islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Çok Bulutlu
16°C
Pazar Az Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Az Bulutlu
19°C

DAĞILAN AİLE KURUMU NASIL KURTARILACAK?

DAĞILAN AİLE KURUMU NASIL KURTARILACAK?
31/12/2025 09:15
A+
A-

DAĞILAN AİLE KURUMU NASIL KURTARILACAK?

Memleketin en yetkili ağızlarından sürekli, ailelerin dağıldığı, doğum oranlarının düştüğü ve nüfusun giderek yaşlandığı dile getiriliyor. Lakin ne hikmet ise, bu olumsuz gidişin önüne geçilmesi için sadra şifa hiçbir önlem alınmıyor. Yıllardır konuşulan, dertlenilen ve son dönemde ayyuka çıkan bu şikâyetler, tedbir alması gerekenlerce hiçbir tedbir alınmadan eski tas eski hamam devam ediyor.

Peki, aile kurumu nasıl kurtulacak?

Öncelikle şunu ifade etmekte fayda vardır ki, tüm bozulmaların, yozlaşmaların, fitne ve fesadın kaynağı, Allah’ı, peygamberi, dini hiçbir işinde hiçbir şekilde dikkate almayan taguti olan şirk düzenidir. Yapıp ettikleri işlerde “Allah acaba bu yaptığımıza ne der?” diye sorulmayan hiçbir siyasi sistem, insanlara huzur veremez, getiremez. Kimse de bu cari düzenden huzur beklemesin.

Buna rağmen bir şeyler yapılabilir mi? Eğer yetkili ve etkili rical şikâyetlerinde samimi ise belki şunlar yapılabilir.

1- Öncelikle kadın evinin hanımı yapılmalı, anne olduğu gerçeği asla unutturulmamalıdır. Allah-u Teâlâ kadının fıtraten anne olsun, erkeği de baba olsun için yaratmıştır. Bir kadının asli ve fıtri görevi anneliktir. Annelik hislerini unutan bir kadın, ne kocasına iyi bir eş, ne de evlatlarını terbiye edebilen iyi bir mürebbi olabilir, nede topluma faydalı bir fert olabilir. Kadın ekonomik, sosyal, siyasal vb. nedenlerle evinden çıkarılmamalı, merhametsiz kapitalist üretimin fabrikalarında, erkeklerle yarıştırılmamalıdır. Malumdur ki kapitalist üretim için erkek kadın her işçi, fabrikadaki makinaların bir dişlisinden farklı değildir. Hatta makinelerin dişlileri, bir işçiden daha önemlidir.

2- Ailelerin dağılmasından, boşanmaların çoğalmasından, doğum oranlarının düşmesinden sürekli şikâyetçi olan devlet ricali, eğer bu endişelerinde samimi iseler, yapacakları çok basit icraatlar var. Bunlar televizyon ekranlarından ifsat saçan, lağım çukurunu, her türlü ahlaksızlığı normalleştiren dizileri, gündüz akşam kuşağı ahlaksız kadın programlarını derhal yayından kaldırmalıdır. Bir toplum her türlü sıkıntının üstesinden gelebilir, lakin illaki ahlaklı olmakla bunların üstesinden gelebilir. Dinsiz imansız yetişen nesillerden, ahlaklı davranmaları beklenemez.

3- Devlet ricali her türlü müsrifliği bırakarak, kadının evde kalabileceği, anneliğini ifa edebileceği ve çocuğuna mürebbi olabileceği ekonomik imkânları, evin reisi olan kocasına sağlamalıdır. Ailesini geçindirebilecek bir gelire sahip olamayan erkeklerin, geçim sıkıntısı nedeniyle kadınları da çalışmak zorunda kalmaktadır. Eğer şikâyet konusu olan meselede devlet ricali samimi ise, bir babanın rahatça evini geçindirecek ekonomik imkânları sunmalıdır.

