islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3998
EURO
53,3801
ALTIN
6.850,51
BIST
15.141,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C

Cinsel Haramlar Yoluyla Kazanç Pistir, Haramdır

Cinsel Haramlar Yoluyla Kazanç Pistir, Haramdır
16/10/2025 09:00
A+
A-

Cinsel Haramlar Yoluyla Kazanç Pistir, Haramdır

İslâm Dîni, zinâyı ve zinâya götürücü işlemleri yasakladığı gibi, bu haramlar yoluyla kazanç sağlanmasını da yasaklamıştır. Daha açık bir anlatımla soyut zevk amaçlı eğlence ve fuhuş da, kazanca yönelik eğlendirici hizmetler ve fâhişelik de haram kılınmıştır.

Allah’ın Resûlü bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:

Şarkıcı erkek ve kadınların kazancı haramdır.[1]

… Zinâcı kadının kazancı pistir; haramdır…[2]

Allah’ın Resûlü haramlığını duyurduğu zinâ kazancından men ettiği gibi, zinâdan kazananların kazancından yararlanmayı da men etmişdir.

İlk İslâm toplumunda, Kur’ân ve Sünnet, toplumun İslâmî şahsiyetini oluşturup şekillendirirken, bazı câhiliyyet uygulamaları devam ediyordu. Bunlardan biri de çalışmaya gönderilen câriyelerin nasıl kazandığı araştırılmadan getirdiklerinin harcanıp yenilmesiydi.

Allah’ın Resûlü nasıl kazandığını bilmeden câriyelerin kazancından yararlanmayı yasakladı.

“Râfi b. Rufâ’e bir gün Ensar topluluğuna geldi ve şöyle dedi.

Allah’ın Resûlü bugün bize şunları şunları yasakladı.

Salât ve selâm üzerine o parmaklarıyla birbir sayarak, câriyelerin ekmek yapmak, ip eğirmek ve yün atmak gibi bizzat elleriyle yaparak kazandıkları dışındaki kazançlarından yararlanmayı da yasakladı.[3]

Cinsel Haramlara Ortam Hazırlayarak Kazanmak da Haramdır

İslâm Dîni cinsel haramları bizzat yaparak kazanmayı yasakladığı gibi, yaptırarak kazanmayı da yasaklamıştır.

Kişinin cinsel haramlar işleterek kazanabilmesi için deyyûs olması veya fuhşu organize etmesi ya da fuhşa zorlayıcı olması lâzımdır. İslâm bunların üçünü de ilâhî azâbın korkusunu yüreklere salarak yasaklamışdır.

a Deyyûs olmak

Biz bu tabiri, hadisde geçtiği gibi aynen kullandık.

Deyyûs Kimdir?

Peygamberimiz değişik hadislerinde Deyyûsü şu şekilde tarif buyurmaktadır.

[Deyyûs; eşini, kızını, kızkardeşini vs. erkeklerden kıskanmayan adam ve onların yabancı erkeklerle düşüp kalkmasını kabullenen kişidir. (Kazanmak için) adamları ailesi üzerine salan adamdır].[4]

Allah’ın Resûlü deyyûsu tanıtrırken onların Allah’ın rahmetinden uzak kalacaklarını ve Cennetin kokusunu bile alamyacaklarını bildirerek deyyûsluktan sakındırmıştır. Aslında deyyûsluk münâfıklıkla irtibatlıdır. Çünkü Allah’ın Resûlü şöyle buyurmaktadır:

Cinsel kıskançlık imandandır. Cinsel kıskançlıktan yoksunluk ise münâfıklıktandır[5]

Bu sebeble gerçek mü’minin değil, ancak kalbine iman akmamış mü’min görünümlü münâfık kişinin deyyûs olması mümkündür.

b Fuhşu organize etmek

İslâm’dan önce güzel câriyelerini organize ederek fuhuş yaptıranlar vardı. Ancak zinâ ve zinâya götürücü sebebler yasaklanınca ve zinâ kazancından yararlanma haram kılınınca, üstelik açık zinâya yüz sopa ve ölüm cezası verilince, organize fuhuş kendiliğinden ortadan kalktı.

İlk İslâm Toplumu’nda olduğu gibi Kur’an ve Sünnet’e dayanacak her toplumda organize fuhşun ortadan kalkacağı şüphesizdir.

Burada bilvesîle ifade edelim.

İslâm Toplumu’nda arzu ve irâdeye dayalı fuhuş yapacak kadın bulmak da mümkün değildir. Çünkü İslâm Toplumu’nda fâhişeliğe özendirici propaganda yapılamaz. Cinsel haramlara düşürücü ortam oluşturulamaz. Kadının geçimi garantiye alındığından fakirlik yolu da istismar edilemez.

Cinsel arzularının şiddeti sebebiyle fâhişe olan kadın ise yok gibidir. Kaldı ki İslâm Toplumu, taaddüd‐i zevcât ruhsatı sebebiyle evlenmek isteyen her kadının koca bulabileceği ve bulması için yardım göreceği bir toplumdur.

