
Sabahın ilk ışıklarıyla bahçeye çıktığınızda, iki dal arasında gerilmiş incecik bir örümcek ağına rastlamışsınızdır. Güneş ışığı çiğ damlalarına vurunca, sanki gökyüzünden yere indirilmiş kristal bir dantel gibi parıldar. O an çoğumuz sadece güzel bir manzara görürüz. Oysa biraz durup düşünsek, karşımızda küçücük bir canlının inşa ettiği olağanüstü bir mühendislik eserinin durduğunu fark ederiz.
Belki de Allah, bazen en büyük hakikatleri en küçük varlıklarla anlatmayı murat etmiştir.
Kur’an-ı Kerim‘de adına sure indirilen nadir canlılardan biri de örümcektir.

“Allah’tan başkasını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumuna benzer. Şüphesiz evlerin en çürüğü örümcek evidir. Keşke bilselerdi.”
(Ankebût Suresi, 41. ayet)
İlk bakışta bu ayetin sadece örümcek ağının zayıflığından bahsettiği düşünülebilir. Oysa ayetin verdiği mesaj çok daha derindir.
Bir örümcek ağını dikkatle inceleyen bilim insanları hayranlıklarını gizleyemiyor.
Örümcek, ne üniversite okur, ne cetvel kullanır, ne bilgisayarla hesap yapar.
Ama ağını öyle bir geometriyle kurar ki;
Daha da ilginci…
Örümcek aynı ağda farklı özelliklere sahip iplikler üretir.
Bazı iplikler taşıyıcıdır.
Bazıları esnektir.
Bazıları yapışkandır.
Bazıları ise örümceğin güvenle yürüyebilmesi için yapışmaz.
Yani tek bir canlı, adeta aynı fabrikada farklı özelliklerde onlarca mühendislik malzemesi üretebilmektedir.

Bilim dünyasının uzun yıllardır çözmeye çalıştığı konulardan biri de örümcek ipeğidir.
Ağırlığına oranla son derece dayanıklı olan bu biyolojik lif, hem yüksek esnekliği hem de sağlamlığıyla dikkat çeker. Bu yüzden araştırmacılar, yapay örümcek ipeği üretmek için yıllardır çalışmalar yürütüyor. Çünkü böyle bir malzeme; tıptan savunma sanayine, tekstilden uzay teknolojilerine kadar pek çok alanda yeni kapılar açabilir.
Demek ki küçücük bir canlının ürettiği bir lif, insanlığın en gelişmiş laboratuvarlarını hâlâ meşgul ediyor.
Örümcek ağları gelişigüzel değildir.
Merkez…
Radyal çizgiler…
Dairesel halkalar…
Gerilim hesapları…
Esneme payları…
Hepsi belirli bir düzen içindedir.
Bir mühendis bu sistemi bilgisayarda tasarlasa, uzun hesaplar yapması gerekir.
Peki birkaç milimetrelik beyne sahip bir canlı bunu nasıl başarıyor?
İşte tam burada iman eden insan şu soruyu soruyor:
Bilgiyi örümceğe kim öğretti?
Kur’an’ın cevabı nettir:
“Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra da ona yol gösterendir.”
(Tâhâ Suresi, 50. ayet)
Ankebût Suresi‘nde geçen “örümcek evi” benzetmesi bazen yanlış anlaşılır.
Ayet, ağın mühendisliğini küçümsemez.
Tam tersine, bütün bu kusursuz yapıya rağmen örümcek ağının dış etkilere karşı korunaksız olduğunu hatırlatır.
Yani Allah’ın verdiği mesaj şudur:
İnsan, hayatını Allah’ın dışında dayanaklar üzerine kurarsa, ne kadar gösterişli görünürse görünsün, en küçük sarsıntıda çöker.
Örümcek ağı son derece ustaca örülmüştür; fakat fırtınaya sığınak olamaz.
Aynı şekilde servet, makam, güç veya insanlar da kalıcı güven kaynağı değildir.
Gerçek sığınak yalnızca Allah’tır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”