
Şarkılarla, müzikle yapılan ihaneti silahla yapamazsınız.
Çünkü silah bedeni hedef alır; müzik ise aklı, kalbi ve kimliği.
Türkiye’de darbeler yalnızca tanklarla, postallarla yapılmadı. Asıl darbeler, şarkılarla, marşlarla, sözde “memleket sevgisi” ambalajına sarılmış melodilerle yapıldı. Toplum, yıllarca farkında olmadan müzik üzerinden uyuşturuldu, yönlendirildi, kandırıldı.
“Bir Başkadır Benim Memleketim” gibi eserlerin arka planı bugün hâlâ konuşulmuyorsa, bu bir tesadüf değildir. Bu ülkede kültür, sanat ve müzik; masum alanlar olmaktan çıkarılıp ideolojik silah hâline getirilmiştir. Milletin damarlarına, şarkılar yoluyla Batıcı, seküler ve kimliksiz bir anlayış enjekte edilmiştir.
Silahla yapılan darbe sokakta görülür; müzikle yapılan darbe ise nesiller sonra fark edilir. Zihinler işgal edilir, değerler aşındırılır, inançlar alaya alınır. İnsanlar “özgürlük” ve “çağdaşlık” masallarıyla kendi köklerinden koparılır.
Bugün hâlâ müziği, sanatı ve kültürü sorgulamadan kutsayanlar bilmelidir ki; bu topraklarda en büyük yıkımlar alkışlar eşliğinde, notalarla, sözlerle yapılmıştır. Ve bu yüzden müzikle yapılan ihanet, kurşunla yapılandan çok daha derin ve çok daha kalıcıdır.
Bu mesele bir sanat tartışması değil; bir zihniyet, bir kimlik ve bir istiklal meselesidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”