sevap kazanmadıkları gibi, kimseye de zarar veya fayda vermezler. İnsan hayatında mübah amelin alanı oldukça geniştir.

  • Amel gerçeği:

Bir işin (amelin) iyi mi, kötü mü? (sâlih mi fasit mi?) olduğunun ölçüsü insan kafasına (hevâsına) göre belli olmaz. Zira farklı kişilere göre farklı, görüşler, ölçüler, hükümler olabilir.

Bir müslümana göre Allah’ın rızasına uyan işler/ameller iyidir, O’nun rızasına uymayan davranışlar kötüdür.

Kişi kendi iradesiyle iyi veya kötü amellerden birini seçer, o amelin dünyadaki veya âhiretteki sonucuna razı olur.

Allah (cc), insanın kötü amel işlemesini sevmemektedir.

“Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fâsıklar topluluğundan asla razı olmaz.” (Tevbe 9/96)

Fâsıklar hem hak yoldan ayrılanlar, rahatlıkla günah işleyenlerdir hem de sâlih amel işlemeyenlerdir.

Ancak insan dünyada serbesttir. Allah (cc) hiç bir kulunu doğru yolu ve sapıklığı açıkladıktan sonra (Bkz: Bekara 2/256) inanmaya da, sâlih amel işlemeye de zorlamaz.

  • Sâlih amelin değeri

Ameller, yani insanların yaptıkları işler maslahat ve mefsedet çizgisinde değerlendirilir.

Maslahat; fayda, hayır, hasenât ve  sevap kazandırıcı özelliği olan bütün ameller güzel görülür.

Mefsedet; zararlı, şer, seyyiât ve günah kazandırıcı özelliği olan bütün ameller ise mü’minlere yasak kılınmıştır.

Kur’an, mü’minlerin yaptığı doğru, faydalı ve düzgün işlere ‘sâlih amel’ adı vermekte ve yüze yakın yerde iman ve sâlih ameli birlikte söz konusu etmektedir. Bu olguya iki açıdan bakmamız mümkündür:

-Birinci olarak; iman gerçeği ancak sâlih amelle bütünleşir. İmanı kuvvetlendiren, sağlamlaştıran ve koruyan sâlih ameldir.

-İkinci olarak; imanın gereği sâlih amel işlemektir. Çünkü iman etmek aynı zamanda, iyiyi, doğruyu, faydalıyı, düzgün olanı anlamak,  kabul etmek ve uygulamaktır.

İman olgusunu tanıyan ve bunu kalbine yerleştiren mü’min, bu imanının bir sonucu olarak sâlih amel işler. İmanı onu sâlih amel işlemeye zorlar. Bu da Allah’a itaattir ve ibadettir.

“Asra yemin olsun ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” (Asr Sûresi)

  • Amelin sâlih olabilmesinin şartları

Bir eylemin (bir amelin) sâlih amel veya ibadet sayılabilmesi için üç tane temel şart vardır:

Birincisi: Şâri’nin (şeriat koyucunun) emretmesi gerekiyor. İbadetler ya Kur’an’la ya da sahih sünnetle emredilmeli.

İkincisi: Peygamber tarafından uygulanmış/öğretilmiş olması.

Allah’ın Rasûlü (sav) ibadetlerin nasıl yerine getirileceğini kendisi yaşayarak ümmetine öğretmiştir. Onun yapmadığı, öğretmediği, ya da yapılmasını tavsiye etmediği eylemler ibadet özelliği kazanmazlar.

Bunlar olsa olsa kişinin ibadet zannettiği, hayâl ettiği kuruntulardır. Dinde nass’tan bir temeli olmayan ama ibadet diye uydurulan âdetler, gelenekler veya uygulamalar bid’attir. Her türlü bid’at de reddedilmiştir.

“Şu (din) işinde kim onda olmayan bir şeyi ihdas ederse, o reddedilmiştir.” (Ebû Dâvûd, Sünne/5 no: 4606)

Üçüncüsü: İhlasla, samimiyetle, yani Allah rızası niyetiyle yapılmış olması… İslâmda ibadetler zaten Allah rızası için yapılır.

“De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlâh’ınızın, sadece bir İlâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.” (Kehf 18/110)

Amellerin sâlih olup olmaması mü’minin Allah katındaki derecesini belirler. Meşhur bir hadiste geçtiğine göre bütün ameller de niyete göre değer kazanır. Kişi bir ameli hangi niyete göre yaparsa sonucu ona göre değerlenir.

Ömer b. Hattâb’ın (ra) naklettiğine göre Rasûlüllah (sav) şöyle buyurdu:

“Ameller niyete göredir. Herkes sadece niyetinin karşılığını alır. Kim Allah ve Rasûlü için hicret ederse, hicreti Allah ve Rasûlü’nedir. Kim de erişeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadından dolayı hicret ederse, onun hicreti de hicretine sebep olan şeyedir.” (Müslim, İmâre/155 no: 1907. Ebû Dâvûd, Talak/11 no: 2201.  Buhârî, B. Vahy/1 no: 1. Tirmizí, F. Cihad/16 no: 1647. Nesâí, Tahâret/60 no: 75)

Mü’mini Dinde emredilen ve tavsiye edilen vacip veya nafile olarak değerlendirilen sâlih ameller, yani ibadetler Allah’a ve O’nun sevgi ve rızasına yaklaştırır. Bu şekilde ihlasla Rabbine kulluğa devam eden iman ehli Rabbinin yakınlığını kazanır.

Dosta yakın olmak isteyen elbette dostun razı olduğunu şeyleri yapmaya çalışır. Dostun hoşlanmayacağı şeylerden uzak kalmaya çaba gösterir.

Kulun Allah’a yakınlığının en belirgin alâmeti o kulun istikamet üzere olmasıdır. Böyleleri kuvvetli imanları ve ihlaslı ibadetleriyle Allah’a yakınlık kazananlardır. (Vâkıa 56/11) Bunlar âhirette özel içeceklerle taltif edilecekler. (Mutaffifîn 83/28) Onlar Cennetle müjdeleniyorlar.

İman edip sâlih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. ..“ (Bekara 2/25)

“İman edip sâlih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Bekara 2/82. Ayrıca bkz. Nisâ 4/57, 122, 124.  Maide 5/9. Yûnus 10/9. Hûd 11/11 v.d.)

Hüseyin K. Ece

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.