islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0354
EURO
52,7909
ALTIN
6.764,97
BIST
14.594,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
19°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
12°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
13°C

Zekâ, Aklın ve Vicdanın Emrine Girmedikce İnsanlık Vahşetten Kurtulumaz!

Zekâ, Aklın ve Vicdanın Emrine Girmedikce İnsanlık Vahşetten Kurtulumaz!
13/12/2025 10:12
A+
A-
Zekâ, Aklın ve Vicdanın Emrine Girmedikce İnsanlık Vahşetten Kurtulumaz!
Canlılar dünyasına baktığımızda, hayatta kalma becerisi, problem çözme yeteneği, adaptasyon hızı gibi özelliklerin tümünün birer “zekâ” tezahürü olduğunu görürüz. Bir aslanın avlanma stratejisi, bir kuşun yuva yapma mühendisliği… Bunlar, tabiatın kural tanımaz rekabetinde canlıyı hayatta tutan keskin araçlardır. İnsanda da benzer yaşam stratejileri mevcuttur. Aralarındaki fark ise şudur: Zekâ tüm canlıların ortak özelliğiyken, akıl yalnızca insana özgüdür. Zira zekâ, doğası gereği vahşi ve pragmatiktir; hedef odaklıdır ve bu hedefe giden her yolu meşru görme eğilimindedir. Bu eğilimi disiplin altına alan yegâne güç, bu dünyada sadece insanoğluna verilmiş olan akıldır.

Akıl, sadece bir problem çözme mekanizması değildir; aynı zamanda o çözümleri bir etik süzgecinden geçirme yeteneğidir. Zekânın saf ve ham gücünü, toplumsal normlar, vicdan ve manevi değerlerle ehilleştiren, yani medenileştiren kuvvettir. Akıl ya zekânın kurnazlığına uyarak yanlışı tercih eder ya da vicdanın sesine kulak vererek doğru tarafta yer alır.

Burada zekânın tanımı, salt bir problem çözme becerisinin ötesine geçerek “kurnazlık” seviyesine yükselir. Zekâ, kendi çıkarını maksimize etmek için kuralları esnetme, manipüle etme ve hatta çiğneme eğilimindedir. Kendi menfaati için binbir türlü gerekçe üretir, aklı ikna eder ve gayrimeşru olanı uygulamaktan çekinmez. Örneğin, yasalardaki bir açığı bulup etik olmayan bir ticaret yöntemini meşrulaştıran mekanizma, zekânın bu kurnaz yüzüdür.

Ancak aklın, bu kurnazlığa karşı sığındığı bir liman vardır: Vicdan. Vicdan, akla şu soruyu sordurur: “Bu yöntem doğru olabilir, sonuç getirebilir; peki hakkaniyetli mi?” Nihayetinde her iki tercihin de dünyevi sonuçları olabilir; kazanç da kayıp da mümkündür. Bir insan, zekânın kurnazlığıyla hareket ederek büyük bir maddi servet elde edebilir ve bu dünyada kazanan taraf gibi görünebilir.

Vicdanın sesine göre irade koyan kimse ise kaybetse bile Allah katında kazanan taraftadır. Bu iradeyi ortaya koyabilmek, Allah’a ve ahiret gününe sadece sözle değil, özde inananların gösterebileceği bir duruştur.

İnananların gerçek kazancı, dünyadaki sonuçlardan bağımsız olarak, manevi hesap defterine yazıldığına inanılan kazançtır. Vicdanın sesini dinleyerek dünyevi bir zarara razı olmak, anlık bir kayıp gibi görünse de karşılığı yüksek dereceli ve ebedî bir kazançtır.

Bu tür bir iradeyi gösterebilmek, yani kârı değil hakkı gözetmek; yalnızca lafta inananların değil, inancını eyleme ve ahlaka dönüştürenlerin sergileyebileceği bir erdemdir. Bu, aklın kurnazlığa karşı vicdanla kazandığı mutlak bir zaferdir.

İnsan olmak, zekânın sunduğu sınırsız ve kuralsız güce karşı, aklın ve vicdanın koyduğu ahlaki sınırları kabul etmektir. Zekâ bizi yetenekli kılar, ama akıl bizi insan yapar. Hayatın her köşesinde bu iki sesin mücadelesi sürüp gider. Her an, içimizdeki vahşi zekânın kurnazlığını mı dinleyeceğiz, yoksa ehilleştirici aklın vicdanlı sesini mi?

Toplumun genel kabul görmüş yaşamsal düzenine bakıldığında, hangi sesin daha baskın olduğunu görmek zor olmasa gerektir.

Fehmi YAĞLI

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.