
BDDK’nın son verileri bir başarı öyküsü değil, bir toplumsal imha raporudur! Türk bankacılık sektörü, 2025’in ilk 11 ayında 842,8 milyar lira net kâr elde ettiğini ilan etti. Bu rakam, sadece bir kâr istatistiği değildir; bu, emeklinin sofrasından çalınan ekmeğin, asgari ücretlinin ödeyemediği kiranın ve evlenemeyen gençlerin çalınan geleceğinin banka kasalarına istiflenmiş halidir.
Bankalar bugün, tarihin gördüğü en korunaklı, en dokunulmaz ve en acımasız mekanizmalar haline gelmiştir. Aktif büyüklüğü 45 trilyon liraya ulaşan bu devasa yapı, kendi değerini üretmiyor; halkın borcundan, çaresizliğinden ve yokluğundan besleniyor. İnsanları ev sahibi olma hayaliyle 10 yıllık faiz prangalarına vuran, arabasını yenilemek isteyeni banka kapısında köle eden bu düzen, modern bir kölelik sisteminden başka bir şey değildir.
Şimdi, bu sömürü çarkına göz yuman, bu devasa vurgunu “ekonomik istikrar” diye ambalajlayan siyasetçilere Mirat Haber olarak en sert soruları yöneltiyoruz:
Bankalarla gizli bir ortaklığınız mı var? Halk açlık sınırının altında can çekişirken, bankaların bu denli fütursuzca zenginleşmesine neden barikat kurmuyorsunuz?
Kimin vekilisiniz? Meclis koltuklarında oturup bankaların kâr rekorlarını izlemek, milleti faiz lobilerinin insafına terk etmek değil midir?
Bu sessizlik neden? Asgari ücretliyi enflasyona ezdirenler, emekliyi sokağa çıkamaz hale getirenler, konu bankaların faiz kârları olunca neden “piyasa ekonomisi” masallarına sığınıyorlar?
Siyaset mekanizması, bankaların halkı iliklerine kadar sömürmesine yasal zemin hazırlayan bir büroya dönüşmüştür. Eğer bir iktidar ve muhalefet, bu kâr rakamları karşısında ayağa kalkmıyorsa, bu sömürüye ortaktır!
Mevduat hacminin 26 trilyon liraya, kredilerin 22 trilyon liraya dayanması, toplumun neredeyse her ferdinin bir banka şubesine zincirlendiğini gösteriyor. Barınmak için bankaya, binmek için bankaya, hatta yaşamak için bankaya mahkûm edilen bir halk, hür bir halk değildir. Siyasi yapıların bu tabloyu doğal kabul etmesi, toplumsal çöküşün asıl tetikleyicisidir.
Faiz düzeni, sadece bir ekonomik model değil, ahlakı ve vicdanı çürüten bir sistemdir. Bankaların kârlarını “rekor” diye alkışlayan zihniyet, bu ülkenin helal rızkına göz dikmiştir.
Buradan siyasilere sesleniyoruz: Bankaların koruyuculuğunu yapmayı bırakın ve halkın gerçek düşmanı olan bu faizli sömürü düzenine karşı haysiyetli bir duruş sergileyin. Unutmayın ki, bankalar kâr ettikçe bu millet kaybediyor. Ve bu sessizliğiniz, sizi de bu büyük vebalin baş aktörü yapıyor!
@yunuseksi_53
YUNUS EKŞİ
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Allah sizden razı olsun. Tabloyu net olarak sergileyen kaleminize kuvvet.