4- Ailelerin dağılması, boşanma oranlarının çoğalması, doğum oranlarının düşmesi, en nihayetinde Batı tipi bir toplum olma özentisinin sonucudur. Devlet ricali Batıya özenmekten, Batı ile birlikte bir gelecek hayali kurmaktan, Batıda ne varsa almaktan vaz geçmelidir. Batıdan ithal sosyal projelerden, Batının insan ve aile tanımlamalarına sempati duymaktan uzak durmalıdır. Aile kurumunu başına feministleri, KADEM mensuplarını, Batı hayranı yerli yabancıları getirmekten vaz geçmeli, kendi dinini, örfünü, gelenek ve göreneklerini bilen, onlara bağlı olan kişiler getirilmelidir.

5- Çocuklarımız, laik Kemalist eğitim kıskacından kurtarılmalı, nesillerimizin ifsadının önüne geçilmelidir. LGTB gibi sapkın eğilimlere fırsat verilmemeli, müsamaha gösterilmemelidir. “Toplumsal cinsiyet eşitliği” gibi ailenin temeline dinamit koyan uydurma söylemlerden uzak durulmalıdır. “İş insanı” tabirinin büyük bir aldatmaca olduğu akılda tutulmalı, erkeğe erkek, kadına da kadın olarak hitap edilmelidir. İş adamı ise, iş adamıdır. İş kadını ise iş kadınıdır. Erkek ve kadın arasındaki farkı kaldırmak, akıllı idarecileri yapacağı iş değildir.

6- Devlet kademelerine memuriyet alımlarında, özel sektörde işçi alımlarında, iş önceliği erkeklere verilmeli, geçimlerini sağlayacak maddi imkânlar sunulmalı, erkelerin bir aile reisi olmak yolundaki tereddütleri ortadan kaldırılmalıdır. İşçisinin sırtında milyon dolar kazanan patronlar da elini taşın altına koymalı, her yıl askeri ücret komedisi yaşanmamalıdır.

7- Özel eğitim kurumları kapatılmalı, bütün devlet okulları özel eğitim kurumları gibi hizmet vermelidir. Zira bugün çocuklarının eğitimi, gelecek kaygısı, iş imkânları gibi sorunlar, hem yeni ailelerin kurulmasına mani olmakta, hem de mevcut ailelerin sağlıklı bir yapı olarak yürümesinin önüne geçmektedir.

8- Süresiz nafaka zulmünden vaz geçilmeli, erkek kadın karşısında ezdirilmemelidir. “Batı istedi biz yaptık” gibi kör taklitçilik, şikâyet edilen meselenin derinleşmesine, önüne geçilmez bir hal almasına sebep olmaktadır. Bizim bize ait, kökü dinimize dayanan örfümüz, geleneğimiz, kültürümüz vardır ve asırlardır bu temel üzerinde aile kurumumuz dimdik ayakta durmuştur. Tekrar bu normlara dönülmeli, geniş aile kültürü yeniden topluma kazandırılmaya çalışılmalıdır.

9- Sürekli “güçlü kadın”, “başarılı kadın”, “kadın eli”, “kadınların gücü” gibi söylemlerden vaz geçilmeli, kadınlar üzerinde “Kavvam” olan erkeğin onuru kırılmamalıdır. Sonuçta ailenin geçimini üstlenen evin reisi olan erkektir. Erkeğin onuru kırılırsa, aileden eser kalmayacağı ortadadır.

10- Mimari yapılaşma tamamen değiştirilmeli, dikey değil yatay mimariye geçilmeli, bütün evler bahçeli olmalıdır. Aileler konteynır gibi evlere sıkıştırılarak yaşamaya mahkum edilmemelidir. Bahçeli evler hem komşuluk ilişkilerini yeniden yeşertecek, hem de çocukların kendilerine ait oyun alanları olacaktır. Anne baba ve çocukların nefes alacak açık alanları alacaktır.

Bu konuda daha birçok şey sıralanabilir, biz bu kadarla yetinelim. Bütün bunlar, cari olan laik seküler düzende bile yapılabilecek işlerdendir. Yeter ki bu meseleyi dert edindiğini dillendirenler samimi olsun.

YAKUP DÖĞER

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.