Bu sebeble kadın ancak zorlanarak zinâya itilebilir ki, İslâm bu yolu da tıkamışdır.

Sonuç olarak şu gerçeği, pekiştirerek bir daha açıklayabiliriz:

İslâm Dîni’nin cinsel nizamının uygulanacağı hiç bir toplumda fuhuş için yeterli sayıda sermaye kadın bulmak da, organize etmek de mümkün değildir. Tek yol, fuhşa zorlamaktır ki, o da yasaklıdır. c Fuhşa zorlamak

İslâm Dîni’nin tebliğ edilmeye başlandığı ilk toplumlar olan Mekke ve Medine toplumlarında câriyelerin sermaye olarak kullanıldığı organize fuhşun bir kaynağı da kaba kuvvetti. Fuhşa zorlamanın ana amacı, şüphesiz çıkar sağlamaktı. Ün sağlamak da gözetilen bir amaçtı.

Aşağıda sunacağımız tarihî belgeler, bu gerçeği açıklamaktadır.

Câhiliyet döneminde câriyesi olan kişi câriyesine belirli süre içinde kendisinden alacağı bir miktar para belirler ve onu fuhuş yapmak üzere salardı. İslâm gelince ve zinâ yasağı konulunca Allah mü’minleri böylesine zora dayalı uygulamadan Nûr Sûresi’nin otuzüçüncü âyetini indirerek men etti.

Münâfıkların başı olan Abdullah b. Ubeyy’in Muâze isimli bir câriyesi vardı. Kendisine bir misafir geldiği zaman misâfiri ile cinsel ilişkide bulunması için Muâze’yi gönderirdi. Ağırlamanın bu çeşidi ile amacı misâfirinden çıkar sağlamak veya takdir görmekdi.

(Muâze Müslüman olduktan sonra zinâya baş eğmedi.) Hz. Ebu Bekir’e giderek durumu ona şikâyet etti. Hz. Ebu Bekir de durumu Allah’ın Resûlü’ne arzetti. Allah’ın Resûlü ise Hz. Ebu Bekir’e câriyeye el koymasını emir buyurdu.

Abdullah b. Ubeyy bu gelişme üzerine:

‐ Muhammed’den hakkımızı kim alacak? Yurdumuzda bize egemen oldu, diyerek feryadı bastı. İşte münâfıkların başı Abdullah b. Ubeyy’in sebebiyet verdiği bu olay vesilesiyle Allah mü’minlere, hükmü Kıyamet’e kadar geçerli şu âyeti indirdi:

Dünya hayatının geçici menfaatlerini kazanmak hırsıyla yönetiminiz altındaki namuslu kalmak isteyen câriye kadınlarınızı fâhişeliğe zorlamayın…”6

Sunduğumuz dînî vasıflı bu târihi belgelerden ve Nûr Sûresi’nin değinilen 33. âyetinden anlaşılacağı üzere Yüce Allah, fuhşun yanı sıra fuhşa zorlamayı da yasaklamıştır.

Sonuç olarak deriz ki, yasaklı olduğu için fuhşa zorlamak İslâm Hukûku’nda hukûkî müdâhaleyi ve cezayı gerektirir büyük bir suçtur.

(Devam Edecek)

ALİ RIZA DEMİRCAN

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

[1] Neylül‐Evtar, B. Ma Câe Fi Âletil‐Lehvi (8/113).

[2] Müsned 3/464, Darimî, Hn. 2624, Buhârî 2/54.

[3] Avnül‐Mabûd 9/294

[4] İ. Kesîr Nûr 3, M. Zevâid 4/327

[5] el‐Camiüs‐Sağir “ el‐Ğayretü…”

(6) İ. Kesîr Nûr 33

Fuhşa Zorlamanın Anlamı:

… Dünya hayatının geçici menfaatini kazanmak hırsıyla namuslu kalmak isteyen câriyelerinizi fâhişeliğe zorlamayın…

Bu âyette yalnız câriyelerin geçmesi, devrimizdeki laik toplumların aksine ilk İslâm Toplumu’nda hür kadınların değil de yalnızca câriyelerin fuhşa zorlanır olmasıydı. O dönemde ancak kimsesiz olan hür kadınlardan bazıları fuhuş yaparlardı. Bu sebeple âyetin hükmü geneldir.

Âyette “… Namuslu kalmak isteyen…” ifadesine yer verilmesi, namuslu kalmak istemeyenlerin zorlanmasına ruhsat verildiğini belirtmek için değil, zorlamanın ancak namuslu kalınmak istenmesi halinde söz konusu edilebileceğine işaret etmek içindir. Kaldı ki haramların istenilerek yapılması veya karşılıklı rıza ve çıkarlara uygun düşürülerek yapılması onları haram olmakdan çıkarmaz.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.