
Aralarında evlilik bağı bulunmayan erkekle kadının oynaşması, cinsel bir haramdır ve suçtur.
Girdirme olmaksızın yapılacak bütün cinsel eylemler, oynaşmanın kapsamı içinde değerlendirilir. Bu gibi suçların hâkime intikal ettirilmemesi asıldır.[1] Ancak bakışmak, bir arada yalnızca kalmak ve bedensel temasda bulunmak gibi üç yönlü bir haramı ihtiva eden bir suçun özellikle yargıya intikal ettirildikten sonra cezalandırılması gerekir. Ne var ki hakim, Peygamberlerimizin aşağıda gösterilecek uygulaması çizgisinde yerme şeklinde bir ceza ile de yetinebilir.[2]
Hatanı gizle
Ka’b b. Amr El‐Ensarî (r.a) başından geçen olayı şöyle anlatıyor.
Pazarda hurma satıyordum. Benden para ile hurma satın almak için tezgâhıma bir kadın geldi. (Kadından hoşlandım.) O’na, evimde bundan daha güzel hurmalar var, dedim.
Benimle beraber geldi ve eve girdi. Ben de ona yaklaştım (Ancak cinsel ilişkide bulunmaksızın) onu öpüp okşadım.
Sonra da yaptığıma çok pişman oldum. Hz. Ömer b. Hattab’a gelerek durumumu arz ettim, ne yapmam gerektiğini sordum. Bana: Allah’dan kork, hatanı gizle, hiçbir kişiye de açıklama, dedi.
Fakat içim içime sığmıyor, yaptığım hatanın ezikliği rûhumu tedirgin ediyordu. Dayanamadım. (Gereken cezayı görmeden, günahıma keffâret olacak ameli yapmadan sükûnet bulamayacaktım.)
Bu sebeple Hz. Peygamber’e geldim ve hatamı arz ettim. Bana şöylece sitem etti:
‐ Allah yolunda gazaya çıkan bir mü’minin geride bıraktığı ailesine bunu yapabildin mi?.[3]
Allah’ın Resûlü’nün (sav) ızdırabımı daha da artıran bu yerici sözlerine muhatap olunca, Cehennem’liklerden olduğumu sandım da o ana kadar Müslüman olmasaydım, şeklinde temennide bulundum.
Allah’ın Resûlü (sav) bir süre sükût buyurdu. Bu sırada vahiy meleği Cibrîl, Hûd Sûresi’nin şu anlamdaki 114. âyeti ile indi:
“Günüzün iki tarafında (öğle ve ikindi) gecenin de (batışa ve doğuşa) yakın saatlerinde (akşam, yatsı ve sabah) dosdoğru namaz kıl. Zira (başta cemâatle kılınan beş vakit namaz olmak üzere) güzellikler, kötülükleri (günahları) giderir? Bu iyi düşünenlere bir öğüttür.”
Hz. Kâ’b anlatımını şöyle sürdürüyor:
Hz. Peygamber’in huzûruna geldim. Bana bu âyeti okudu.
Bu âyetin başımdan geçen ve Resûlullah’a arzetmiş olduğum olay sebebiyle indirildiğini öğrenen bir sahâbî sordu:
‐ Ya Resûlallah! Bu âyetin hükmü bu kardeşe mi hasdır/özgüdür, yoksa bütün mü’minleri içine almakta mıdır?
‐ Bütün mü’minleri içine almaktadır.[4]
Cinsel Haramların Yayılmasında Aracılık Yapanların Cezası
Nûr Sûresi’nin ondokuzuncu âyetinde Yüce Allah şöyle buyurur:
“(Zevk veya çıkar ya da çağdaş olmak için…) Mü’minler arasında “fâhişe”nin yayılmasını sevip isteyenlere; onlara dünyada da âhirette de acı verici bir ceza/azab vardır. Fâhişenin yayılmasındaki zararları gereğince Allah bilir, siz bilmezsiniz.”
Fâhişe; Kur’ân‐ı Kerîm’e göre zinâ, eşcinsellik ve kazif gibi suçlardır. Ayrıca her türlü cinsel çirkinlikleri de içerir.
