
Ormanın derin sessizliğinde, yaprakların arasından hafif bir hışırtı yükselir. Gecenin karanlığında, ay ışığının dikkatle aydınlattığı ince bir gölge süzülür; ne bir yırtıcı kadar hırçın, ne de bir kemirgen kadar ürkektir. Bu küçük yaratık, çoğu zaman insanların yanlış anladığı, fakat doğanın gizemli bir düzenle işleyen muhteşem bir parçasıdır: keseli sıçan, yani opossum.
Keseli sıçanın hayatı, adeta bir mucizenin sayfaları gibi açılır.
Dişi opossum, sadece 12–14 günlük kısa bir gebelikten sonra yavrularını dünyaya getirir. Doğduklarında bir pirinç tanesi kadar küçüktürler; gözleri kapalı, kulakları açılmamış, tamamen korunmaya muhtaç…
Ama her biri, yaratılışın eşsiz bir mucizesini gerçekleştirir: Doğar doğmaz annelerinin karnında gizlenen keseye doğru tırmanırlar. Orada iki ay boyunca büyür, gelişir ve hayata hazırlanırlar.
Kesenin kapağı açıldığında, içeride daracık ama sıcacık yaşayan bir düzen vardır. Bu, Allah’ın küçücük bir canlıda bile yarattığı ince ölçünün, hikmetli düzenin bir göstergesidir.
Keseli sıçanların ömrü uzun değildir; çoğu 2–4 yıl yaşar.
Bu kısa ömür, onların doğadaki görevlerini hızlı bir döngü içinde yerine getirmelerine imkân tanır.
Doğa, bazen uzun ömürlerle değil, doğru zamanda doğru görevi yerine getiren canlılarla ayakta kalır.
Keseli sıçan da bu düzenin sadık işçilerindendir.
Keseli sıçanı değerli kılan şey, yalnızca davranışları ya da sevimli yüzü değildir. O, doğanın sessiz temizlikçisi, hastalık taşıyıcılarının düşmanı ve denge unsurudur.
Bir keseli sıçan yılda binlerce kene yiyerek hastalıkların yayılımını azaltır. Bu, insanlar farkında bile olmadan onların sağlığını koruyan bir görevdir.
Yılan zehrine karşı olağanüstü bir bağışıklığı vardır. Birçok zehirli yılanı avlayarak ekosistemin dengesine katkı sağlar.
Leşleri temizler; böylece hastalıkların yayılmasını engeller.
Bir anlamda, ormanın kokusuz ve sessiz temizlik görevlisidir.
Yediği meyvelerin tohumlarını farklı noktalara yayar.
Onun yürüdüğü yerlerde yeni bir hayat filizlenir.
Her görevi, yaratılışın ince ayarını hissettiren bir düzen içinde ilerler.
Kur’an’da buyurulduğu gibi:
“O, her şeyi bir ölçüye göre yaratmıştır.”
Keseli sıçana baktığımızda basit bir kemirgen değil, Allah’ın hikmetle yarattığı bir sanat eseri görürüz.
İslâm’a göre hiçbir canlı boşuna yaratılmamıştır.
Keseli sıçanın kene avlaması, yılanları dengelemesi, ormanı temizlemesi; onun Rabb’in ona verdiği vazifeyi yerine getirdiğini gösterir.
Üreme şekli, zehre dayanıklılığı, “ölü taklidi” yaparak kendini koruması…
Her biri ayrı bir ibret tablosudur.
İnsan, bu canlıya baktığında:
“Rabbimiz, Sen bunları boş yere yaratmadın.”
demekten kendini alamaz.
Keseli sıçan, çok güçlü olmadığı hâlde hayatta kalmayı aklı, tedbiri ve yaratılıştan gelen içgüdüleriyle başarır.
Cesaret değil; stratejiyle yaşar.
Bu da insana şunu hatırlatır:
Allah, her canlıya hayatını sürdürecek farklı bir yol vermiştir.
Keseli sıçan, ormanın gölgelerinde yaşayan küçük bir hayvan gibi görünse de;
aslında ekosistemin çarklarını sessizce döndüren, hastalıkları engelleyen, dengeleri koruyan bir mucizedir.
Her hafta doğada sayısız ibret tablosu açılır.
Bugün keseli sıçanı tanıdık…
Belki gelecek hafta, Allah’ın hikmetle yarattığı başka bir canlıyı keşfedeceğiz.
İSLAMİ HABER “MİRAT”