Fâhişe’nin mü’minler arasında yayılmasını arzulamak kalben
olabileceği gibi, sözlü ve fiilî olarak da olabilir.
Bu sebeble her türlü tahrik edici cinsel makale, roman, hikâye, piyes, resim ve filmi, bunların üretimini, yayılmasını, gösterime sokulmasını ve satılmasını “Fâhişenin yayılmasını arzulamak” kapsamına almak mümkündür.
Bu genel nitelikli suçun Rabbimizin buyruğuna göre dünyada da cezalandırılması gerekeceğinden fâillerine ta’zîr uygulanır.
“Fâhişenin yayılmasını arzulamak” kapsamına alınabilecek bir cinsel suç da kavadlıktır.
Erkeklerle kadınlar veya homoseksüeller ya da seviciler arasında aracılık yapan kavadlara (seksüel prodüktör) şiddetli bir ta’zîr cezası uygulanır. Bu ceza, hâkim kararıyla toplumda teşhir edilmek sûretiyle de uygulanabilir.5
Bu arada yazılı ve görsel medyanın “Fâhişenin yayılmasını arzulamak” ve kavadlık yapma suçlarının baş failleri arasına girebilmekte olduğuna da işaret etmek isteriz.
Diğer Cinsel Suçlar
Rontgencilik, teşhircilik, eşe arka organından ilişki, muhataplara kahpe‐fâhişe‐homo demek, evli kadınla evlilik, kadınlaşmak, nikâhlı eşle ilişkiye girmemek ve benzeri cinsel niteliki fiiller günah olmanın yanısıra suçturlar. Yargıya intikali durumunda suçluya yukarıda anlamı verilen Nûr sûresinin 19. âyeti gereği ta’zîr cezası uygulanır.
Burada bir daha değinelim:
Ta’zîr cezaları değişkendir. Zamana, mekâna, şartlara ve yönetimlere göre değişebilir. Tarîhî dönemlerde ta’zîre konu olmuş bazı suçlara ceza verilmeyebilir.6
(DEVAM EDECEK)
ALİ RIZA DEMİRCAN
İSLAMİ HABER “MİRAT”
DİP NOTLAR
[1] Hatayı Örtmek: İçki içmek gibi başkaları tarafından gizlice işlenen haramların öğrenildiğinde açığa vurulmaması ve yapılabiliyorsa öğüt verilip uyarıda bulunulmakla yetinilmesi, İslâm ahlâkının gereklerindendir. Çünkü Peygamberimiz: “Gördüğü gizli hatayı örten kişi, diri diri gömülen bir kız çocuğunu kurtarmış kişi gibi (sevabta)dır.” buyurmuşlardır. Bu hadis ve sahâbe tatbikatından güzel bir örnek için Bk. Ebû Davûd, Edeb 45.
[2] et‐Teşrîü‐Cinâî… 2/351. Bazı müfessirler Mümtehine Sûresi’nin 12. âyetinde “Elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri” ifadesiyle yasaklanan fiilin oynaşma olduğu görüşündedirler. Bak. Kurtûbî Mümtehine 12.
[3] Sahâbîler de Günah İşleyebilir:
Biz mü’minler, Şanlı Peygamberimiz’in sahâbîlerinin her birini –edeb olarak‐ gökteki yıldızlar gibi görür ve saygı duyarız. Ancak unutmamak lâzımdır ki İslâm’dan önce onlar başta putperestlik olmak üzere çok yönlü sapıklıklar içinde yaşıyorlardı. Yüce Peygamberimiz’in terbiyesinde yetişmeleri de yıllar içinde gerçekleşmiştir. Bu sebeble bazı sahâbîlerde görülen ve samimi tevbe ile sonuçlanan durumlar karşısında “Bir sahâbî nasıl böyle yapar?” şeklinde bir düşünceye kapılmak doğru değildir. Kaldı ki sahâbî olmak, beşerî duygulardan soyutlanmak ve Melek olmak değildir.
[4] M. İ. Kesîr, Hûd 114. Özeti için bak. Ebû Dâvûd Hudûd 32 (Hn. 4468) 5 H. İ. ve İ. F. Kamûsu 3/320‐2.